Bir daha asla; Srebrenitsa

Bu haftaki yazımı insanı derinden yaralayan bir olaya ayırdım. Srebrenitsa katliamına. Birleşmiş Milletler askerlerinin ve dünyanın gözü önünde, bundan tam 16 yıl önce 8372 Boşnak, Sırplar tarafından katledildi. Bunun anısına geçenlerde, Taksim Gezi Parkı’nda bir ayakkabı anıtı oluşturuldu. Şehit olan her kişi için bir çift ayakkabı getirildi. Acıların bir daha tekrarlanmaması için unutulmaması gerekiyor.
Bir daha asla!
İkinci Paylaşım savaşından sonra kurulan Birleşmiş Milletler’in amacı, “bir daha asla” aynı acıların yaşanmaması idi. Yaşanmadı mı sanki? Kamboçya, Ruanda, Hocalı ve Srebrenitsa acıların harman olup, insanın içini acıtan olayların cereyan ettiği yerler olarak hep aklımızda kalacak.
Küçücük çocuklar, hamile kadınlar, evlenmemiş kızlar, genç erkekler, yaşlılar ya çelik bir namlunun ucunda ya da soğuk bir demirin ürkütücülüğünde can verdiler.
Suçları neydi?
Srebrenitsa’da Müslüman Boşnak olmak.
Kim doğarken milliyetini, dinini, rengini seçebilmiş ki? Beşiği yapılıp da mezarı kazılmayan, kimse var mıdır bu dünyada? İyi bir insan küçücük çocuklara, kadınlara nasıl kıyar? Bu sadece korkakların yöntemidir. Bunu yapanlar gece yataklarına yattıklarında ne düşünürler acaba? Yaşlandıklarında torunlarına anlatacakları neleri olur ki? Canı sat, onuru satın al demişler. Onur insanın göğsündeki madalyasıdır. Yazıklar olsun insanlık onuruyla oynayanlara!

Bosna-Hersek ziyareti
Bosna -Hersek’e olan ilgim, geçen yıl yaptığım ziyaretle daha da arttı. Saraybosna’ya ayak bastığım andan itibaren, bizden bir çok şey gördüm. Güzel ahlaklı Boşnaklar, bana Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin Türkiye için ne denli önemli olduğunu anlamama yardımcı oldular. Gitmeseydim farkında olmazdım. Bir öğle yemeğimizi Saraybosna’daki Başçarşı’da, eski Galatasaraylı futbolcu Tarık Hoçiç’in restoranında “Re re re ra ra ra Galatasaray Galatasaray cim bom bom” nidalarıyla yedik. Türkiye’den yurt dışına gidip de kendinizi evinizde gibi hissettiğiniz ülkelerden biridir Bosna-Hersek.
Bosna tarım ve hayvancılık açıdan oldukça geri. Ülke Avrupa’nın en iyi su kaynaklarına sahipken ve de toprakları bereketliyken, gıdayı özellikle de süt ürünlerini dışarıdan alıyor. Yine de son zamanlarda ülke üretiminde bir hareketlilik göze çarpıyor. Çalışkan Bosnalılara TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı İdaresi) da yatırımlarıyla yardımcı oluyor. Örneğin Konjic’te nefis bir balık çiftliği kurmuşlar.
Bosnalılar Türkiye’yi çok seviyorlar ve savaşta kendilerine yapılan desteği asla unutmuyorlar. Tıpkı yaşadıklarını unutmadıkları gibi. Saraybosna’da üniversite binaları dahil tüm binalarda savaş sırasında oluşan kurşun deliklerini kapatmamışlar. Amaç gençlere de unutturmamak.
Ancak çok cefa çekmelerine rağmen, Boşnakları barışçı gördüm. Cumhuriyette Sırplarla birlikte barış içerisinde yaşıyorlar, işyerlerinde beraberce çalışıyorlar. Bu da sürekli barış için son derece olumlu. Ölenlere Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır diliyorum. İnşallah bundan sonra böyle acılar yaşanmaz.