Beka meselesinin çözümüne bir adım yaklaştık

Trump çekilme kararı aldı; yolu Türkiye’ye açtı ve askerimiz Suriye’ye girdi, ama ABD toptan geri çekilmiyor. Trump “Bizim için bu anlamsız savaş sona erdi” diye sosyal medyada tepiniyor ama görünen 32 kilometreye 400 kilometrelik alanda Türkiye’nin karşısına ABD askeri çıkmayacak, o kadar.

İnsan aşırı sağcı, halk dalkavuğu ve ilkesiz olunca ve daha da önemlisi uluslararası siyasetten hiç anlamayınca, iki şey oluyor: 1. Bürokratlarının elinde oyuncak oluyorsun; sık sık fikir değiştiriyorsun. 2. Teşbihlerin ve mecazların edebe aykırı oluyor, bir kırdığını kurtarayım derken, başka şeyi batırıyorsun. Hele bir de başın ABD Başkanlığı’ndan azledilmek gibi bir belada ise!

Ne var ki Trump’ın bu kalitesizliğinin olumlu sonuçları da olmuyor değil. Başkan Erdoğan’ın son derece ustaca bir üslupla ortaya attığı, “Emir veriyor ama etrafındakiler emirlerini dinlemiyor” mealindeki sözü sabah brifingi dosyasında “Kim bilge başkanımız için ne dedi?” başlıklı istihbarat raporunun ta tepesinde yer alınca, kıyameti koparıp, 50 askeri Türk sınırından çekip, sağa sola dağıttı mesela. Ama ABD’nin Suriye’de 2 bin askeri bulunduğu söylemine inanabilirsek, geri kalan 1.950 asker göreve devam ediyor. Ne görevine? PKK uzantısı PYD ve YPG ile onlara şemsiye görevi yapan SDG’ye kurdurulmakta olan Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesel Kürt Yönetimi’nin inşasına. Trump cahil ve beceriksiz olabilir ama derin devlet İsrail ile İran arasına sokmaya kararlı oldukları “devletten” vazgeçmeyecek kadar duruma hâkim bulunuyor. İşte tırnak içindeki devlettir beka sorununu ortaya çıkartan. Bu devlettir ki daha sonra Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile birleşmeye yönlendiri- lecektir. (Molla Barzani boşuna Türkiye’ye itidal çağrısı yapmıyor.)

PKK’ya vücut veren zihniyetler devam ettiği sürece, böyle bir oluşum, zihin bulandıran bir örnek, yani beka sorunu olacaktır. Daha sonra İsrail’den (ve bazı Arap ülkelerinden) akacak olan para ve yatırımlarla, bu sözüm ona siyasal varlık, görünen planda İran’a saldırı için bir kiralık ülke olmakla kalmayacak, İran’ın da sosyal yapısını bozmaya, terörist başı Öcalan’ın “dört parçayı birleştirme” stratejisini uygulamaya çalışacaktır.

Barış Pınarı Harekâtı’nın dün başlayan ilk aşaması güvenli bölgenin en az 2 milyon Suriyeliyi geri dönmeye heveslendirecek konut ve çalışma imkânına sahip olacak şekilde inşasıdır. Ama Türkiye’nin işi bununla bitmeyecektir. İkinci aşama, birincinin mantıksal uzantısı olarak bu sözde devlet hayalini tekrar dirilmeyecek şekilde Suriye çölüne gömmek olacaktır. Suriye Kürtlerinin yeni anayasal süreçten elbette kazancı olacaktır, bütün Suriye halkı gibi. Ama bunun nasıl gerçekleşeceği anayasa görüşmelerinde belirlenecektir. Astana Süreci ortakları anayasa yazılırken Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak için çok ama çok dikkatli olmak zorundadır.

Türkiye’nin hedefi Suriye’yi bölmek değil, tersine bölünmemesini sağlamak olduğuna göre Trump’ın tehditlerine çok aldırmamak gerekir.