Sıra “kıdem tazminatı fonu”nda...

Devlet her ay işçiden, işverenden para toplayarak “Kıdem Tazminatı Fonu” kuracak. İşçiye emekliliğinde fondan para ödenecek.
Devlet bundan önce çalışanlar için “Zorunlu Tasarruf Fonu” ve “Konut Edindirme Fonu” adı ile fonlar kurdu. Fonlar çalışmadı. Toplanan paraların dağıtılmasına karar verildi. Ücretlerinden para kesilenler yıllar boyu paralarını geri alamadı.
Kıdem Tazminatı Fonu oluşturma arayışı “İşçiyi Kolay al-Kolay çıkar” düzenleme arayışının bir ayağıdır. Dünya Bankası ve IMF uzmanları yıllardır Türkiye için hazırladıkları raporlarda İngilizcesi “Easy hire-Easy fire” (Kolay al-Kolay çıkar) olan bu tür bir düzenlemenin yapılmasını öneriyorlar.
Kolay al-kolay çıkar uygulamasına geçilmesi ile, “Esnek Çalışma Şartları”nın sağlanacağı işverenin rekabet gücünü artıracağı ileri sürülüyor.
Esnek Çalışma Şartları düzenlemesi 3 farklı alanda değişikliği hedef alıyor.
1) Kıdem tazminatı uygulaması değiştirilecektir. Kıdem tazminatında işverenin yükümlülükleri kaldırılacaktır.
2) Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilecektir.
3) İşverenin ücrete bağlı sigorta ve vergi mükellefiyetleri azaltılacaktır.
Kıdem Tazminatı uygulaması 1936 yılında başlamıştır. 1975 yılından bu yana süren uygulamaya göre (basit anlatımı ile) işvereni 1 yıldan fazla süredir işyerinde çalıştırdığı işçiyi (sebepsiz olarak) işten çıkardığında veya işçinin emeklilik süresi dolduğunda, işçinin çalıştığı her bir yıl için 30 günlük giydirilmiş bürüt ücreti tazminat olarak öder. Yıllık tazminat ödemesinin her yıl tavanı değişir. Bu yılın tavanı 2.623 TL’dir.
Kıdem Tazminatı işçi için 2 yönlü güvencedir. (1) İşveren, sebepsiz yere işçileri işten çıkarmakta zorlanır. (2) İşçi sebepsiz yere işini kaybeder ise ve emekliliği geldiğinde eline bir miktar birikmiş para geçer.




“Dink” dosyasını eşeleyen Nedim 203 gündür tutuklu


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26/8 /2011 tarihli 134 sayfalık iddianamesinin 97-105 sayfalarında 7 numaralı şüpheli Nedim Şener‘in neden yakalandığı anlatılıyor. Nedim Şener’in Hrant Dink’in gerçek katillerinin yakalanması, Hrant Dink‘in öldürülmesi öncesi ve sonrasında “Cemaatin“ polis teşkilatı içindeki etkinliği konusunda gazetede yazdıkları ile ”Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat” ismi ile yayımladığı kitap üzerinde duruluyor.
İddianamenin sonunda da başsavcılık iddiasını ortaya koyuyor, deniliyor ki ”Ergenekon Silahlı Terör Örgütü’nün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunmamakla birlikte, örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda örgütsel doküman hazırlama amaçlı örgüte yardım ettiği anlaşılmakla, üzerine atılı eylemlerine uyan; Türk Ceza Kanunu’nun (...) maddeleri delaletiyle ve Terörle Mücadele Kanunu’nun (...) maddesi gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.”
Uzun hikâyesinin sonunda gazeteci Nedim Şener, iddianamede açıklıkla yazıldığı gibi “Ergenekon Örgütü yapısı içinde bulunmamakla birlikte” 203 gündür tutuklu durumda.
Şimdi gelelim olan bitenin bir başka yanına. Geçen hafta İstanbul’da Hrant Dink Vakfı (Başında Hrant Dink’in kızı var. Vakfın en etkin üyesi Hrant Dink’in eşi) bir toplantı düzenledi. Toplantıda yılın Hrant Dink ödülü Ahmet Altan’a verildi. (Ahmet Altan bu ödüle layıktır. Kendisini kutlarım). Buraya kadar her şey normal de bundan sonrası anormal... Bu toplantıda Hrant Dink’in aile üyeleri ve dostları, baştan beri Dink’in gerçek katillerinin yakalanması, bu konuda polis teşkilatı için de ihmali olanların ortaya çıkarılması için çaba gösteren, gazetede yazan, kitap çıkaran ve büyük ölçüde bu faaliyeti nedeniyle Ergenekon bahanesi ile tutuklanan 203 gündür tutukluluğu devam eden Nedim’in adını ağızlarına almadılar. Nedim’i hatırlayan olmadı.
Uğur Mumcu-Uğur Alacakaptan’ın anlatımı ile Nedim Şener “Fuzuli Vekâlet”e soyunmuş bir gazeteci durumuna düşürüldü. Ne denilir ki? “Madem fuzuli vekâlete soyundu... Tutuklanması, tutuklu kalması vaciptir... Sesini çıkartmasın!”