Sütte kalite oyunu

Çiğ sütün satışı ile ilgili gündem, palm yağı ve GDO katkılı ekmekte olduğu gibi referandum çalışmaları nedeniyle unutuldu gitti.

Bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, çiğ sütü sadece “hastalıklardan ari” çiftlikler kendi markaları ile satabilecekler.

Bazı çevreler de bu yasaklamanın, satıcılar vasıtasıyla evlere çiğ sütün satışına (sokak sütü) uzanacağı görüşündeler.

Aldığım bilgilere göre de bu çevreler haklı, bunun arkasından yasaklama gelecek gibi görünüyor.

***

Sanayiciler çiğ süt satışının yapılmaması yönünde görüş bildiriyorlar.

Sanayiciler Türkiye’deki hayvanların çoğunun hastalıklı olduğunu, ahır ve sağım hijyeni ile soğutma konusunda yeterince bilinçlenme olmadığını söylüyorlar.

Ancak 1 milyar 200 milyon litre olarak ifade edilen, aslında pratikte 400 milyon litre olan, hastalıklardan muaf çiftliklerden sağlanan sütün yanı sıra, geriye kalan 17 milyar litre sütü toplayıp işliyorlar.

Türkiye’de hastalıklardan ari olan çiftlik sayısı oldukça az ve buralarda üretilen süt, toplam üretimin yaklaşık 50’de birini oluşturuyor.

Aslında her şeyin ahlaki bir boyutu var. Türkiye gibi büyük bir ülkede gıda işletmelerinin denetlenmesi oldukça güç.

Hammadde üreten köylüler, gübre-ilaç-tohum satan şirketler, aracılar, tüccarlar, yardımcı maddeleri satanlar, işleyiciler toplumun güvenini sarsmamalılar.

***

Bugün gıdada yaşananlar Türkiye’de durumun böyle olmadığını gösteriyor.

Dürüst çalışanları bir tarafta bırakırsak, gıdalarda her türlü hile ve tağşişten geçilmiyor.

Örneğin hayvan yetiştiricileri sattıkları süt üzerinden değişik kalite primleri alıyorlar.

Kalite kriterlerinden birisi de somatik hücre ve toplam bakteri sayısı.

Somatik hücre sayısı hayvan hastalıklarının, bakteri sayısı da hijyenin göstergesi.

Bu değerlerin yüksekliği hayvanın hasta olduğunu ve sağım ile depolama sırasında temizlik kurallarına uyulmadığını gösteriyor.

Normalde prim alınacak çiğ sütün bu kriterleri saptayan cihaza yüklenip okunması gerekiyor.

Ancak pratikte bu böyle olmuyor. Herkes değil ama bazıları, dayanıklı (UHT) süt içerisine bir miktar çiğ süt katıp bunu örnek olarak alete verip okutuyorlar.

Pek tabii ki bakteri sayısı düşük çıkıyor ve bundan kalite primi alıyorlar.

Ya da geçenlerde birisinin anlattığı gibi bazıları da ari işletmelerden gelen 1000 litre süt içerisine 500 litre ari olmayan süt katıp, 1500 litre olarak satıyorlar.

Sütü satın alan işletmeler de düşük bakterili süt aldıklarını düşünüyorlar.

Bu durumda bir yandan primi veren kazıklanıyor, diğer yandan da kalitesiz süt kaliteli diye pazarlanıp kalitesiz ürünlere dönüştürülüyor.

Yani çift yönlü bir kazık söz konusu.

Bir de ari belgesi alan çiftliklerin sık sık denetlenmeleri şart.

Bizden söylemesi...