Netanyahu bölgeyi parsellerken

ABD Başkanı Donald Trump, ne kadar rahat görünse de azil davasının sonucundan yüzde 100 emin olamayacağı için içeride, dışarıda ne kadar yılan bulsa sarılıyor! Sarıldığı en büyük yılan da -teşbihte hata olmaz- İsrail’in bir türlü seçim kazanamayan başbakanı Benyamin Netanyahu. ABD’deki Musevi lobisi için Netanyahu veya Mavi Beyaz Partisi lideri Benny Gantz fark etmez; yeter ki ABD bir şekilde İsrail’i desteklemeye devam ettiğini göstersin.

Trump, önce, Aralık 2017’de Kudüs’ün tamamını İsrail’e ait saydığını ve başkent olarak tanıdığını açıkladı. Osmanlı topraklarının paylaştırılmasını düzenleyen (bizim reddettiğimiz) 1920 Sevr Antlaşması ve ardından Musevilerin Kudüs’e saldırısı üzerine alınan BM kararı, kentin statüsünü açık bırakmıştı. Türkiye’nin de katıldığı 1923 Lozan Konferansı (bizim Lozan anlaşmamız değil) Kudüs’ün, İsrail’in değil Arapların başkenti olduğunu kabul etmişti.

ABD de bu kararı 93 yıl tanıdı, kabul etti.

Ta Trump bu kararı kaldırıncaya kadar! O zamanki bakan Tillerson, “ABD’nin bu kararının Kudüs’ün nihai statüsü anlamına gelmediğini açıklamıştı; fakat bu da Trump’ın umurunda olmadı ve ABD Büyükelçiliği’ni işgal altındaki Arap toprağı olan Kudüs’e taşıdı.

Sonra, Mart 2019’da yapılacak İsrail seçimlerinde Netanyahu’ya bir destek armağanı olarak, Trump İsrail’in işgal altında tuttuğu Suriye’ye ait Golan bölgesi üzerinde İsrail hükümranlığını tanıdığını açıkladı. Suriye ve öteki Arap ülkeleri yarım ağızla bir kınama mesajı yayımladılar; Türkiye dışında “Bu kararı tanımıyoruz” diyen olmadı.

Bu hamlelere rağmen o günden bu yana Netanyahu’nun aşırı sağ koalisyonu seçim kazanamadı ve İsrail yine seçime gidiyor. Bu seçimin armağanı ise Ürdün’e ait Ürdün (Şeria) Vadisi’nin tamamının İsrail’e ait olduğunun tanınması oldu! Nehrin batı yakasındaki Arap kentleri, köyleri 1947 anlaşması ile İsrail’e bırakılan topraklar arasında sayılmamıştı. Ama 1967 savaşında İsrail vadiyi işgal etti ve Arap köylerini yok ederek yerine Musevi yerleşim yerleri kurmaya başladı. Bölgenin işgal altında ve başka ülkeye ait toprak olduğu BM kararında geçiyor; Uluslararası Adalet Divanı kararında geçiyor. İsrail Yüksek Mahkemesi’nin bu topraklara ev yapmanın yasal olmadığına dair kararı var. Ama Trump’ın Dışişleri Bakanı Pompei’nin kararı açıklamasından sadece 8 saat sonra hükümeti kurmakla görevli başbakan adayı sıfatıyla Netanyahu, bu toprakların İsrail’e dâhil edildiğine dair yasa çıkarttı.

Mavi Beyaz Partisi bu kararı tanımadığını, Yüksek Mahkeme’nin kararı reddedeceğine inandığını bildirdi ama ne faydası var? İsrail işgal altındaki toprakları kendi egemenlik alanında sayıyor. Artık bu topraklarda İsrail polisi, jandarması görev yapacak; BM gözlemcileri güya sürdürdükleri ateşkes hükümlerini gözlemeye son verecekler.

ABD’nin başında, bırakın uluslararası hukuku, ABD yasalarını bile tanımayan bu kişi bulunduğu sürece, İsrail (belki Gazze hariç) tüm Filistin’e el koyacak.

Dünya seyredecek, Büyük İsrail için ilk adım böylece atılacak.