O harekât kozmetiktir, eğer…

Bugün Ankara’da önemli bir zirve gerçekleşiyor. Astana süreci garantör ülke liderlerinin üçlü zirvelerinin beşincisine Başkan Erdoğan ev sahipliği yapacak ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Rusya Devlet Başkanı Putin katılacaklar.

Geçen ay Kazakistan’da yapılan hazırlık toplantısında liderlerin ve dışişleri bakanlarının özel temsilcileri, bu kez görüşmelerin ana konusunu “Kalıcı Çözüm Bulma” olarak belirlediler.

Türkiye açısından kalıcı çözüm, üç buçuk milyon Suriyelinin ülkesine dönmesinin sağlanmasıdır. Türkiye, varıyla yoğuyla Suriyeli kardeşlerine kapılarını açtı ve altı yıldır, birkaç ırkçı-faşist yerel yönetim dışında, Suriyelilere mümkün olan en iyi ev sahipliğini yaptı. Ancak resmi olmayan rakamlarla 5 milyona yaklaşan “yabancı” kardeşiniz bile olsa, sıkıntı verir ve nitekim “Suriyeliler” sorunu, sonuçları seçimlere yansıyan bir sosyal bunalım halini aldı.

Suriye rejiminin mezhepsel hamisi İran ve siyasal müttefiki Rusya kabul etmeliler ki, ülkede BAAS’ı ve Beşar Esad’ı istemeyen, bunlardan kurtulmak için kan dökmeye hazır bir muhalefet vardır. Bu muhalefetin silahı bırakması için derhal yeni anayasa yapılması ve yarından tezi yok serbest ve adil seçimlere gidilmesi şarttır. Seçimler Astana garantörleri tarafından adil ve serbest olarak tasarlanırsa, hiç kimsenin bir dış güce ihtiyacı kalmaz. Bunu sağlamayan her çözüm, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun orijinal buluşuyla ifade edersek, “kozmetik” olacaktır.

Ancak üç liderin üzerinde anlaşmaları gereken bir diğer nokta, ABD’nin Suriye’yi üçe bölme planıdır. ABD, altı yıldır tuğlaları üst üste koyarak, TIR kamyonlarını sürülerle göndererek, her bir PKK-PYD militanını tek tek eğiterek kurduğu Kuzey ve Doğu Suriye Devleti’ni Türkiye’nin kuzey Suriye’ye girerek yok etmesini önlemek için, son çare olarak, kozmetik bir devriye planını burnumuza dayadı. Ama başaramadı: zira dürbünle değil çıplak gözle dahi sınırın öte tarafındaki YPG militanlarının varlığı görülebiliyorsa, Türkiye’ye sığınmış Arap ve Kürtlerin hiç biri, çoluğunu çocuğunu alıp, ülkesine dönmez. Bu yüzden, devriye ve onun parçası olduğu sözüm-ona güvenli bölge yutturmacası kozmetiktir; göz boyamadır.

Putin ve Ruhani’nin ABD’nin bölgede PKK militanları dışında sözünün geçtiği silahlı radikal grupları kullanarak rejim birliklerine saldırttığını görmek ve rejimin bu grupları tahrikine engel olmaları şarttır. BAAS ve Esat için ciddi tehlike, HTŞ ve diğer radikal gruplar değil, PKK/PYD ve onların silahlı kanadı YPG/SDG’dir. Şaşırtan şey, Putin, Ruhani ve Esat’ın nasıl bu gerçeği göremedikleridir: ülke bölünüyor, parçalanıyor. Mahkemesiyle, polisiyle, valisiyle bir sözde Kürt Devleti kuruluyor. Bu sözde yapı, Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi gibi, gerçek Kürt halkının, tarihsel, geleneksel, kültürel varlıkları ile siyasal deneyimleri ile donatılmış değildir. Bunlar, bir avuç PKK teröristidir. Bunlar peşmerge değil, sergerdedir.

Bu yapının dağıtılması da hemen anayasa-derhal seçim formülüyle sağlanabilir.