Kırmızı et üretimi ilk 9 ayda, geçen yıla göre yüzde 12 geriledi. Üçüncü üç aylık dönemde kırmızı et üretimindeki gerileme yüzde 23 oranına ulaştı.

Geçen yılın ilk 9 ayında 902 bin ton kırmızı et üretilmişti. Bu yıl 794 bin ton üretildi.

Geçen yılın ilk 9 ayında sığır eti üretimi 810 bin tondu. Bu yıl 691 bin tona geriledi.

‘Besici eti ucuza satsın’ diyerek et ithal ettikçe, içeride besiciliği yok ediyoruz. Et ithalatına kapı açtıkça, içeride üretim geriliyor.

Bugüne kadar ithalatla besicileri terbiye etmeyi savunanların göremedikleri şu: İçeride kırmızı et üretim maliyetleri yüksek. Üreticinin et fiyatını ithal fiyatına düşürmesi demek zarar etmesi demek.

İthalat kapısı açılınca fiyatlar maliyetin altına inecek endişesiyle besiciler hayvanları kesiyor. Hayvan kesimi artınca fiyatlar biraz düşüyor. Fakat kesilen hayvanların yerine yenileri yetişmeyince fiyatlar gene tırmanışa geçiyor. Bundan önce kaç defa oldu. Ama  hayvan üreticilerini ithalatla terbiye etme sevdası bitmedi.

“Aç kapıları, sıfırla gümrüğü, getir ithal eti... Bak et fiyatları nasıl ucuzluyor... Enflasyon nasıl düşüyor” şeklinde kolay çözümler yok.

Dolarla besleniyorlar

Esas olan üretimin artması. Mera kalmadı. Doğuda hayvan beslenemiyor. Fabrika yeminde ithalat girdisi büyük. Dolar fiyatı arttıkça yem fiyatı artıyor. Besici, ya hayvanlarını kesime yollayarak besicilikten vazgeçecek ya da maliyeti arttıkça et fiyatını artıracak.

Çayır ve meraya çıkamayan büyükbaş hayvanlar kapalı alanlarda kaba yem ve karma yem yiyor.

Kaba yem üretimimiz de talebi karşılayamıyor. Karma yem veya fabrika yemi en az yüzde 50 ithal girdiyle üretiliyor. Yem fiyatları et fiyatlarından çok daha hızlı arttı. 

Tek çözüm, besicilerin yem yükünü azaltacak ekonomi politikaları. Temel’e darağacında son sözünü sormuşlar, “Ha bu da bağa ders olsun” demiş. Besiciliğe soyunan büyük sermaye gruplarının besicilikten nasıl kaçtıklarını unutuyoruz. Geçmişten ders almıyoruz. Ülkede büyük ve modern besi çiftliklerinin kuruluşuna öncülük eden Koç Topluluğu ve McDonald’s 2012’de ithalat karşısında “Türkiye’de besicilik yapılamaz” diyerek besicilikten çekildi.

Büyükler bile dayanamadı

Vehbi Koç’un hayaline dayalı olarak Koç, 1998 yılında Şanlıurfa’da Harranova Çiftliği’ni kurdu. Hedef, 10 bin baş besi, 2 bin baş süt hayvanı yetiştiriciliğine ulaşmaktı. Almanya’dan ithal edilen 300 baş Holstein Friesian cinsi hamile düve getirildi. 2000 yılında besi çiftliği faaliyete geçti. 2012 yılında Koç Topluluğu besicilikten çekilme kararı aldı. O günkü açıklamada “Çiftliğimize yeni besi hayvanı almıyoruz. Alamıyoruz. Çünkü, uygulanan ithalat politikasıyla besi hayvanı almak demek yüzde 30, yüzde 50 zarar etmek demektir. Piyasada ithal karkas et satılırken bizim besicilik yapmamız olanaksız” deniliyordu.

Ünlü hamburger firması McDonald’s, 2000’lerin başında İzmir Tire yolunda 4 bin baş kapasiteli ve Afyon’da 4 bin baş kapasiteli iki çiftlikle besiciliğe başladı. Hükümetin ithalat politikası karşısında McDonald’s besiciliği sürdüremeyeceğine karar verdi. McDonald’s, hayvanları besi süreleri tamamlandıkça keserek sektörden çekildi. O günlerdeki açıklamalarda, “İthalat politikası ve girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle sektörün önünü göremediğini belirten şirket yöneticileri “bu şartlarda Türkiye’de besiciliğin sürdürülemeyeceğini” söylüyorlardı.

Yıl 2017, değişen bir şey yok. İthalat karşısında ülkede besicilik yapanlar maliyetin altında satış yapamayacakları için üretimden vazgeçiyor.