Zeytinyağındaki yeni merak; Oleocanthal

Beslenme ve sağlık ilişkisinin farkına varan belli bir çevre, zeytinyağını ilaç olarak görüyor. Butik üreticiler ve bilim, artık zeytinyağının tıbbi aromatik yönüne odaklanmış halde.

Uluslararası e-ticaret sitesinde litresi 1000 liraya satılan bir zeytinyağı var. ‘Neden bu kadar pahalı’ diye araştırdığınızda, karşınıza zeytinyağının önemli fenolik bileşenleri; oleuropein ve oleocanthal çıkıyor. Etikette, zeytinyağının bu bileşenleri yüksek seviyede içerdiği belirtiliyor. Bahsettiğim ürün, bir Yunan üreticiye ait. Benzer üretimler Avrupa’da da hızla artıyor.

‘Oleuropein’i daha önce yazmıştık. Zeytin ağaçlarını hastalık ve zararlılardan koruyan önemli bir madde. Güçlü bir antioksidan. Oleocanthal ise tıbbi zeytinyağı üreticilerinin peşinde olduğu yeni bileşen. Dünya, son 10 yıldır bu bileşeni araştırıyor. Özellikle nörolojik çalışmalar, ‘oleocanthal’ın Alzheimer hastalığına karşı etkilerine odaklanmış durumda. Alzheimer vakalarında, amiloid türevli proteinlerin rolü öne çıkıyor. Bu proteinlerin sinir hücrelerinde ve beyin boşluğunda birikmesi sonucu Alzheimer hastalığının oluştuğu değerlendiriliyor. İşte bu noktada da ‘oleacanthal’ın ADDL’lerin durumunu iyileştirmeye ve üretimini azaltmaya yönelik pozitif etkisine odaklanılmış. Zeytinyağındaki, hidroksi tirozol, tirozol ve oleuropein gibi bileşenlerin arasında en ciddi biyoaktiv etkinin oleocanthaldan kaynaklandığı bazı çalışmalara yansımış. Umut verici sonuçlar alınsa da hastalığın tedavisinde terapötik ajan olarak kullanımı için ek araştırmalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor.

Zeytinyağındaki yeni merak; Oleocanthal

Keskin acılık

Peki oleocanthal, bizim zeytin veya zeytinyağlarımızda var mı? Bu sorunun yanıtı, maalesef meçhul. Çünkü Türkiye’de henüz bu bileşeni test eden bir merkez yok. O yüzden yağlarımızda hangi oranda bulunduklarına dair bir veri yok. Sadece şunu biliyoruz; bu maddenin varlığı zeytinyağına acılık katıyor. Hatta bu acılık, çürümeyi andıran bir acılık. O yüzden keskin bir acılığa sahip zeytin ve zeytin yağlarının fenolik bileşenler yönünden daha zengin olduğu değerlendiriliyor. Tıbbi zeytinyağının peşinde olanlar aynı zamanda acılığın da peşinde.

Butik Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Derneği Başkanı Atilla Totoş ise, oleocanthalı tespit edebilmenin çabası içinde. “Bu maddeyi ölçtürebilmek için çalmadığım kapı kalmadı. Sonunda bir üniversite söz verdi hazırlığını yapıyor. Türkiye’ye has birkaç çeşitteki oranından çok umutluyuz” diyen Totoş, Alzheimerla ilgili bulgulardan sonra oleocanthala yönelik ilginin dünya çapında hız kazandığını söylüyor: “Türkiye’nin 91 çeşit zeytini var. Bunların hangisinde bu maddeler zengin, devlet bunu acilen araştırıp bu tarz üretimi desteklemeli. Zeytinyağı artık dünyada tıbbi aromatik yağlar sınıfına girdi. Biz ise pişirme yağı olarak görüyoruz hâlâ. Bu maddenin konsantrasyonunu bulsak bile etikete yazamıyoruz. Oysa Avrupa, ABD’deki üreticiler bunu anons edip yağının kıymetini artırıyor.”

Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği’nden Dr. Fahri Yemişçioğlu da, tıbbi çalışmalara en fazla konu olan fenolik bileşenin oleocanthal olduğuna dikkat çekerek, “Zeytinyağının sağlık ilişkisini takip eden bilinçli bir kitle oluştu. O kitle acılık ve yakıcılığın olumlu bir kriter olduğunu öğrendi. Fenolik yoğunluğu yüksek bir zeytinyağını bir yudum içseniz 10 dakika öksürürsünüz. Artık o yağın, droga yani gıda takviyesine dönüşmüş halidir” diyor.

DİĞER YENİ YAZILAR