Tarımda verim sorunu

Bu haftaki yazımda tarımdaki verim sorunundan bahsedeceğim. Bence bu konu, Türkiye’nin sadece tarımda değil, bütün sektörlerde ana sorun. Tamam, gerek tarım gerekse sanayi ürünlerinde hammadde dışarıdan geliyor ve dövize bağlı olduğu için maliyetler gün geçtikçe artıyor, ancak verimsizlik de maliyetleri bir o kadar artırıyor.

Bu gerçekten yıkıcı bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunun en aza indirilmesi, yani verimim artırılması için mutlaka tüm sektörlerde sanayi-tarım-üretici-üniversite işbirliğine gidilmeli. Bu sorun ancak kurumlararası işbirliğiyle çözülebilir.

Tarıma gelince... Türkiye’de ister bitkisel, ister hayvansal olsun, dekar/ağaç başına ve hayvan başına verimlerin oldukça düşük olduğunu görüyoruz.

Yanlış işleme teknikleri, emek yoğun bir işçilik, düşük ve yanlış mekanizasyon kullanımı, sulamanın ülke genelinde düşük olması ve iklime bağımlılık nedeniyle oldukça yüksek miktarlarda verim kayıpları meydana geliyor.

Söz konusu kayıplar, bitkisel üretimde dekar/ağaç, hayvansal üretimde hayvan (et-süt-yumurta-deri vb.) başına maliyetleri önemli oranda artırıyor.

Yaş meyve sebzeden başlarsak... Yaş meyve-sebzede ürünler üreticiden-tüketiciye ulaşıncaya kadar uzun pazarlama kanallarından geçiyor ve bu geçiş sırasında çok büyük kayıplar meydana geliyor.

Çözüm kooperatifte

Türkiye’de üretilen 49 milyon ton meyve-sebzenin yaklaşık 18 milyon tonu tüketiciye ulaşamadan çöpe gidiyor. Bu miktar, 20 milyonluk bir ülkeyi rahatça doyurur. Yaklaşık yüzde 36’lık kaybın parasal karşıliğı 25 milyar lira. Müthiş bir rakam bu.

Bu kadar ton meyve-sebzenin tüketiciye ulaşması demek, maliyetlerin de düşmesi demek. Çünkü 25 milyar lira, 49 milyon ton mevve-sebzenin maliyetine eklemleniyor.

Çözüm, üreticilerin kooperatifler şeklinde örgütlenip, kooperatif çatısı altında üretim planı yapılmasından ve soğuk hava depoları oluşturmaktan geçiyor.

Hayvancılığa baktığımızda da aynı kayıpları görüyoruz. Hayvancılığın ana ürününü oluşturan çiğ sütte farklı bir manzara yok. Yem fiyatlarının özellikle son bir yıl içinde yaklaşık yüzde 70 civarında zamlanması nedeniyle yetiştirici. hayvana ya yeterince yem veremiyor ya da düşük kaliteli yemler veriyor. Bu da pek tabii ki süt ve et verimini etkiliyor.

Bu verimsizlik de doğal olarak litre başına süt maliyetine eklemleniyor ve maliyetler artıyor.

Ete gelince... Türkiye’de son birkaç yıldır yapılan canlı hayvan-karkas et ithalatı, fiyatların yükselmesini dizginleyemiyor. Sahadaki normalden yüksek olan buzağı kayıpları, et fiyatlarının düşmemesinin baş sorumluları arasında bulunuyor.

Hayvan varlığının daha çok sütçü ırklardan oluşması da bir diğer sorun. Türkiye, hayvan varlığını daha çok et/daha az süt veren ırklardan yana yapmalı.

Bu sorunların aşılması için hayvancılık yapanların da mutlaka kooperatif/birlikler şeklinde örgütlenmesi gerekiyor. Yoksa bu yıkıcı sorunu seneye de konuşuruz...

DİĞER YENİ YAZILAR