İZMİR’İN KIZLARI MI, TRABZON’UN KADINLARI MI?

Eklenme Tarihi11.03.2010 - 2:20-Güncellenme Tarihi11.03.2010 - 2:31

Ülkenin en işveli, cilveli kadınları İzmirli olanları. Güzellikleri dillere destan, kadınlıkları bilumum  takdir törenlerini toplayan, ‘ölmeden once yapmanız gerekenler’  listesine ‘en az bir İzmirli kızla aşk yaşamak’ maddesini altın harflerle yazdıran o fettan kadınlar. Hiç düşünürler mi, neden bu kadar şakşaklanırlar? Düşünmemekte haklılar. “Güzelim, işveliyim, zekiyim. İstediğim erkeği elde ederim!” mottosuyla nefes almanın tadını çıkarırlar.
Trabzonlu kadınlar da öyle anılmak isterler aslında. İzmirli kadınların önüne gelen onca cazibeli sıfata karşı onların payına hep ‘çilekeş’ olmak düşer. Güzelseler güzeldirler, değilseler de değildirler. Şanslarını zorlamayı, kendilerini süslemeyi hiç bilmezler.Ah ama onların şansı, kıymetlerini iyi bilen, en az üç defa yedekledikleri kadınlarından özür dileme büyüklüğünü göstermekten çekinmeyen erkekleridir. Affedilmelerini birlikte kutladıkları kişiler de genellikle yedekleridir!

‘Çilekeş sanılan stil’in parçaları
İzmirli kadınlar, erkek arkadaş adayıyla geçirdiği ilk buluşmayı birkaç paragrafta anlatan, su gibi kolay okunan ‘Sex and The City’nin Carrie’si gibidir. Trabzonlu kadın bütün gününü ormanda geçirir, eve gelmeyen boyfriend’ine ya da kocasına söylemek istediği birbirinden ‘cici’ bir sürü kelimeyi, yapmak isteyip yapamadıklarını, beklemekten ne kadar bunaldığını 500 sayfalık bir roman yapar. Sizce hangisini okumak daha çok sıkar?
Ancak Pucci’nin sarılı bikini elbisesi yakışır İzmir’in ‘ebedi kız’ kadınlarına. Büyük boyfriend-erkek arkadaş ceketi de Trabzon’un asla taze kalamamış kadınlarına. ‘Çilekeş sanılan stil’in en gözde parçasıdır bu ceketler. Çoğu zaman hiçbir işe yaramayan erkeklerin ceketleri sayesinde yüklerini omuzları acımadan, canları yanmadan taşır Trabzonlu kadınlar.
Hep çalışırlar. Hayata çalışarak karışırlar. Onlar çalışırken erkekleri deniz kenarında yedekleriyle hayatın tadını çıkarırlar. İstediklerini yapsınlar ama lütfen artık ‘Karadeniz kadını’nın ne önüne, ne arkasına ‘çilekeş’ sözcüğünü koysunlar.
Bir ordu adamın arasına yollasanız  ‘sağlam’ döner derler Trabzon kadını. Niye, kimseyi bulamaz mı? Bulmaz! Ona ‘edepli sabır’ yaraşır! O da pasif direniş konumuna geçerek savaşır. Öncelikle bekler. Lanet yağmurun dinmesini, güneşin çıkmasını, erkeğin eve dönmesini. Çalışır. Unutmak için, direnmek için. Dışarıda bir hayat kurabilmek için.

Uyuyakalmanın hazırlığı
Akşam eve gelse de beklenenler, sofra en geç yarım saatte kaldırılır. İzmirli kızların güzel mezeleri ve tatlı sohbetlerine uzaktan hevesle bakılır. Kara lahana ve mısır ekmeğinden oluşan bir mönü flörtleşmenin değil, ancak sıkıntıdan patlayarak uyuyakalmanın hazırlığıdır. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi başlarında bir de Trabzon’un ‘milliyetçi etiketi’ belası var. Kamusal alan konusu milliyetçiliğin, Trabzon’da özel alana bile dahil edilmeyen kadınlarla gerçekte ne kadar ilgisi var?
İzmirli kızlar ‘cilveli’, Trabzonlu kadınlar ‘çilekeş’. İkisi de böylece kontrol altındalar. Bari burada biraz adaletli olsalardı da Trabzonlu kadınlara daha arzulanabilir bir sıfat bağışlasaydılar!
İzmir’in güzel kızları. Hep güzel kalacaksınız. Elbiseleri en cilveli halinizle taşıyacaksınız. Trabzonlu kadınlar, madem ceket gardırobunuzun yönetmeni, en gözde olanı, Balmain’ınki yaz sezonunda ilham kaynağınız olmalı.

Etiketler