Glifosat davası

Ülkemizde de kullanılan bir tarım ilacı olan glifosat dava konusu olmaya devam ediyor

Dünyanın en popüler davalarından biri glifosat davası. Glifosat, ot öldüren bir kimyasal. Bu kimyasalı bulan ve üreten firma; meşhur Monsanto. ABD’nin en büyük biyoteknoloji şirketiydi. Yakın zamanda Alman kimya devi Bayer tarafından satın alındı. Yargı konusu olan şey ise, Monsanto’nun ürettiği glifosat etken maddeli tarım zehri; Roundup. Büyük kısmı ABD’de olmak üzere binlerce çiftçi Roundup nedeniyle Monsanto’ya dava açtı. Davalarda temel iddia; bu kimyasalı topraklarına uygulayan çiftçilerin kansere yakalandığı...

Davalar, zaman zaman milyonlarca dolarlık tazminat cezalarıyla dünya basınında yer alıyor. Her ne kadar biraz uzağımızda olsa da gelişmeler aslında bizi de yakından ilgilendiriyor. Zira Roundup, Türkiye’de de kullanılan bir tarım kimyasalı. Bu nedenle çevreci avukatlardan Senih Özay, glifosat davasına benzer bir süreci Türkiye’de başlattı. Bergamalı 2 çiftçiyle birlikte ilgili bakanlıktan glifosat içeren tarım kimyasalının yasaklanmasını isteyen Özay’ın açtığı davaya hem bakanlık hem de Monsanto dilekçe gönderdi. Bakanlığın yazısı oldukça ilginç.

Glifosat davası

Kanser hükmü yok

Usul ve esas yönünden davanın reddini talep eden bakanlık, mahkemeye gönderdiği yazıda; uluslararası raporlar ışığında glifosatın kanserojen ve endokrin bozucu olmadığını belirtmiş. Dilekçede, Avrupa Kimya Ajansı ve ABD Çevre Koruma Ajansı’nın 2017 tarihli glifosata ilişkin risk değerlendirme raporları baz alınmış. Ayrıca Avrupa Birliği’nin glifosatla ilgili gözden geçirme raporunda bulunan, “Toksikolojik ve kanserojen olarak sınıflandırılmadığı, endokrin bozucu özelliklere sahip olmadığı” saptamaları da yer alıyor dilekçede. Davaya müdahil olan Monsanto da mahkemeye sunduğu dilekçesinde, glifosat etken maddesinin genotoksik (kanserojen) olduğuna ilişkin iddianın bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu savunuyor ve “Dünya çapında glifosatın kansere yol açması nedeniyle verilmiş tek bir kesin mahkeme hükmü yok” diyor.

Zehirsiz sofra mümkün!

Türkiye’de glifosata yönelik bir yasak ya da ceza şu an için pek muhtemel gözükmüyor. Zaten davayı başlatan avukat Senih Özay da amacının para kazanmak değil, çiftçi örgütleri ve tüketici oluşumlarını harekete geçirmek olduğunu söylüyor. Senih Özay, çevre savucularının özellikle de İzmir’deki hukuk çevresinin yakından tanıdığı bir isim. Aynı zamanda oyuncu ve senarist Gupse Özay’ın babası. “Sonuç çıkmasa bile önemli olan gürültü edebilmek” diyen Özay, şirket yöneticilerini Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne de şikayet etmiş. Glifosat konusunda dünyada epey gürültü kopmasına rağmen Türkiye’deki suskunluk kendisini hayal kırıklığına uğratmış. Aslında tarlalarda kullanılan zehirlerin insan sağlığına ve çevreye verdiği zarara yönelik endişe her geçen yıl daha geniş bir tabana yayılıyor. Son olarak ekoloji temelli 68 sivil toplum örgütü, “Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı”nı kurdu. Ağın hedefi, pestisit kullanımının azaltılması için kampanya başlatmak. Önümüzdeki dönemde pestisitlerin zararlarına dair uluslararası bir konferans gerçekleştirilmesi planlanıyor. O konferansın önemli başlıklarından birinin glifosat olacağına şüphe yok.