Ruslar uyandı

Rusya dışişleri bakanına Anglosakson deyimi ile hitap etmek doğru mu, bilmem

Rusya dışişleri bakanına Anglosakson deyimi ile hitap etmek doğru mu, bilmem. Ama kendisine “Akşam yemeğinden sonra günaydın!” demek şart.

Başkan Erdoğan’ın ABD’nin Suriye’de ülkeyi bölmeyi amaçlayan bir siyaset izlediği ve bunun için bir “terör ordusu” kurduğu uyarısında bulunduğunda tarih 15 Ocak’tı. Türkiye bu terör ordusunun, sınırları boyuna yerleşmesini önlemek için hep tek başına hareket etmek zorunda kaldı. Putin, başka alanlarda gösterdiği kıvrak zekâ ve acil hareket becerisini, Suriye’deki üslerini elden kaçırmamak için olacak, katil Beşar konusunda göstermedi. Hatta diyebiliriz ki, Münbiç’in PKK teröristlerinin eline geçmesine, Amerika kadar, Rus birliklerinin Fırat Kalkanı harekâtını gerçekleştiren Türk birliklerin yollarını keserek güneydoğuya dönmesini engellemesi de sebep oldu. Türkiye, o tarihte Cenevre Süreci’nin çıkmaza girdiğini görmüş, Beşar Esad’ın patronu olan Rusya ve İran çatışmaları durdurmak için bir araya gelmesi projesi üzerinde çalışıyordu; ehemi mühime tercih etmek zorunda idi.

Astana süreci oluştu ve İran’ın sabotajlarına, Rusya’nın at gözlüklerine rağmen, Suriye Barış Görüşmelerine iki yıl öncesine oranla çok yaklaşmış oldu. Oldu ama bu arada, ABD’nin hala Neoconların piyonu olan Merkezi Kuvvetler Komutanlığı (CentCom) ve (Suriye’de ne olup bittiğine dair zerrece fikri olmadığı her gün biraz daha anlaşılan) başkanı barış gelse bile Suriye’yi en azından bir federasyon formülü ile bölme planlarına epeyce yaklaşmış oldular. ABD Dışişleri Suriye özel temsilcisi Ankara eski büyükelçisi James Jeffrey ve Yakın Doğu Masası’nın yeni başkanı Joel Rayburn 27 Eylül’de özel seçilmiş bir grup gazeteci ve düşünce kuruluşu uzmanına yaptıkları bilgilendirme toplantısında, bu planın son şekli hakkında inanılmaz açıklıkta bilgiler paylaştılar. Buna göre, ABD, “DAEŞ bir daha savaşamaz hale gelinceye kadar” şeklinde bir muhayyel ve muhayyer zaman sınırı tayin ediyor ve bu süre içinde ABD kuvvetlerinin Suriye kalacaklarına karar veriyor. “Şimdi çıkıyoruz, derhal terk ediyoruz” tarzı ciddiyetsiz açıklamaların sahibi Trump, bu Suriye’ye sürekli yerleşme planını onaylıyor. Üstelik sadece bu da değil: Jeffrey-Rayburn Planı’na göre, “Suriyeli ortaklarımız” dedikleri PYD-YPG-SDG teröristlerine sağlık eğitiminden yerel yönetim becerisine kadar bir devleti yönetmek için her türlü destek veriliyor.

Jeffrey, “Suriyeli ortakları” olan PKK uzantılarını, Cenevre’de, Suriye’nin yeni anayasasının görüşülmesi için yapılacak konferansa da götüreceklerini açıklamış bulunuyor. Neoconcu yayın organları o günden beri boşuna sevinç çığlıkları atmıyor.

Ne var ki vakit akşam olmuş bile olsa, Rusya uyanmış gibi görünüyor. Lavrov’un ABD’nin sadece Suriye’de değil ama dört ülkeye bölünmüş Kürtleri bir devlet halinde toplamaya çalıştığını açıklaması, Arap ve Fars dünyasını da uyandırabilir.

Araplar evlilik hazırlığında Arap gazetecileri boğazlama, İran da Ortadoğu’yu Şii imparatorluğu haline getirme çabasından vaz geçip, uyanabilirlerse.

DİĞER YENİ YAZILAR