Kore mucizesi

Ulusal Süt Konseyi (USK) Yönetim Kurulu ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Ulusal Bilim Komitesi Üyesi olmam nedeniyle 15-19 Ekim günleri arasında G&u

Ulusal Süt Konseyi (USK) Yönetim Kurulu ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Ulusal Bilim Komitesi Üyesi olmam nedeniyle 15-19 Ekim günleri arasında Güney Kore’nin Daejeon (Daycon diye okunuyor) kentinde yapılan ‘Dünya Süt Zirvesi’ne katıldım.

Her yıl başka bir üye ülkede yapılan zirve, önümüzdeki sene İstanbul’da düzenlenecek. Daycon’daki gala yemeğinde İstanbul’un anahtarını da aldık.

Türkiye’den 16 kişiyle zirvede yer aldık. Ege Üniversitesi’nden bendeniz, Ankara Üniversitesi ve Namık Kemal üniversitelerinden hocalar, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı yetkilileri, İsmail Mert büyüğümüz de organizasyona katıldı.

Yararlı görüşmelerin yapıldığı zirvede, hayvan refahı, çiftlik yönetimi, süt teknolojisi, hayvansal üretim ekonomisi-politikaları ve çevre gibi konular işlendi.

Bu yazıda zirveden ziyade Kore mucizesi denilen kalkınma hamlesinden bahsedeceğim. Yalnız, buna geçmeden önce Busan’daki NATO şehitliğinde yer alan Türk şehitliğini ziyaret etme imkânı bulduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Şehitlik ziyaretinde yan yana yatan Mehmetçikler, hepimize duygusal anlar yaşattı.

Gelelim Kore’ye... Mucize denilen şey, aslında gelişmekte olan her ülkenin yapması gereken şeyler ve onlar da bunu yapmışlar.

Güney Kore, iç savaştan çıktıktan sonra liderleri önce toplumu eğitme kararı alıyor.

Yaptıkları eğitim hamlesi sonucunda toplumun yüzde 99,5’i okur-yazar, yüzde 70’i de üniversite mezunu oluyor. Bu arada mezunlarını master ve doktora eğitimi için yurt dışına gönderiyorlar.

Eğitim hamlesinden sonra sıra altyapı yatırımlarına geliyor. Yollar, enerji hatları yapıyorlar ve makine yapan makineler üretiyorlar. Bunlar bittikten sonra da sıra marka yaratmaya geliyor. Bu sayede Anadol ile aynı anda üretime başlayan Hyundai, bugün bir dünya devi haline geliyor. Yine Samsung, Kia ve LG gibi dünyaca tanınan markaları da yaratıyorlar.

Milli gelir 32 bin dolar

Hiç petrolleri, doğalgazları ve kömür gibi madenleri olmadığı halde, bu markalar sayesinde yıllık 600 milyar dolarlık ihracat yapıyorlar ve 70 milyar dolar dış ticaret fazlası veriyorlar. Bugün kişi başına düşen milli gelir 32 bin, yoksulluk sınırı da 19 bin dolar.

Kore’nin bu yaptıkları size bir şeyi hatırlatıyor mu? Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarını... Ne yapılmıştı genç Cumhuriyet’te. Önce Harf Devrimi’yle okuma-yazma seferberliği başlatıldı, sonra elden geldiğince ülke ‘10. Yıl Marşı’nda söylendiği gibi demir ağlarla örüldü ve ardından demir-çelik, şeker, tekstil gibi fabrikalar kuruldu. Bu arada Genç Türkiye Cumhuriyeti, bütün dünyayla birlikte 1929 ekonomik krizine yakalandı ve bir yandan gelişimini sürdürürken diğer yandan da Osmanlı’dan gelen borçları ödedi. Ancak daha sonra gelen hükümetler farklı politikalar uygulayınca gelişme yavaşladı.

Koreli politikacılar ise eğitim ve yatırım hamlelerini geliştirdi. NATO şemsiyesi altında savunmaya fazla ödenek ayırmadılar ve tabii ki teknoloji de 1923’e göre daha ileriydi. Türkiye gibi yüksek miktarda borç ödemek durumunda kalmadılar, arkalarında da ABD vardı.

Bu arada, size yeni çıkan bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Geçen yıl ilk kitabı olan Efrahim’i çıkararak PKK terör örgütünü roman diliyle okurlarına aktaran İzmirli yazar İbrahim Becer, yeni çıkan ikinci kitabı olan Efrahim 2 ile FETÖ ve uzantılarının yapılanmalarını anlatıyor. Okumanızı tavsiye ederim.