Hayvancılığın yapısal sorunları

Türkiye’de halihazırda 80 milyon olan nüfusun 2023’te 85, 2050’de 93 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.
Şayet nüfus artışı bu şekilde devam edecek olursa, 30 sene sonra dünyada şu andakinin yüzde 70’i oranında daha fazla gıdaya gereksinim duyulacak ve bu da fiyatları yüzde 30 oranında artıracak.
Bu durumda Türkiye’nin kendi kültürüne, kendi coğrafyasına uygun bir tarımsal modele gereksinimi bulunuyor.
Halbuki bugün Türkiye tarımı büyük sorunlarla boğuşuyor.
Örneğin bitkisel üretimdeki ilaç, tohum, gübre, enerji, hayvansal üretimdeki yem katkı maddeleri, ilaç maliyetlerinin çok yüksek olduğu görülüyor.
Hayvancılığa gelirsek...
Türkiye’de kaba yem maliyetlerinin aşağılara çekilmesi; mera alanlarının ıslah edilmesi, yem katkı maddelerinin üretilmesi, alternatif yem kaynaklarının devreye sokulması ile mümkün olacak.
Islahtan önce, yaklaşık 4 milyon hektarı Orman ve Su işleri Bakanlığı’nda, 3 milyon hektarı da büyükşehirlerde olan meraların ilgili bakanlıklar ve belediyelerle görüşülerek, en azından yapılaşmamış olanlarının hayvancılığın hizmetine sunulması gerekiyor.
Hayvancılığın önemli ürünlerinden biri olan et son zamanların yıkıcı sorunları arasındaki yerini hiç kaybetmiyor.
Türkiye’de kırmızı et, süt sığırlarının erkeklerinden ve sütten kesilmiş hayvanlardan elde ediyor.
Bu anlamda Holstein ırkı Türkiye’nin süt gereksinimini karsılarken et ihtiyacını karşılama konusunda yetersiz kalıyor.
Bu nedenle hayvancılığın süt-et kombine ırka dönmesi gerekiyor.
Yine ülkedeki et açığının diğer önemli bir nedeni de buzağı ölümleri.
Büyük çiftliklerde hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri kontrol altına alınmış durumda iken, bilgi kirliliği nedeniyle küçük çiftliklerdeki buzağı ölümleri oldukça fazla.

Diğer yıkıcı bir sorun da gençlerin kırsaldan hızlı bir şekilde kopması.
Gençler üretimde çalışmak istemiyorlar.
Kaçırmamak için kırsalın ve üretimin özendirilmesi gerekiyor.
Sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçerken 12 bin köyde başlayan taşımalı eğitim de maalesef tarımı ve hayvancılığı olumsuz etkiledi.
Hayvansal ürünlerde verim, kalite, ürün çeşitliliği ve rekabet konularına yeterince odaklanılmıyor.
Bu manada hayvancılık sektörünün gelişmesi, yatırımların artması isteniyorsa desteklerin de artırılması gerekiyor.

Yine küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi de hayvancılığın bir stratejisi olmalı.
Yurtdışındaki süt tozu fiyatları Türkiye’deki süt fiyatlarını etkiliyor.
Şu anda 8 lira olan yağsız süttozunun daha da düşme olasılığı bulunuyor ve düşerse de bu durumda süt ürünleri yapanlar daha fazla süttozuna doğru yönelirler.
Bu da beraberinde çiğ süt fiyatlarının daha da düşmesine sebebiyet verebilir.
Halbuki AB’de süt tozu fiyatları düşmesine rağmen çiğ süt fiyatları düşmüyor.
Çünkü AB, sut üreticisinin yaşatılması gerektiğini biliyor
Aslında yukarıda anılan tüm bu sorunların çözümü için küçük üreticilere sahip çıkılması gerekiyor.
Çünkü küçük üreticiler az kar etseler de tarımdan, hayvancılıktan vazgeçmiyorlar.
Ancak onların eğitim, ekipman, prim konularında desteklenmeleri gerekiyor.
Bu anlamda en iyi model de, tarımın diğer kollarında olduğu gibi, küçük üreticilerin kooperatifler şeklinde örgütlenmeleri.
Bunu ne kadar da çok yazdım.