Felaketin büyüğü Trump, küçüğü Lavrov

Trump’ın başındaki bela arttıkça, olaylara tepkileri de ölçüsüzleşiyor. Şu kadar yıllık özel avukatının evine ve bürosuna özel savcının yaptığı baskının öfkesiyle ve bu darbenin hasarını kontrol amacıyla, önce ağzını bozup, katil Beşar Esad’dan “hayvan” diye söz etmeye başladı, sonra da yapıldığı öne sürülen kimyasal saldırıya karşı en ağır karşılığı vereceğini açıkladı. ABD, ekonomik sıkıntıları göz önüne alındığında, Suriye’deki bu masraflı operasyona devam edemez. Suriye’den çekilmeye hazırlanan ABD’nin en ağır cevabı, tam bir yıl önce yaptığı gibi Esad’ın komuta-kontrol-iletişim merkezlerine orta menzilli füze atmaktan ve ihaleyi AB’ye yıkmaktan ibaret olur.

Ancak bu konuda iki dikenli nokta var. Birincisi, Musevi-Hıristiyan kültürüne İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yerleşen “kimyasal saldırı” fobisi. Esad ve BAAS diktatörlüğünün kendi halkından 250 bin kişiyi kadın-erkek-çocuk veya terörist-masum ayrıt etmeden her seferinde yüzlerce kişinin canını alan varil bombalarıyla katletmesi, bu kişilerin kimyasal saldırı sonucu ölmemiş olmaları sebebiyle daha az vahşetmiş gibi... Ne zaman ortaya yüzünde gaz maskesi olan çocuk fotoğrafları dökülse, Amerika’sı, AB’si ile bu Musevi-Hıristiyan korosu başlıyor intikam çığlıkları atmaya. 6 milyon mültecinin açlıktan, soğuktan veya Akdeniz’de, Ege’de boğularak ölen binlerce çocuğu için neden hiç çığlık atmadıklarını soran yok. Doğu Guta diye bir yer neredeyse kalmadı. Burada sadece son ayda 1700 kişi öldü. Yapıldığı iddia edilen kimyasal saldırıda can veren 31 (Washington Post) veya 70 (BBC) kişi kadar önemli değil miydi bu insanlar? Beşar’ın babası Hafız Esad’ın 1982 Hama katliamında 40 bin kişi gazla can vermişti. Saddam Hüseyin, Halepçe’de bir saat içinde 10 bin kişiyi katletmişti. O zaman Irak veya Suriye’ye müdahale Batı'nın işe gelmiyordu. Bugün Astana Süreci’nin tam işe yarayacağı sırada, hem de ilk İsrail’in fark ettiği ve İsrail’in hava saldırılarıyla müdahale ettiği (bir anlamda dünyayı harekete geçmeye adeta zorladığı), her şeyi berbat eden bir kimyasal saldırıyı dünyanın en ebleh, en beceriksiz katili olduğu şüphe götürmeyen Beşar’ın bile yapabileceğine inanmak iyi bir soruşturma olmadan çok zor.

Bu soruşturma sözü bizi ikinci dikenli noktaya getiriyor: Uluslararası alanda meşru oyuncu olarak ciddiye alınması imkânsız olan Sergey Lavrov’a! Afrin Operasyonu sırasında o zamanki ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın Ankara ziyareti sırasında Rusya, Suriye hava sahasını Türk uçaklarına kapatmış ve operasyon 4-5 gün âdeta durmuştu. Sebep? Lavrov akıllısı Türkiye’yi ABD ile anlaşmadan alıkoymaya çalışıyordu. BM’de “Kimyasal saldırı oldu mu olmadı mı?” sorusu konuşulurken, Türkiye’nin bu saldırıdan yana olmasını engellemek için Lavrov yeni bir baskı geliştirdi: Türkiye Afrin’i Esad rejimine versin!

Dünyanın başındaki felaketin adı Trump’tır. Ama diplomat ile zücaciye dükkânındaki ayının farkını öğrenemeyen Lavrov’ın da yeri tartışılmaz!