IMF mektubu nasıl çalındı?

Önceki gün Hürriyet’te küçük bir ölüm ilanı yayımlandı. Nilüfer Yalçın İzmir- Özdere’de vefat etmişti.
Nilüfer Yalçın (1923-2011) Milliyet gazetesinde uzun süre diplomasi muhabiri olarak çalıştı. Abdi İpekçi’nin Ankara’daki gözü, kulağı, en çok güvendiği gazeteciydi. Abdi İpekçi günlük gelişmeleri yazıya dökmeden Nilüfer Yalçın ile mutlaka konuşurdu.
İ.Ü. İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olan Nilüfer Yalçın, Mülkiye’de hocamız olan, eşi Prof. Dr. Aydın Yalçın’ın (1920-1994) başlattığı Forum hareketinin içinde yer aldı. Forum dergisini birlikte yayımlamaya başladılar. ( O yıllar ben de Forum grubunun çömezi idim) Daha sonra Dünya, Öncü, Akşam ve daha sonra da Milliyet gazetesinde çalıştı.
Abdi İpekçi ve Nilüfer Yalçın ile ilgili “tatlı bir hikâyeyi” aktarmak istiyorum.
1978 yılında Ecevit iktidardaydı. Ecevit hükümetinin Maliye Bakanlığı koltuğunda (Daha önceleri Devlet Planlama Teşkilatı’nda müsteşarımız olan, ciddi, otoriter, işine aşırı derecede bağlı) Ziya Müezzinoğlu oturuyordu.
Ecevit hükümetinin IMF ile anlaşma yapmak üzere olduğu haberleri ortalıkta dolaşmaya başladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin IMF ile 1970 yılında yaptığı anlaşmadan sonra ilişkilere ara verilmişti.

Mektuplar birbirine benzer
O yıllar ben Devlet Planlama Teşkilatı’ndan ayrılmıştım. İstanbul’a gelmiştim. Ama dostlarım ve aklım Ankara’da olduğu için gidip gelmeye devam ediyordum. Ankara’da devamlı uğradığım yer Anka Ajansı idi. Müşerref Hekimoğlu, Uğur Mumcu, Teoman Erel, Yalçın Küçük, Altan Öymen gibi isimler Anka Ajansı’nın adını yıldızlaştırıyordu.
1978 yılı Nisan ayında Anka Ajansı’nda Yazı İşleri Müdürü Uluç Gürkan ile sohbet ederken, Ecevit hükümetinin IMF ile anlaşma yapmak üzere olduğu konusu gündeme geldi. Eski bir planlama uzmanı olarak bana “böyle bir anlaşmada neler olabilir?” diye sordular.
“IMF anlaşmaları birbirine benzer. Eski anlaşmalara bakarsanız ne olacağını görürsünüz” deyince, Uluç Gürkan 8 yıl önce imzalanan 17 Ağustos 1970 tarihli anlaşmayı buldu. Masanın üzerine koydu. Ben de eski anlaşmaya bakarak ve o günlerin şartlarını değerlendirerek, anlaşmada neler olabileceğini başladım kâğıda yazmaya... Yazdıklarımı tartıştık. Müşerref Hekimoğlu’nun Pide Kebap 49’dan getirttiği pideleri yedik. Ben İstanbul’a döndüm.
Ertesi gün Abdi İpekçi beni aradı. “Güngör, sende yeni IMF anlaşmasının metni varmış. Ver de yayımlayalım” dedi. Olmadığını söyledim. İnanmadı. “Anka Ajansı gazetelere anlaşmanın ana hatlarını geçti. Anka’ya mektubu sen vermişsin. Neden saklıyorsun?” diyerek çıkıştı.

Nilüfer Yalçın iyi gazeteciydi
Daha sonra neler olduğunu anlayabildim. Anka ajansı, “Yeni IMF anlaşmasının ana hatları” başlığı ile gazetelere bülten gönderince, Abdi İpekçi Nilüfer Yalçın’ı aramış. “IMF anlaşmasını Anka buluyor da, biz neden bulamıyoruz” diyerek çıkışmış. Nilüfer Yalçın, Müşerref Hekimoğlu’ndan mektubun metnini istemiş. Müşerref Hekimoğlu “Bizde mektup yok. Güngör Uras bize mektubun içeriğini anlattı” deyince Nilüfer Yalçın Abdi İpekçi’ye durumu bildirmiş. Bunun üzerine Abdi İpekçi, Ziya Müezzinoğlu’nu aramış. “Mektubu Güngör Uras’a veriyorsunuz da bize neden vermiyorsunuz?” diye üzüntüsünü belirtmiş. Ziya Müezzinoğlu “Bülent Bey ile benden başka kimsede bu mektubun metni yok.. Demek ki TÜSİAD mektubu benim masamdan veya Bülent Beyin masasından çaldırdı” diyerek paniğe kapılmış.
Ziya Müezzinoğlu‘ya hürmetim vardır. Mektubun çalındığı inancını uzun yıllar korudu. Şimdilerde gene dostuz..
Sonuç: Anlaşma imzalandı. IMF mektubunun metni açıklandı. Metindeki bilgiler ve rakamlar daha önce Anka Ajansı tarafından yayınlanan bültende yer alan bilgilere ve rakamlara büyük ölçüde uyuyordu. Abdi İpekçi, “Sen mektubu Anka’ya verdin de bize vermedin” diyerek bana olan kırgınlığını ve de “Mektubu Güngör ele geçirdi de sen geçiremedin” diyerek Nilüfer Yalçın’a kızgınlığını sürdürdü.
Nilüfer Yalçın, Ankara’da olan biteni ilk defa haber alan, işini çok seven, farklı haber kaynaklarını ve haberleri değerlendirebilen bir gazeteci idi. Milliyet’e çok hizmeti geçmiştir. Allah rahmet eylesin.