Türkiye husumetinde Çin boyutu

Amazon.com’un “.tr” şubesinin açılışını aynı şahsa ait Washington Post gazetesi, 40 bin çocuk, kadın-erkek Türk ve Kürt’ü öldürmüş olan PKK’nın kurucularından Cemil Bayık’ın makalesini yayınlayarak kutlamış oldu. Bebek kanları gazeteye de bulaşmış sayılır.

Yabancı haber sitelerinde Türk olan ve olmayan yazarların makaleleri, gözle görülür şekilde bir anti-Türkiye dalgasına sahne oluyor. Bunları tek tek yanıtlamak hem mümkün değil hem de gerekli değil. Ancak bunlardan Çin-Uygur konusunda olan biri, sosyal medyayı da kapsadığı için dikkat çekiciydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Japonya ve Çin gezilerinde sağladığı diplomatik başarılarından kayda değer biri, Çin’de, Şincan Uygur Özerk Bölgesi konusunda idi. Türkiye-Çin ilişkilerinde bu konu üç ayrı başlık altında ele alınıyor:

1. Çin’in toprak bütünlüğü. Türkiye, ABD ve AB ülkeleri gibi Çin ana vatanı dışında küçük “Çinler” olduğu görüşünü hiçbir zaman paylaşmamış ve “Tek Çin” siyasetinden ayrılmamıştır. Bu, Çin’in toprak bütünlüğüne saygı anlamına gelmektedir. Çin’de bugün beş otonom bölge vardır ve bunlar bir vilayetten daha geniş idari haklara sahiptir. İç Mongolya, Şincan Uygur, Tibet, Ningksia Huy ve Guangksi Zhuang bölgelerinin Çin topraklarına ait olduğu, uluslararası anlaşmalarla tanınmış, Çin’in egemenlik haklarındandır.

2. Diğer bölgeler gibi Uygur Özerk bölgesinde de bu bölgelerin vilayet değil de özerk bölge olmasını sağlayan özelliklerin, daha geniş demokratik ve kültürel haklarla korunması önem taşımaktadır. Nitekim Türkiye, Uygur halkın, Türk ve Müslüman kimliğinin korunması, geliştirilmesi meselesini hiçbir zaman Çin ile genel ilişkilerin kötüye gitmemesi gibi bir amaçla, gündeme almazlık etmemiştir. 2012 yılında Çin gezisine Uygur bölgesinin başkenti Urumçi’den başlayan Erdoğan, daha sonraki yıllarda bu bölgede kamu kurumları eliyle cami-türbe onarımı, sergiler-kurslar açılması gibi faaliyetlere hız verdi. Son Çin gezisinde ise Türk ve Çin heyetleri, kısa bir zaman içinde bir Türk heyetinin Şincan’da incelemeler yapmasında mutabık kaldılar.

3. Uygur Bölgesi’nde terörizm: Her etnik ve dini grup gibi Uygur halkın da merkezi hükumetten sürekli talepleri olmakta ve bunların yerine getirilmesi daima arzu edilen süratle olmamaktadır. Türkiye’deki 70 yıllık Kürt etnisitesini ret ve inkâr döneminde olduğu gibi, Çin’de de Müslümanların inanç ve ibadet hakları uzun yıllar kısıtlandı. Sovyetler Birliğini olduğu gibi Komünist Çin’ini de yıkmak için ABD, yıllarca Uygurları isyana teşvik etti; hala ediyor. Türkiye’deki CIA yöneticilerinden Paul Henze’nin ilk görev alanı Şincan’dı ve bu görevinde en büyük yardımcıları Türkiyeli elemanlardı. Artık bu dönemler bitti. Türkiye Çin’in toprak bütünlüğüne yönelik terörü kınadı ve kınıyor.

Türkiye’nin bu nüanslara saygılı siyasetini utanç sebebi saydığını yazan kişi bilmeli ki, kendisinin bu satırları ABD eliyle Çin’de sürdürülen ve FETÖ’nün maşa olarak kullanıldığı teröre destek sağlamak, kendisi hakkında utanç vesilesidir.