ABD’ye nasıl güveneceğiz?

İnanılmaz olanı, Türkiye’nin 67 yıldır müttefiki olan, içimizi dışımızı, gizlimizi aşikârımızı bilen, bilmesi gereken ABD’nin, “Türkiye Osmanlı topraklarına tekrar girerse, bir daha çıkmaz!” hükmüyle, bizi DAEŞ’le savaşa ortak etmeyip de resmen kendi kayıtlarında terörist olarak kayıtlı bir örgütle iş birliği yapmasıydı. İşte her şey bu noktadan sonra bozuk gitmeye başladı. “DAEŞ’le savaşıyoruz. Ama bizim ortaklarımıza dokunmayın” diye, PKK/PYD/YPG’nin her seferinde önüne dikilen Amerikan askerleri, sonunda bir deli başkanın bir kriz anında verdiği kararla (belli ki istemeyerek) şimdi Suriye’yi tümden terk ediyorlar. Yıktıklarını, yok ettiklerini geride öylece bırakarak.

Buna karşılık, babasının kucak açtığı PKK’ya, PYD olarak örgütlenme ve YPG olarak silahlanma imkânı veren Beşar Esad, şimdi aynı PKK’nın kefenini-tabutunu hazırlıyor. Üstelik, ABD tarafından terk edildikten sonra, kapısına gelip, önünde diz çöküp, ayaklarına kapanan PYD’nin kul köle olma tekliflerini geri çevirerek! Esad bunu yapar mıydı? Asla! ABD’nin bıraktığı yerden PYD’nin hamiliğini tekrar devralır ve Türkiye’nin üzerine saldırmalarını sağlardı.

Peki, ne oldu? Devreye Erdoğan’ın diplomasisi ve Putin’in Türkiye’nin Suriye’nin siyasal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygısı olduğu sözüne güveni girdi. O Rusya ki bir anlamda Osmanlı için sonun başlangıcı olan Kırım Savaşı (1853-56) ve 93 Harbi (1877-78) ile başlayan kötü ilişkileri uzun yıllar sürdürmüş, kendisine duyulan milli güvensizliğimiz halk deyimlerine konu olmuş bir ülkeyken... O Rusya ki PKK’yı hâlâ terör örgütü olarak tanımayıp, Moskova’da şu ya da bu ad altında varlık göstermesine imkân verirken, Türkiye’nin Suriye’ye temelli girmediğini, girmeyeceğini kabul ediyor.

Beşar Esad artık istese de PKK/PYD’nin 15 gün önceki konumuna gelmesini sağlayamaz; sağlamak da istemez. Çünkü onun adına, şu dünyadaki tek müttefiki Rusya, Türkiye’ye ucu açık bir ortak devriye sözü verdi. Irak-Suriye-Türkiye sınırının birleştiği noktadan İdlib sınırına kadar olan bölgede artık ne PKK ne de başka bir terörist örgüt yuvalanamaz, Türkiye’yi tehdit edemez.

Suriye’deki tek derdinin 8 yıldır bedava kullandıkları Suriye petrollerine çökmeye devam etmek olduğunu söyleyen ABD’ye gelince...

ABD’nin sadece Türkiye’nin Suriye’nin toprağında gözü olmadığı sözüne inanmamakla kalmadığı ama gerçekte çok kötü bir Türkiye algısı olduğu anlaşıldı. 10 bin TIR dolusu ve 35 bin kişiye yetecek kadar olduğu anlaşılan silah ve mühimmat, üniforma, sağlık yardımı, ABD’den gelen paket yiyecekler (ve onları ısıtmak için mikro dalga fırınları!) ve saire ve saireyle bir ordu yarattığını zanneden ABD, bunların Türkiye’nin karşısında kaç saat dayanabildiğini gördü mü?

Amma küçümsemiş 67 yıllık müttefikimiz Türkiye’nin gücünü, iradesini, siyasetini! Adeta bizi adam yerine koymamış bu Obama’lar, Hillary’ler, Mattis’ler, McGurk’lar.

Bundan sonra NATO kimin için ne anlam taşır göreceğiz; ama ABD adı, Türkiye için artık güven ifade etmez.