İran’ın hayat bağı koparken

Eklenme Tarihi25.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi25.04.2019 - 8:15

ABD’nin ne gelenek ne görenek ve ne de uluslararası hukuk dinleyen yönetimi, haftaya bugün İran’ın dünyayla son bağını da kopartmaya hazırlanıyor. İran ise, 2 Mayıs’ta yürürlüğe girecek topyekûn petrol ambargosunu hiç önemsemez görünüyor; hatta petrol ihracatının günde 1 milyon varilin altına düşmeyeceğini bildiriyor. Yemen’den Lübnan’a Hizbullah “şubelerini” kurup işleten Devrim Muhafızları örgütünün başkanı da pişman olanın ABD ve İsrail olacağını söylüyor.

ABD geçen yıl Obama ve AB liderlerinin İran’la nükleer araştırmalardan vazgeçmesi şartıyla yaptıkları anlaşmadan çekilmiş ve İran’dan ithalat-ihracata ve yatırıma yeni kısıtlamalar ilan etmişti. Ancak Türkiye, Japonya, Güney Kore, Çin ve Hindistan’ın İran’dan petrol almasına izin vermişti.

İki ülkenin ticaretine bir üçüncü ülkenin “izin vermesi” veya “yasak getirmesi” ifadeleri bile uluslararası ilişkiler ve devletler hukuku açısından ortada yanlış bir şeyler olduğu göstermeye yetiyor. Ama söz konusu dünyanın (şimdilik) tek hegemonik devleti olunca ve başında da ne kadar dengeli olduğu kuşkulu bir lider bulununca, anormal normal yerine geçiyor.

ABD’nin bu hukuksuz kararına sadece iki ülke, Çin ve Türkiye karşı çıktılar. Japonya, G. Kore ve Hindistan seslerini çıkartmadılar; Suudi Arabistan ve BAE desteklediklerini bildirdiler. AB ülkeleri ise sinsice alternatifler ürettiler ve böylece mahalle kabadayısının karşısında “Emrin olur abi!” diyen ezik ihtiyar konumuna girdiler. Belki bu da “yeni normal.”

Ancak, İran’da normal sayılamayacak bir durum var. Suriye’deki İran’ın Rusya tarafından İsrail’e satıldığına ilişkin haberler her gün İsrail gazetelerini süslüyor. Nitekim İsrail babasının tarlasını sürer gibi, her gün Suriye’de bir Hizbullah mevziini yerle bir ediyor. Golanlı Türkmenlere ve Araplara İsrail kimlik kartı verecek kadar Golan’ı da iyice sahiplenen İsrail’in ABD ile birlikte İran’a “büyük savaş” için ilk roketi atacağı günlerin yakın olduğunu, açın herhangi bir ABD gazetesinde okuyun.

Peki, İran ne yapıyor? Orgeneral Ali Caferi’nin yerine geçen ay getirilen Tuğgeneral Hüseyin Selami’nin dayılanma jest ve demeçleri dışında?

Petrol denizinin üzerinde oturan ama geçen ay 50 euro’ya sattığı güvercin heykellerinin fiyatını bu ay 4 euro’ya düşüren sanatçı kadın gözyaşlarını çevrede kamera varsa, içine akıtıyor. Müze bekçisi ise o kadar çekingen değil: Her yerde hazır ve nazır kameralardan birine dönerek yumruğunu sallıyor; “Hamaney ve adamları Kanada’da satın aldıkları apartmanların hesabını verecekler!” diye gürlüyor.

Hamaney ve adamları ne yapıyorlar? Söz gelimi, Türkiye’nin her harekâtında Kandil’den İran’a geçen PKK teröristlerine, “Aman bize dokunmasınlar” diye kucak açmaktan gayri?

Türk yetkililerin her defasında sevinçle açıkladıkları, “PKK’ya karşı İran ile iş birliği” anlaşmalarında neredeyiz?

İran, hayat damarı ABD tarafından korsanca kesilirken, nerede duruyor?