İran’ın Kim’den alacağı dersler var

Eklenme Tarihi14.06.2018 - 2:30-Güncellenme Tarihi14.06.2018 - 2:30

Daha birkaç hafta önce Üçüncü Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olacağı sanılan Kuzey Kore lideri ile bu savaşı memnuniyetle başlatacağından emin bulunduğumuz Başkan Trump’ın Singapur’da kaç kez el sıkıştıklarının hesabı bile tutulamıyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın deyimiyle, “Nereden, nereye?”

Şimdi sıra İran’da.

Tutum ve davranışlarında dürtü kontrolü eksikliği, narsisizm ve daha birçok patoloji gördükleri için ABD’de 27 psikolog ve psikiyatrın hakkında kitap yazdığı Trump’ı, saygın bir devlet adamı gibi hareket etmeye, masaya oturup efendice pazarlık yapmaya mecbur bırakan sır ne idi? İran’daki mollalar rejiminin, ABD’ye ve onunla pazarlık eden Kim’e hakaret yağdırmayı bırakıp, bu sırrı araştırması şarttır.

Şarttır, çünkü (a) kendi durumları ABD’yi yeni bir nükleer anlaşmaya zorlayamayacak kadar kritiktir ve (b) Rusya ve Çin gibi Kuzey Kore’yi koruyacak hamilerin yokluğu bir yana, karşısında kendisini bir kaşık suda boğacak bir sözüm ona “Sünni cephesi” vardır.

ABD’yi Kuzey Kore’nin ayağına getirten en önemli faktör, Rusya ve Çin’in, amiyane tabiriyle, Kuzey Kore’yi ABD’ye yedirterek, Amerikan emperyalizminin Kore Yarımadası’na bir kere daha yerleşmesine yol açmama kararlılığıdır. Özellikle Çin, ABD’nin Kore ve Vietnam savaşlarıyla bölgede yaptığı tahribatı unutmuş değil. Bir diğer faktör, Trump’ın “Büyük Amerika’yı” yeniden yaratayım derken başlattığı ticaret savaşı ve elçiliğini işgal altındaki Kudüs’e taşıma kararıyla içine itildiği izolasyonun hissedilen olumsuz etkileridir. Yine Trump’ın “pahalı dolar” politikasıyla ABD’nin yeniden bir ekonomik durgunluğa itilmesi tehlikesinin büyüklüğüdür. 2017 için ekonomik büyüme tahminleri yüzde 3 iken, gerçek rakamlar yüzde 2’de kaldı ve son çeyrekte ABD’nin büyüme hızı yüzde 2’nin de altına düştü. Yani Amerika bir Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatamayacak kadar parasız şu sırada.

İran’ın nükleer programı her ne ise, şu anda en az Kuzey Kore’ninki kadar gerçekmiş gibi algılanıyor. Hatta İsrail, İran’ın elinde nükleer silah ve onu istediği yere gönderecek roket bulunduğuna inanıyor; bu konuda ABD’yi değilse bile Trump’ı, kızını ve damadını ikna etmiş vaziyette.

Uluslararası siyasette algı, olgu kadar önemlidir, tehlikelidir. Bu algı sebebiyle bombalanabilirsiniz veya Kuzey Kore örneğinde olduğu gibi, Trump’a elinizi bin kere sıktırtabilirsiniz. Yeter ki Kuzey Kore’nin bunu sağlamadaki sırrını doğru okuyun.

İran’ın yapması gereken birinci iş (ki burada bizim ve Katar’ın da üzerimize düşen görevler vardır), Şii İslam’ın İsrail’i yeryüzünden silmek gibi bir ilahi misyonunun bulunmadığına, kendisini, Avrupa’yı ve ABD’yi ikna etmektir. İran’ın arkasında değilse bile yanında, Çin değilse bile bir AB, bir Rusya ve birçok bölge ülkesi vardır ve bu sayı artabilir. Yeter ki mollalar kendi içinde bir ayrı devlet haline gelen Devrim Muhafızları’nın estirdikleri terör havasını sona erdirsinler. Zira bu terör, İran’ın çok muhtaç olduğu ulusal birliği zehirliyor.

Etiketler