Siirt ve Muş meyan kökü tesislerinin hikâyesi

Askeri kötülemek şimdilerde moda oldu. Sayın İshak Alaton “Doğu’da iki yatırımım yandı. Kararı üniformalı, apoletli bir takım adamlar aldı. General Aytaç Yalman bizi kovdu. ‘Güneydoğu’ya yatırım istemiyorum’ dedi” demiş.
Sayın İshak Alaton her halde yakın geçmişi yanlış hatırlıyor. Ben neyin ne olduğunu Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB) Öyküsü isimli kitaptan ve de Siirt ve Muş’ta Meyan Kökü Tesisleri Projelerinin sorumlusu Sayın Erol Üyepazarcı’nın hatıratından aktaracağım. Ama önce bir özet vereyim.
Sayın İshak Alaton’un sözünü ettiği Siirt ve Muş’taki 2 yatırım TSKB’nin önderliğinde yöre kalkınmasına katkı amacıyla ve yöre halkının ortaklığı ile gerçekleştirildi. Daha sonra Alarko, İsrail’den teknoloji getirmek ve ihracat garantisi vaadi ile bedelsiz olarak sermayeden pay aldı. Vaadini yerine getiremedi. Sermaye artırımına katılmadı. İki tesis ortada kaldı.
Şimdi de olan biteni sıralayayım.1970’li yıllarda DPT’nin öncülüğünde sanayinin ülke yüzeyine dengeli yayılabilmesi için “Geri Kalmış Yöreler”e yatırımlarda öncelik verilmesine başlandı. Yöresel birikimleri yatırıma dönüştürmek, sanayi tesislerini bölge halkınca sahiplenmesine yol açmak arayışında, “Halka Açık Şirketler/Hemşehri Şirketleri”nin kurulmasına, sayılarının artırılmasına çalışıldı.
TSKB uzmanları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun değişik şehirlerinde yapılabilecek yatırımlar için projeler hazırladı. TSKB, oluşturulan yöresel şirketlerin sermayesine katkıda bulundu. Başka ortaklar buldu. Kurulan şirketleri işletmeye aldı ve çalıştırdı.

Yatırımı TSKB yaptı
Muş, Siirt ve Ağrı dağlarında kendiliğinden yetişen meyan kökü bitkisini değerlendirmek için Siirt ve Muş’ta 2 meyan kökü fabrikası yatırımı için proje hazırlandı.
O yıllarda Forbes&Andrews isimli bir Amerikan firması, Türkiye’nin değişik yörelerinden toplanan meyan köklerini ucuz fiyat ile satın alıyor, İzmir’deki tesislerinde işleyerek yüksek fiyatla ihraç ediyordu.
TSKB yönetimi, Siirt ve Muş’ta kurulacak 2 tesisin teknolojisinin temininde ve işletilmesinde , ürünlerin dünya pazarına ihracında yardımcı olması için, Amerikan şirketinin rakibi Alman Haribo firması ile anlaştı.
Siirt ve Muş’ta 2 tesis kuracak olan şirkete, Almanlar yüzde 26, Şeker Fabrikaları ve il özel idareleri yüzde 10, TSKB ve İş Bankası yüzde 15 ile iştirak etti. Kalan paylar Almanya’daki işçilere ve yöre halkına satıldı. TSKB projenin gerçekleşmesi için döviz kredisi desteği sağladı.

Pazarda tekel vardı
Ne var ki dünya piyasasına hâkim olan Amerikan şirketi, önce alıcılara baskı kurarak sonra da fiyat dampingi ile Siirt ve Muş’tan ürün ihracını imkânsız hale getirdi. Bunu gören Alman ortak Haribo ortaklıktan çekildi.Teknoloji desteğini çekti
İşte bu aşamada rahmetli Üzeyir Garih ve Sayın İshak Alaton TSKB’ye başvurdular. İsrail’deki bir firmanın dünya pazarında yüzde 20 payı olduğunu, teknoloji açığını kapatacak birikimi bulunduğunu belirterek, “teknoloji ve pazarlama garantisi” karşılığı Siirt ve Muş tesislerine ortak olmak istediler. O günün şartlarında, teknoloji ve pazarlama becerisi için, bir değer biçilerek, Alarko’nun iki şirkete nakit ödeme yapmadan yüzde 40 pay ile ortak olması sağlandı. Bir süre sonra şirketin faaliyetini sürdürebilmesi için nakit sermaye artırımı gereği ortaya çıktı. Alarko, nakit sermaye artırımına katılmayacağını bildirdi. İsrail’den teknoloji ve pazarlama desteği gelmedi. Ve de böylece iki tesis de kapandı.
Terör nedeniyle Botan çayı ve Muş vadisinin belli bölümlerinden meyan kökü toplanamıyordu ama, Adıyaman’dan yılda 50 ton, Gaziantep Nizip’den 75 ton, Batman’dan 100 ton, Urfa’dan 50 ton, Diyarbakır’dan 100 ton, Harran’dan 50 ton meyan kökü toplanıyor ve de işlenmeden ihraç ediliyordu. Sayın İshak Alaton tesisler kapandıktan sonra ham meyan kökü ihracı konusuna da ilgi göstermişti.
Askerler, generaller “üniformalı, apoletli bir takım adamlar” diye kötülenirken, Türkiye’nin sanayileşme tarihi, sohbete meze yapılmasın, çarpıtılmasın diyerek bunları yazmak zorunda kaldım.
(İlgilenenler için kaynak:
TSKB’nin Öyküsü,
Erol Üyepazarcı, 1995)