Kriz "sanat pazarı"nı "şimdilik" öldürdü

Kriz "sanat pazarı"nı "şimdilik" öldürdü


Millet iş derdinde, aş derdinde... Şimdi "sanat"ı düşünmenin zamanı mı demeyiniz... Kriz olmayan dönemde millet "sanat"ı düşünüyor mu idi ki?.. Ama, kriz "uffacık" olan pazarı da öldürdü!..
Türkiye'nin sanat pazarının neden "uffacık" olduğunu rakam vererek açıklayayım. İngiltere'de faturaya dayalı antika, resim, heykel alım satımlarının yıllık cirosu 30 milyar dolar dolayındadır. Türkiye'de faturaya dayalı antika, resim, heykel alım satımlarının cirosu 12 ila 15 milyon dolar, bilemediniz 20 milyon dolardır.
Burada ağırlığı antika ve resim müzayedelerinin cirosu oluşturur. O tür müzayedelerin yıllık cirosu 10 milyon dolar dolayındadır. Galerilerin resim ve heykel satışları ise 2 - 3 milyon doları geçmez.
Dışarıda Monet'nin bir tablosu 15 milyon dolardan müzayedeye çıkar 25 milyon dolara satılır.

Türkiye'de bugüne kadar Osman Hamdi'nin bir tablosu 1.2 milyon dolara, bir başka tablosu 700 bin dolara satıldı... Kıyamet koptu. "Türkiye'de 1.2 milyon dolara tablo satılıyor" diyerek ağza sakız oldu.
Krizden sonra ne olacak? Haldun Dosdoğru diyor ki, "Türkiye'de sanat ile ilgilenenlerin sanat piyasasında alıcı olanların sayısı İstanbul'da 3 bin, Ankara'da 2 bin, diğer şehirlerde 2 bin, toplam 7 bin, bilemediniz 10 bin kişidir. Bunlar da krizden maddi olarak az etkilenecek insanlardır. Ama psikolojik olarak etkilenirler. Psikolojik etki bir süre devam eder. Ama sanat ilgilerini yok etmez. Öldürmez.
Ertan Mestçi diyor ki: "Her şeyin kötüye gittiği ortamda, insanları yaşama bağlayan konser, piyes, opera, resim, heykel sergisi gibi sanat etkinlikleri de azalır ise, Türkiye kurur. Biter."
Her şey iyi de, resmi halka sevdiren, resim alsın almasın halkın uğrak yeri olan sanat galerileri resim ve heykel satmadan nasıl yaşayacak? İstanbul'da 150, Ankara'da 100, diğer şehirlerde 150 dolayında galeri var. Bunlardan İstanbul'daki 50, Ankara'daki 50 galeri "aktif - dinamik" galeri... Bu aktif - dinamik galerilerde sergiler sürüyor. Ertan Mestçi diyor ki: "Karar verdik. Resim, heykel satmasak da, sanatın devamı için sergilemeye devam."

Galeri yöneticilerinin ortak bir görüşü var. Genç ressamlarımız heykeltıraşlarımız fiyatlarını dolara sağlayıp fazla şişirdiler. Krizin yararı olacak. Şişmiş fiyatlar inecek. Türk lirasına dönecek. Aydın Cumalı resim sanatını sürükleyen, halka resmi sevdiren sanatçıların büyük işlevleri olduğunu hatırlatıyor. Cevat Dereli, Ali Çelebi, Avni Arbaş, Cihat Burak, Nedim Günsur, Mustafa Esirkuş, Burhan Uygur, Eşref Üren, Adnan Varınca, Nuri İyem, Orhan Paker'in isimlerini veriyor.
Haldun Dosdoğru, unutulan ilk soyutçuların, Mübin, Selim Turan, Hakkı Anlı ve Nejat Devrim'in zamanlarında Batı'daki akımları yakaladığını hatırlatıyor.
Doğan Paksoy, ara kuşağın resim piyasasındaki önemine değiniyor. Ömer Uluç, Komet, Mehmet Güleryüz, Ergin İnan, Mustafa Ata, Neşe Erdok, Alaattin Aksoy, Neşet Günal, Burhan Doğançay, Erol Akyavaş, Abidin Dino ve İlhan Koman'dan bahsediyor.
Haldun Dosdoğru ise, yeni kuşaktan Yavuz Tanyeli, Mevlut Akyıldız, Mahir Güven, Şenol Yorozlu, Doğan Paksoy, Koray Ariş, Alev Ebüzziya, Kemal Önsoy, Ahmet Aksoy, Canan Tolon ve Bedri Baykam'ın isimlerini ve sanatını hatırlatıyor.

Aydın Cumalı diyor ki: "Pazarın küçüklüğü sanatçıların gelişmesini engelliyor. Sadece sanatçıların değil, halkın sanata ilgisinin artmasını da engelliyor. Türkiye'ye yabancı sanatçılar gelerek sergi açamıyor. Türk halkı yabancı sanatçıların resimleri ile kendi sanatçısının resimlerini karşılaştıramıyor. Türk sanatçısı yabancı ile yarışa giremiyor. Dışarı çıkamıyor. İçeride kalınca da hem pazar uffacık... hem de ikide bir krize giriyor. Ölüp, ölüp diriliyor.