Rusya Astana’yı vuruyor

Eklenme Tarihi13.09.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi13.09.2018 - 0:33

Eğer Putin ve şürekâsı (Esad ve Tahran’daki mollalar), Cenevre’ye gidecek heyetler üzerinde anlaşmış olmayı masada çözüm sanıyor ve sahada da nihai çözümü sağlayabi- leceklerine inanıyorlarsa, bir kere daha yanılıyorlar. Nasıl ki 6 yıl önce o zamanki dışişleri bakanının 60 küsur kere ziyaret edip, bir gram aklıselim aşılamak için diller döktüğünde, Beşar denen katil Türkiye’yi dinlemek yerine mezhepçilik gayretiyle ve Rusya ile ittifakına güvenerek, kendi halkının tepesine yağmur gibi varil bombası yağdırarak, diktatörlüğünü sürdürebileceğini sandı. Yanıldı.

Dünyada hiçbir halk, kendisini bombalayan, üzerine ordu birliklerini sevk eden, kentleri, kasabaları harabeye çeviren bir hükümete sadık kalamaz. Nitekim Suriye halkı da çeşitli hiziplere ayrıldı; kimi terörizm yolunu tuttu, kimi kendi gayretiyle, kimi ABD ve müttefiklerinin ve bazı AB üyelerinin desteğiyle silahlandı. Bu ikinci gruba “ılımlı muhalefet” adı verildi ve bugün Özgür Suriye Ordusu adıyla bir askeri güce de sahip bulunuyor.

ÖSO, İdlib’e sıkışmış terör gruplarından biri değil, ama orada varlığı bulunanlardan biri. Eğer Türkiye’nin önerdiği türden bir ateşkes ve ardından silahtan arındırma başlayacak olursa, o silahları ÖSO toplayabilir.

Fakat katil Beşar, ÖSO’ya da terörist muamelesi yapıyor. Bu diktatör, ülkesinin üçte birini ve petrollerinin tamamını eline geçirmiş olan PKK uzantısı PYD, YPG, SDG gibi gruplara değil, ama kendisi silahlanmaya zorlamamış olsa ve imkân verseydi bugün saygın bir politikacı, milletvekili, hatta bakan olacak insanlara terörist muamelesi yapıyor.

Beşar’ın terörist diye nitelediği herkes, Putin’in otomatik düşmanı oluyor; çünkü Putin için Suriye’nin demokrasisi, refahı, güvenliği söz konusu değil. Onun için tek hedef var: 8 ülkede ve Suriye’de bulunan askeri üslerini korumak. İşbaşında BAAS rejimi kalmış ya da kalmamış, Beşar Esad devrilmiş veya devrilmemiş Rusya’nın umurunda değil. Aynı şekilde, İran’ı da ilgilendiren ne rejim ne de diktatör. Tahran’daki mollaların tek amacı, bu ülkedeki azınlık Şii diktasının devam etmesi.

Türkiye’nin bu iki ülkeyle Astana sürecini başlatmasının tek sebebi, Cenevre’de ABD ve müttefiklerinin sürdürdüğü sürecin sonuç vermekten çok uzak görünmesi, ABD’nin Suriye’nin birliğini ve bütünlüğünü değil, tam tersine, üçe, hatta dörde bölünmesini sağlamaktaki gizli emeliydi. Suriye’ye barış getirilmesi için masada BAAS rejimini Rusya, Şii azınlığı İran temsil ediyor ve bu iki “vekil” ile aslında Suriye hükümeti ile savaşın sona ermesi ve ülkedeki her kesimin, demokratik şekilde temsil edileceği bir seçimle, yeni bir yönetimin işbaşına gelmesi görüşülüyordu. Rusya ve İran, BAAS’a ve Esad’a, bu talepleri kabul ettirebileceklerini taahhüt ettikleri için Astana süreci başlamıştı.

Astana’yı bir araç gibi kullanan bu üçlü, demokratik talepleri talep sahibi halkı ortadan kaldırarak yok edebileceklerini düşünüyorlarsa, hem şu ana kadar sağlanan ilerlemeye hem de Suriye halkına yazık edecekler demektir.