Bir ülke başka ülkenin seçimine karışır mı?

Bir İsrail Web sitesi, belli ki, Netanyahucu, sevinçle haykırıyor: ABD başkanı, İsrail seçimlerine ağırlığını koydu. Trump, Nisan’da yapılan genel seçimler öncesi, üzerine yazıldığı kâğıt kadar kıymeti olmayan bir belge göndererek, Başbakan Netanyahu’ya Suriye’ye ait Golan Tepeleri İsrail tarafından ilhak edilecek olursa bu kararı tanıyacağını bildirmişti. İsrail gazeteleri bunun seçim öncesi Netanyahu’ya yapılan en büyük destek gösterisi olduğunu yazmışlar; kimi kınamış, kimi onaylamıştı.

Herhalde bu destek İsrailli seçmen nezdinde beklendiği kadar etkili olmadı ki, Netanyahu seçimlerde diğer partilerden çok milletvekili çıkarttığı halde, güvenoyu alabilecek bir hükumet kurmayı başaramadı ve Eylül’de yeniden seçime gidilmesini kararlaştırdı. Trump Eylül’e kadar daha çok şeyler yapabilir ama ilk elde, dolaylı mesajları bırakıp, İsrailli seçmenlere doğrudan Netanyahu’yu yeniden başbakanlık koltuğuna oturtacak şekilde oy vermeleri çağrısında bulundu.

Netanyahu bir iki oy ile de olsa güvenoyu alabilirdi; ancak Yuvamız İsrail (Yisrael Beiteinu) partisinin genel başkanı (Rusya göçmeni, aşırı sağcı fakat laik Avigdor Lieberman) bu koalisyona engel oldu. Lieberman’ın mecliste sadece 5 üyesi var ama bu da hükümetin güvenoyu almasını önlemeye yetiyor. Anlaşmazlık konusu ise, Netanyahu, askerlik yapmayı Tevrat’ın hükümlerine aykırı bulan kökten dinci Musevilerin talebi doğrultusunda askerlik yasasında değişiklik yapmak isterken, bu Lieberman’ın laikliğine dokundu. Aynı Lieberman bütün Filistinlileri Müslüman oldukları için İsrail’den sürmeyi laikliğine aykırı bulmuyor.

Netanyahu da askerlik yasasını Tevrat’a saygısından istemiyor. Bu tavizi verirse, önümüzdeki günlerde parlamentoya gelecek ve kendi kellesini isteyecek olan yolsuzluk soruşturmasında bütün dinci partilerin kendisini destekleyeceklerini umuyor.

Trump’ın Netanyahu’dan beklentisi ise, damadına hazırlattığı sözde barış planına destek olması. Trump ve Kushner, planın kabul edilebilmesi için Körfez Arapları, Suudi Arabistan ve Mısır üzerinde epeydir çalışıyorlar. Bir Filistin devleti kurulması ve İsrail’in işgal altındaki Arap topraklarından çekilmesi gibi hiçbir adil hükme yer vermeyen bu plan yine de İsrail’in aktif desteğine muhtaç. İsrail tarafından kuşatılmış Arap kentlerinin Gazze’ye bağlanması için yerden 30 metre yüksekte köprü-yollar yapılması gibi abuk-sabuk fikirler veya Gazze sınırları içinde Araplara rafineri kurmaya izin vermek gibi dahiyane buluşların İsrail tarafından desteklenmesi şart.

Bu şartı yerine getirecek kişi ise Netanyahu’dan başkası olamazdı. Sol partiler Filistinlilerin temel haklarını gözetmediği, sağ partiler de Filistinlileri toptan sınır dışı etmediği için planı benimsemediler.

İş başına düşen Trump, devletler hukukunu da uluslararası ilişkilerdeki geleneksel dengeleri de elinin tersiyle bir kenara itti. ABD’nin hegemonik konumunu kaba kuvvete çeviren Trump başka bir ülkenin seçimlerine bir kez daha müdahale etmiş oldu.