Süt zirvesinde öne çıkanlar

Süt sektörünün temsilcilerinin katıldığı “Ulusal Süt Zirvesi 2012 Süt ve Süt Endüstrisi Konferansı” 21-23 Mayıs 2012 tarihleri arasında Çeşme Altın Yunus’ta yapıldı. Türkiye’de ilk kez yapılan zirvenin İzmir’de gerçekleştirilmesi İzmir’in farkını ortaya koydu ve ilimiz yine “zirve” yaptı.
Konferansta birinci gün daha çok bilimsel sunumlar yapılırken, ikinci gün birlik başkanları sektörün sorunlarını anlatarak eteklerindeki taşları döktüler.
Zirvenin onur konuğu Uluslararası Sütçülük Federasyonu (İnternational Dairy Federation-IDF) başkanı Sayın Richard Doyle idi.
Zirveye basının, büyük sanayicilerin, gerek il gerekse Ankara ayağıyla bakanlığın ilgisi bir hayli fazlaydı. Ancak sektörün birincil sahipleri, yani süt hayvanı yetiştiricileri ile mandıralar yoktu. Yetiştiricileri birlik başkanları, mandıraları da İzmir Ticaret Odası’na kayıtlı dört işletme temsil etti.
İki gün boyunca çeşitli tebliğlerin sunulduğu, tartışmaların yapıldığı zirve, öne çıkan sonuçlarıyla gündeme damgasını vurdu.
Türkiye’de süt asparagasları ortaya saçılırken,
Katılımcılar:
IDF’nin 2016 yılı toplantısının “sütün başkenti” olan İzmir’e yakışacağı,
Okul sütü projesinin devam ettirilmesi,
Okul sütünden sonra, yoksul ailelerin 0-5 yaş arası çocuklarını kapsayan “okul öncesi süt dağıtımı” projesinin hayata geçirilmesi,
Süt üreticilerinin kooperatiflere üye olmayıp, ya da örgütlerinin dışında kalıp, çiğ süt fiyatının oluşmasında etkili olamadıkları,
Hayvancılığın ana unsurunun süt üretimi olduğu, süt üretiminin artmasıyla birlikte et üretiminin de otomatikman artacağı,
Sütün dünyanın en ucuz ancak en değerli gıdası olduğu,
Küçük aile işletmelerinin hayvancılık faaliyetleri içerisinde bırakılarak “toplulaştırılma” yoluyla maliyetlerinin azaltılması,
Süt fiyatının yaklaşık yüzde 70’ini yem maliyetinin oluşturduğu, bunun içinde yem üretimine önem verilmesi, ucuz yem kaynağı olan meraların bir an önce rehabilite edilmesi,
Kaliteyi büyük oranda etkileyen soğutmanın tüm ülkeye mümkün olan en kısa sürede yaygınlaştırılmasının zorunlu olduğu,
Süt toplama stratejisi yüzünden, çiğ sütün yüzlerce kilometre uzaktan toplanıp, işlendikten sonra aynı yere geri gelirken oluşan maliyetin büyük ölçüde petrolden kaynaklandığı, bunun ayni zamanda da çevre kirliliğine neden olduğu,
Organik hayvancılığın yanı sıra iyi hayvancılık uygulamalarının da desteklenmesi,
süttozu desteğinin devam etmesi, müdahale kuruluşunun (et-süt kurumu) bir an evvel faaliyete geçirilmesi,
Bazı bölgelerde küçük baş hayvancılığa dönüş yapılmasının zorunlu olduğu..
Konularında hemfikir oldular.
Biz de “doğru söze ne denir” diye bitirelim...