Körfez’in iki Arap’ına ne oluyor?

Eklenme Tarihi06.12.2018 - 8:15-Güncellenme Tarihi06.12.2018 - 8:15

Yazı adabını öğrendiğim ustaların maddi-manevi şahsiyet- lerinden utanmıyor olsam, bu soruyu çok başka şekillerde sorabilirdim.

Bu iki şahsiyet, Batı basınının taktığı kısaltmayla MbS ve MbZ, veliahtlığa ABD’nin ve İsrail’in desteğiyle geldiler. Bu konuda artık kimsenin kuşkusu yok. Bu desteği hak edebilmek ve sürdürülebilir kılmak için her ikisinin de çevirmedikleri dolap, içine girmedikleri kisve, oynamadıkları rol kalmadı. Suudi veliahdı MbS, cinayetleriyle, Kudüs’ün İsrail tarafından resmen ilhak edilmesi ihtimalini peşinen kabulüyle ve Hamas’a yaptığı baskılarla tanınıyor.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin veliahdı ve de facto lideri Muhammed bin Zayed el Nahyan ise MbS kadar ön planda değil. Gerçi onun da yat partilerindeki müstehcene yakın fotoğrafları sosyal medyada dolaşımda ama yine de çok tanındığı söylenemez. 1961 doğumlu bu kişi, İngiltere’nin ünlü prensler okulu Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi’ni bitirdi ve BAE’nin kurucusu babacığının olmayan ordusunda “başkomutan” olarak işe başladı. Babasının ölümü üzerine baba-bir-ana-ayrı ağabeyi Şeyh Halife kral oldu ama sapasağlam adam tahta geçtiği anda kalp krizlerinden, damar tıkanmalarından kurtulamaz oldu. 2014 yılından beri de tahtı fiilen üvey kardeşi MbZ’ye devretmiş durumda.

Genç veliaht bir yandan orduyu yönetiyor, bir yandan ülkeyi idare ediyor, beri tarafta Yemen’de, Suudi veliahdı MbS’nin açtığı topyekûn imha savaşına Amerikalı paralı askerlerin uçurduğu Amerikan uçaklarıyla, Amerikan bombalarıyla katkı sunarken, bir başka tarafta da Web haber kanalları ve hacker ordusu idare ediyor.

Bu sitelerin başında Al Arabiya geliyor. Sitenin 24 saatlik haber listesini ilk kez gören kişi bile bu sitenin Türkiye, Katar, İran ve Yemen aleyhtarlığı için kurulduğunu anlayacaktır. Arapça ve İngilizcenin yanı sıra Urduca yayın yapması, Körfez koalisyonunun, Pakistan’ı, Rusya-İran-Türkiye mihverinden kopartıp, Suud eksenine dâhil etme çabasının bir belirtisi olarak görülmelidir.

Bu sitenin son bir haftadır yorumlarıyla, yalan haberleriyle vermek istediği tek algı, Türkiye’nin tamamen Batı’dan koptuğu ve ABD aleyhtarı bir çizgiye geldiği fikridir. Sitenin son sözüm ona yorumu, Başkan Erdoğan’ın ABD’nin “Bu ülkeye gitmeyeceksiniz, bu adamla görüşmeyeceksiniz” uyarısına aldırmadan, Venezuela’ya gittiği ve Nicolás Maduro ile görüşmesine ilişkin. ABD müttefiki bir ülkenin lideri bunu nasıl yaparmış?

Bu arada oğul Bush’un Afganistan ve Irak’taki savaşlarına ve şu anda Yemen’de süren imha savaşına paralı asker bulan Blackwater şirketinin kurucusu, mültimilyarder Erik Prince’in son     seçimde Trump’ın kazanabilmesi için Demokratların ve Hillary Clinton’ın aleyhine sürdürdükleri yalan haber ve hacker kampanyası öncesi MbZ ile görüştükleri iddiası, olayı soruşturan özel savcının dosyasına girdi. 

Yazı adabını öğretenlere saygım bu yazının sonunda artık şu soruyu sormamı engelleyemiyor:

“Trump... Prensler... Suud ve BAE dolarları... Blackwater... Paralı askerler... Kimin eli kimin cebinde?”