Avrupa Amerika’nın maskesini indirdi

Aralarında eski başbakanlar, dışişleri bakanları, AB yöneticileri, NATO’nun iki eski genel sekreteri, akademisyenler ve yazarların bulunduğu 40 aydın, Guardian gazetesine yazdıkları mektupta, içeriği ne olursa olsun, ABD’nin hazırladığı Ortadoğu Barış Planı’nın reddedilmesi çağrısında bulundu. ABD Başkanı Trump’ın başdanışmanı Jared Kushner tarafından hazırlanan plan bugün yarın açıklanacak.

Avrupalı liderlerin, henüz son şeklini görmedikleri bir planın reddini istemeleri garip görünebilir. Ancak, burada reddi istenen şu şu maddeler değil; Trump işbaşına geldiği ve Jared Kushner’i İsrail-Mısır dosyasından sorumlu başdanışman atadığı günden beri ABD’nin Filistin Barışı konusunda sergilediği tutum değişikliğidir. ABD, herhangi bir anlaşmazlıkta, taraflara düşmanlığı bırakarak, barışmalarını söyleyebilecek, bunun için taraflara atmaları gereken adımları teklif edebilecek arabulucularda aranan temel niteliği yitirdi. Bu nitelik, “honest broker” (dürüst arabulucu) sıfatıdır ve Trump, planın hazırlayıcısı Kushner ve planın ete, kemiğe bürünmesini sağlayan ABD Dışişleri Bakanlığı, Filistinlilerin hakkını savunacak dürüstlüğe sahip değiller.

Nasıl olsunlar? Daha Beyaz Saray’a adımını attığının haftasında, Filistinlilerin Ürdün, Lübnan veya Mısır pasaportu ya da Filistin Özerk Yönetimi tarafından verilen seyahat belgesiyle ABD’ye girmelerini yasaklayan Trump, ABD vatandaşı bile olsalar, bu kararname çıktığında Filistin’de bulunanların evlerine dönmelerine engel olmuştu. Bunu, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) bütçesine katkıda bulunmama kararı izledi. Şu anda 2 milyonu Ürdün ve Lübnan’daki kamplarda bulunmak üzere, çeşitli ülkelerde, hatta İsrail’de 5 milyon Filistinli mülteci konumunda. Bu insanların çalışmalarına, eğitimine, üretimde bulunmasına imkân yok. Kudüs, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin toprakları her gün daralmakta, buralarda evi, dükkânı, tezgâhı ve tarlası bulunan Filistinliler, kendilerini ve ailelerini geçindiremez hale düşmekteler. ABD bu kuruma yaptığı bütçe katkısını kesmekle, milyonlarca mülteciyi açlık ve sefalete ve başka ülkelere göçe mahkûm etmiş oldu.

Aslında, ABD’nin Filistin sorununun çözümüne dürüst ve adil şekilde yaklaşamayacağının kanıtları saymakla bitmez. ABD elçiliğini İsrail işgali altındaki Kudüs’e taşıyarak, bu kentin İsrail’in “doğal başkenti” olduğunu ilan etmek, Suriye’ye ait Golan bölgesinin İsrail’e ilhakını resmen tanıma kararı almak, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Batı Şeria’da üzerine Musevilerin ev yaptığı Arap topraklarını İsrail toprağı sayma hazırlığını kınamamak bu listedeki önemli maddeler.

Avrupa, böyle bir ülkenin hazırlayacağı barış planını görmeye lüzum hissetmeden reddetmekle, Filistin davasında dürüst bir arabulucu olmaya devam edecektir. ABD, attığı bu yanlış adımlardan vazgeçerek, AB ve bölge ülkeleriyle dürüst bir ortak olarak yeni, adil ve iki devletli bir çözüm öngören plana katılarak eski statüsünü kazanabilir.