2002 için iyimserim, çünkü 2001'den kötüsü olmaz!

2002 için iyimserim, çünkü 2001'den kötüsü olmaz!


Yeni yıl yazıları... Yazmadan olmaz. 2000 yılına iyimser girmiştim. 2001 yılı başında kötümserdim. 2002'ye iyimser girdiğimi söyleyebilirim.
2002'de seçim yok.
Koalisyonu oluşturan üç partinin yeni yılda seçime gitmeleri için akıllarından zoru olmaları gerekir. Özellikle ekonomide tünelin ucundaki ışığı görmeden sandık yolunu açmak, iktidar partileri açısından intiharı seçmek olur.
2002 yılı önceliklerinin başında hiç kuşkusuz ekonomi var. Ekonomide düzelmenin yolu, IMF ile yapılan üç yıllık ekonomik programın titizlikle uygulanmasından geçiyor. Koalisyon ortaklarının bunun için hem parlamentoyu hem hükümeti uyum içinde çalıştırmaları şart.
Bugüne kadar izlenmiş olan seyir olumludur. Eğer bundan sonrası tavsamadan sürerse, 2002'de çarklar dönmeye başlar. Enflasyon inişe geçer, ekonomi büyüme rayına oturur.
Bu süreç elbette sancılı olmaya devam edecek. Ancak krizden çıkış isteniyorsa, bu bedel göze alınacak.
Alternatifsiz bir politika çünkü bu...
Eğer koalisyon liderleri, koalisyonu oluşturan partilerin sayın milletvekilleri, bugüne kadar katlanılan sıkıntıların boşa gitmesini istemiyorlarsa, bir süre daha dişlerini sıkmaktan başka çareleri yok.
Unutulmasın!
Gecikmek, ipe un sermek ya da bu saatten sonra popülist çare arayışlarına kalkışmak, cehenneme açılan yollara taş döşemekle eş anlam taşır.
Koalisyon ortakları ne yapacak?
Bunca deneyimden sonra makul olan, ekonominin gereğini yerine getirmektir. Hükümetin büyük sapmalara fırsat vermeden yoluna devam etmesidir gerçekçi olan beklenti...
2002'yi kritik yıl yapan yalnız ekonomi değil. İki konu daha var olağanüstü dikkat ve özeni gerektiren:
Biri Kıbrıs...
Diğeri Avrupa Birliği...
Bu iki konunun gelecek yıl hız kesmemesi lazım. Kıbrıs'ta uzlaşma yolunun inatla kovalanması, haklılığın masada savunulması ve kalıcı bir anlaşma aranması, Türkiye'nin çıkarları açısından hayatidir.
Bunun gibi, en geç 2002 yılı sonuna kadar AB ile müzakere eşiğinin geçilmesi, bunun için resmen bir tarih elde edilmesi bir başka önemli konudur.
Şu söylenebilir:
Kıbrıs ve AB ile ilgili olarak Ecevit hükümetiyle Sayın Denktaş'ı 2002 yılında tarihi bir sorumluluk bekliyor. Çünkü her ikisinde atılacak adımlar, ya Türkiye'nin ufkunu açacak ya da karartacaktır.
İhtimal nedir?
Temkinli yaklaşıyorum. İhtiyatlı bir iyimserlik içindeyim. Türkiye'nin hele 11 Eylül'le birlikte ayağına gelen yeni bir fırsatı heba etmeyeceğini düşünüyorum.
Ekonomide açılan yapısal değişim yolunun, siyasal yapıda da devam edebileceği umudunu taşıyorum 2002 yılı için. Kıbrıs'ta da olmadık sapmalara izin verilmeyeceğini düşünüyorum.
Bu bakımdan dış konjonktür de çok elverişli gözüküyor. Hem Amerika hem Avrupa, bölgesinde güçlü ve istikrarlı bir Türkiye'nin kendi çıkarlarına ne kadar denk düştüğünü özellikle 11 Eylül sonrasında bir kez daha görmüş durumdalar. O yüzden Türkiye'nin arkasındalar.
Özetle:
Türkiye, dengeli ve istikrarlı bir 2002 yılı geçirmeye aday.
İyimserim.
Çünkü belki de hiçbir yıl 2001'den daha kötü bir yıl olamaz.