Trump ne kadar battı battığı şeye?

New York eski belediye başkanı Rudy Giuliani kadar iktidar hırsı olan bir İtalyan siyasetçi görülmemiştir dersek, abartmış olmayız. New Yorker dergisi, Trump’ın azil sürecinin başlatılmasına sebep olan Ukrayna kepazeliği açılmadan önceki bir yayınında Giuliani’yi tek kişilik yıkım ekibi diye nitelemişti. Politico dergisi de Giuliani’nin şimdi Trump’a yardım kisvesi altında Biden’ı mahvetmeye çalıştığını yazıyor.

Biden, Obama’nın beyaz Amerikalıların oyunu alabilmek için son kertede başkan yardımcısı adayı göstermeye razı olduğu bir siyasetçiydi. Kendine ait hiçbir davası ve ilkesi olmadı. Gafları, ailesinin bölünmüşlüğü ve skandalları ile Obama’ya ciddi bir yük getiremezdi. Biden Başkan yardımcısı olarak sekiz yıl öyle gariplikler yaptı ki bir noktada Obama, ona yöneltilen eleştirilere cevap vermekten bıktığını “Joe’ya dokunmayın. Bırakın Bidenlığını yapadursun!” diye ifade etmişti. Bu Biden şu anda Demokrat Parti’nin Trump’ın karşısına çıkacak adayı gibi görünüyor.

Biden’ın oğlunun Ukrayna’da yüz kızartıcı sayılabilecek bir takım işlere giriştiğini öğrenen Giuliani, Ukrayna’ya giderek seçim kampanyasında kullanılacak pislik bulabilmek için bir ay--tabirimi hoş görün--kanalizasyonları karıştırıyor. Bu arada Trump, Ukrayna devlet başkanı Volodimir Zelenski’nin adeta kolunu bükerek ve koca ülkeye şantaj yaparak, Biden’a aradığı pisliği bulmada yardımcı olunmasını istiyor.

Böylece öğreniyoruz ki ABD istihbarat kurumları, kendi başkanlarının başka ülke başkanları ile konuşmalarını dinlerler ve içeriğini bir raporla dosyaya kaldırırlarmış. Ayrıca ABD’de bir memurun üst kademedeki bir memurun yasayı ihlal ettiğini görürse bunu Kongre’ye doğrudan ihbar etme hakkı var. Nitekim bu hakkı kullanan bir istihbaratçı, Trump’ın Ukrayna’ya şantaj yaptığını ihbar etti. (Önceki gün ikinci bir memurun da ihbarda bulunduğu haberleri dolaşmaya başladı.)

Demokratlar bu ihbarla Ukrayna’da aranan pisliğin Trump’a bulaştığını öne sürerek azil davası açılması için süreci başlattılar. Telefon tutanakları boynuna kadar battığını gösteriyor. Ancak ABD’de başkanın azli zor bir süreçtir: üç başkan hakkında azil davası açıldığı halde 240 yıldır hiçbir başkan azledilmedi. Demokratlar azil davasını açacak olan Temsilciler Meclisi’nde çoğunluktalar; ama mahkeme sıfatıyla davayı görecek olan Senato’da Cumhuriyetçiler çoğunlukta. Ayrıca azil kararının üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyor ki, bu imkânsız.

Demokratlar dava görülürken ortaya çıkacak yeni bulguların Cumhuriyetçilerin fikir değiştirmesinde etkili olacağını düşünüyorlar. İş, başkanı görevden almaya gelince, gerçeklerin Cumhuriyetçi vicdanlar üzerinde etkili olacağını tartışmak bile abesle iştigal olur.

Ancak şu var: Azil davasına konu olan üç başkandan biri, Richard Nixon, dava sırasında ortaya dökülecekleri düşünerek istifa etmişti. Trump bu kadar “düşünceli” davranmayacaktır. Ancak bir Narsist’in köşeye sıkıştığında neler yapabileceğini dava açılırsa beraber göreceğiz.