NATO’lu mu, NATO’suz mu?

Eklenme Tarihi08.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi08.04.2019 - 8:15

ABD başkan yardımcısı Mike Pence’in hatalarla dolu ve bir o kadar da diplomatik nezaket ve hatta kişisel terbiye yoksunu demecinden sonra geçen beş gün içinde, gazete ve televizyonlarla Internet yayınlarındaki NATO aleyhtarı yazıların miktarında, kaba bir gözlemle, üç-dört kat artış gözleniyor. Bugüne kadar ABD’nin hemen her hatasını görmezden gelen yazarlarımız ve yorumcularımız bile, Türkiye’nin ayağındaki genel olarak NATO ve özel olarak ABD zincirinden kurtulması zamanının geldiğini (veya yakında gelebileceğini) ifade ediyorlar.

Prof. Dr. Ahmet Saltık, kişisel web sitesindeki bir yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür’ sözünü irdelerken, bunun dünyada birçok ülke için “durumun farkına varma anı” olduğunu belirtiyor ve bunu eski Roma’da köle-gladyatör Spartaküs’ün ayağındaki zinciri fark ettiğinde söylediği şu sözleri hatırlatıyor:

- “Bu zincir benim ayağımda ne arıyor?”

Roma’nın esirlerini MÖ 70’lerde kurtuluşa götüren isyanı başlatan Spartaküs’e bu sözleri söyleten Stanley Kubrick’in ünlü 1960 yapımı filminin alındığı romanın yazarı Howard Fast mıdır? Yoksa gerçekten insan zincire vurulduktan çok sonra bu zinciri fark edebilir mi? Her ne ise şurası gerçektir ki, Güvenlik Konseyi’nin beş üyesi ile orada olmamakla birlikte nükleer kulübün üyesi Almanya ve Japonya da dahil yedi ülkenin (bunlara silahları ödünç de olsa İsrail’i de katabilirsiniz) BM’deki geri kalan 185 ülkeye istediğini yapmakta, yaptırmakta serbest olması, ancak “Dünya 5’ten büyüktür’ sözü ile bilinçaltından bilinç üstüne çıkmış bulunuyor. Elbette halklar, yazarlar-çizerler, bilim insanları bu gerçeği görüyorlardı. Fakat durumun kelimelere dökülmesi, hele bunun dünyanın önünde, BM kürsüsünde yapılması, bir tür aydınlanma getirmiş oldu.

Pence efendi, “NATO müttefiklerimizin bizim hasımlarımızdan silahlar alarak bu ittifakın içindeki uyumu tehdit etmelerine seyirci kalacak değiliz” diyor. Bir: S-400 hava savunma sistemi bir saldırı silahı değildir; bir savunma kalkanıdır. Eğer ABD’nin veya başka bir ülkenin NATO silahları ile Türkiye’ye saldırma gibi niyeti yoksa Türkiye’nin semalarına bir kalkan kurmasından korkmaması gerekir. İki: Bu kalkanın NATO saldırı silahlarını tanımasından ve bunu imalatçısı Rusya’ya vermesinden korkuluyorsa, Türkiye böyle bir ihtimal bulunmadığını defalarca söyledi.

S-400’lerin NATO’ya zararından söz ederken, Pence’in cümlesine Türkiye’nin bu sisteme karşılık Rusya’ya 2,5 milyar dolar vereceği ifadesini sıkıştırması, asıl derdin ne olduğunu gösteriyor: Neden bu parayı ABD’ye verip, bizim Patriot’larımızı almıyorsunuz?

ABD başkan yardımcısının bu hakarete varan ifadelerinin temelinde S-400’lerin NATO’ya zarar vereceği filan değil Rusya’nın cebine giren para yatıyor.

Pence, Mahşer Savaşı’nı (Armageddon) başlatarak, Hz. İsa’nın mehdi olarak tezahürü sağlama inancına bağlı bir Evanjelik şövalyesi olarak, Türkiye’yi NATO-aleyhtarlığına ittiğinin farkında mı?

İnsanın Trump’ın artık azledilmeyeceğine sevinesi geliyor.