Ciddiyetsiz lider sendromu

İyi tanıdığımız ve iyi bildiğimiz bir psikoloji profesörü, ABD’deki üniversitesinden bir yıl izin alıp, Donald Trump’ın seçim kampanyasında çalışacağını söylediğinde çok şaşırmıştık. Daha önceki denemelerinde Trump’ın bizde (ve sanıyordum ki herkeste) bıraktığı intiba, yarattığı algı, kendisinin başkan olma arzusunun sadece bir şakadan ibaret olduğu şeklindeydi. Kimse, Trump’ın ciddi ciddi ABD başkanlığını isteyebileceğini düşünmüyor sanmıştım.

Neden? Çünkü adamın hali, tavrı, konuşması, boşanmaları, eş tercihleri, sağda solda özellikle kameralar kapalı ama mikrofonlar açıkken yaptığı gafların sebep olduğu izlenim buydu: Donald Trump ciddiyetten uzak bir kişidir.

Şimdi, eğlenceli, komik, hayatı şakaya vuran, her olayın hafif bir tarafını bulup millete eğlence olsun diye onu ortaya süren kişi ister siyasetçi ister iş insanı olsun neşeli bir tiptir ve yeri geldiğinde ciddileşmesini bilir. Böyle öğretmenlerimiz oldu; iş yerlerimizde müdürlerimiz oldu. Hatta böyle milletvekilleri oldu dünyanın her ülkesinde. Rahmetli Kinyas Kartal, AP milletvekili olarak TBMM’de bulunduğu sırada, kuliste oturduğunda etrafında 50 siyasetçi ve gazeteciden az kişi bulunmazdı ve hepsi onun yeni bir deyim, atasözü veya fıkra anlatmasını beklerdi. Ama parti içinde Demirel’in en ciddi kritiklerinden biriydi.

Ama Trump ile yeni bir çığır açıldı ve İngiltere de kendisini bu çığırın içinde bulundu. Osmanlı İmparatorluğu’ndan arta kalan devletin son içişleri bakanı Ali Kemal’in oğlunun torunu, ABD’de doğduğu için Amerikan yurttaşı, anne tarafından soyu Litvanyalı bir hahama dayanan, İngiltere’de en iyi okullarda okumuş, ama Churchill’den bu yana en ince zekâya sahip siyasetçi olduğu söylenen Boris Johnson’ın başbakan olması, ABD’den sonra İngiltere’yi de ciddiyetsiz liderler kategorisine sokmuş bulunuyor.

Kendisini sevenlerin taktığı isimle BoJo’yu Trump’tan ayıran husus, sadece zekâsı değil, fakat çok sevimli olmasıdır diyebiliriz. Kendi gaflarıyla (Aman o gaflar! Bitmek tükenmek bilmeyen gaflar!), hatalarıyla alay edebilen, ince bir zekânın getirdiği sevimlilik! BoJo’ya İngiltere başbakanlığının kapısını açan bu olsa gerek. Daily Mirror gazetesi, 30 yıllık siyasetçi hayatında yaptığı hatalar, skandallar ve söylediği 37 fahiş yalanla başbakan koltuğuna oturmaması gerektiğini yazmıştı. Ancak, ABD’nin muhafazakâr National Review dergisi Boris’in “salak, sarsak, soytarı haliyle İngiliz parlamentosunda manevra alanı açarak” Theresa May’in çözemediği AB’den çıkma meselesini halledebileceğini savunuyor. İngiltere muhafazakârlarının kamuoyundaki algısı, ABD’de Cumhuriyetçi Parti’den farklı olarak “yoksul düşmanı” olduklarıdır. Örneğin, dışarıda Demir Leydi diye anılan Margaret Thatcher’ın ülkesindeki adı (ilkokullarda beslenme saatlerindeki süt miktarını azalttığı için) “Süt Hırsızı” idi!

BoJo, maskaralıklarıyla bu imajı silebilir; ama bunun İngiltere’nin uluslararası hatalarından edindiği kötü şöhreti silmeye ne yararı olabilir, belli değil.