Batı’nın Suriye için ‘Fake’ barış çağrısı

ABD, Venezuela’ya ne kadar insanî yardım (!) yapıyorsa, şimdi de yedi ülke, “ilgili taraflara” (yani Türkiye, Rusya ve İran’a) savaştan kaçınma ve diplomatik çözüm arama çağırısı yapıyor.

ABD, geçen hafta Washington’da altı ülke ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Türkiye ve Rusya’nın Cenevre’de Suriye anayasa görüşmelerine gidecek delegasyonları seçme sürecine ilişkin mektubunu henüz yazılmadan reddetmek üzere Birleşmiş Milletlere başvurmuş olan Fransa, Almanya ve İngiltere katıldı. Ayrıca Suriye için altı yıldır kılını kıpırdatmamış olan Mısır ve Suudi Arabistan’ı ve belki de bu konuda tek söz sahibi Ürdün’ü de aldılar.

Aralarında Suriye savaşının yedi yıldır bütün yükünü taşıyan Türkiye’nin nedense bulunmadığı bu yedi ülke daha sonra bir ortak bildiri yayınladı. Bu bildiri de nedense sadece ABD dışişleri bakanlığının sitesinde yer aldı. Bildiriye göre bu arkadaşlar meğer Suriye’de BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına göre, diplomatik bir çözüm istiyorlarmış. Sadece bu değil, (Almanya ve Ürdün hariç) topraklarında bir tek Suriyeli mülteci bulunmayan bu ülkeler, meğer Suriye’de askerî çözüm isteyenlerin bölgede çatışmaların yayılmasına sebep olmasından da korkuyorlarmış.

Sanki Soçi’den bu yana bölgede patlayan her mermi ve bomba ya Amerikan ya da İsrail menşeli değilmiş gibi, 79 ülkeli sözde koalisyonun (kendi kurup silahlandırdıkları DAEŞ’le mücadele adı altında bulundukları Suriye’de her şeyi İsrail’in güvenliği için tehdit telakki ederek, yedi yıldır Suriye iç savaşını tırmandıran kendileri değilmiş gibi, aba altından Türkiye’ye sopa gösteriyorlar.

Sevin-sevmeyin, Suriye’de şu anda varlığı meşru iki ülke Suriye’deki katil rejimin davetlisi Rusya ve İran’dır. Rusya, Sovyetler zamanından kalma ittifak antlaşmasıyla, İran mezhep ittifakıyla! Türkiye’nin hem Suriye ile teröristleri sınır ötesinde takip anlaşması vardır; hem de uluslararası hukuktan doğan doğal hakları.

Bu üç ülke (İran’ın her ne kadar bu konuda ve İsrail ile ilgili serkeşliği devam ediyorsa da), şu ana kadar hem sahada (örneğin terör gruplarının İdlib’te enterne edilmesi), hem de masada (örneğin Cenevre’de anayasa yazılması için heyetlerin belirlenmesi) sağladığı kazanımları, yedi yıldır Cenevre süreci adı altında sadece savaşı sürdürmek ve hatta yoğunlaştırmak için çaba gösteren ABD ve AB’li müttefikleri sağlayamadılar. Belki de “sağlayamadı” değil, “sağlamadılar.”

Sahte barış görüntüleri acaba hangi milletleri kandırıyor? Dünya halkları, Suriye’de rejim yanlısı görünen Araplar ve bugünlerde varlıkları daha belirgin hale gelen Suriye Peşmergeleri denen silahlı gruba destek veren Kürtler bu sahtekârlığın ne kadar farkında? İstanbul’a geldiklerinde her şeyi anlamış görünen komşu ve dost ülke liderleri ABD bildirilerindeki imzalarının sorumluluğunu biliyorlar mı?

Dahası, içerde kaç aydınımız emperyalizminin, kitaplarda okudukları pazarları genişletmek için sürekli savaş stratejisini, Suriye realitesiyle üst üste koyup, sonuç çıkartıyor?