Suriye’de barış: Hemen şimdi

Eklenme Tarihi16.05.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi16.05.2019 - 8:15

ABD dışişleri bakanı Mike Pompeo’dan bu hafta iki önemli açıklama geldi. Bakan önce “ABD, Suriye’deki son İran çizmesi de çekilip gidinceye kadar müttefiklerimizle ortak çabamızı sürdüreceğiz,” dedi. Sonra da elinde kabarık bir çanta ile Soçi’ye giderek, Rus meslektaşı Sergey Lavrov ile görüştü ve görüşmenin açılışında Rus tarafına, “Sizinle iş birliği yapmamızın zamanı geldi,” dedi.

Bu açıklamaları tamamlayan bir diğer demeç ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan, Lavrov-Pompei görüşmesiyle eşzamanlı olarak Suriye muhalefet heyeti başkanı Nasr Hariri ile yaptığı görüşmeden sonra geldi. Çavuşoğlu, yeni Suriye Anayasasını yazacak komitenin hemen hemen belirlendiğini söyledi.

Bu komite, Astana ve Cenevre süreçlerinin birleştirileceği konferansta çalışmaya başlayacak. Komisyonun nihai şekli konusunda ABD ve AB de söz sahibi. Ama unutmayalım, Almanya ve Fransa, kuyruklarına İtalya’yı da takarak, henüz ortada fol yok-yumurta yokken, bir tek heyet üyesi belirlenmemişken, ABD’ye mektup yollayarak Rusya, İran ve Türkiye’nin belirleyeceği bir heyeti ret edeceklerini bildirmişlerdi.

İran, Suriye’de veya Körfez’de İsrail veya ABD hedeflerine karşı ne sürdürebileceği ne de yarar sağlayacağı bir çılgınlık yapmaz ise, bu yaz, Suriye’ye barışın geri gelmesi mümkün. Bu ihtimalin sadece İran’ın itidaline değil, aynı zamanda Suriye’nin başındaki çılgın katile de önemli ölçüde bağlı olduğunu hatırlamak gerekir.

İran’ın Astana ve Soçi görüşmeleri ile elde ettiği saygın uluslararası aktör statüsünden hoşlanmayanlar sadece İsrailli bağnaz bakanlar ve Başbakan Netanyahu değil. Öyle anlaşılıyor ki, İran’daki sözde-İslam Devrimi’nin kendi eliyle başına bela ettiği Devrim Muhafızları adlı örgüttür. Bu örgütün Suriye’de, Lübnan’da, Yemen’de yaptıkları, hiçbir zaman bir meşru ülkenin üniformasını taşıyan askerlerin yapacağı işler değildir. Bu örgütün Suriye’deki üslerine karşı İsrail’in yaptığı hava harekâtına, Rusya’nın da en azından karşı çıkmayarak, S300 ve S400’lerle önlemek için kılını kıpırdatmayarak zımni bir onay verdiği de söylenebilir.

Bu “fake news” çağında ne kadar güvenilir bilinmez, ancak BBC’nin bir haberine göre ambargolarla, yaptırımlarla ve yasaklarla adeta bir litre petro-kimya ürünü satamaz hale gelen İran’daki “sivil” yönetim, Devrim Muhafızları ve diğer dini-askeri kurumlara hala milyarlarca dolar tutan maaş ve operasyonel masraf ödemeye devam ediyor. Yine aynı haberde, reform yanlısı siyasetçi Hamid Rıza Celalipur’un adı verilerek, katıldığı bir toplantıda Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “Banknot basarak sorunlarla baş edilemez. Hepimiz bu realiteye dikkat etmeli ve sadece slogan atmamalıyız,” dediği aktarılıyor.

İran’ın şu anda ihtiyacı olan tek şey, bütün bölgenin, Türkiye’nin, Rusya’nın ve hatta kabul etmese bile İsrail’in hemen, derhal Suriye’de barış sağlamaktır.

Şüphesiz İran Devrim Muhafızları gibi asalak örgütler bu denklemin dışındadır. Onlar için gerekli olan kendi varlıklarını meşru kılacak olan ateş ve kandır.