Adana işsiz kaldı

Adana işsiz kaldı



İlk rastladığımı kolundan tutuyorum:
"Otur da derdini anlat!"
Dik dik bakıyor.
"Derdi olanı arıyorum!"
Biraz daha dikleniyor.
Üsteliyorum:
"Derdin mi yok?"
"Ne yapacaksın?"
"Yazacağım."
"Niye?"
"İşim her gün bir yazı çıkarmak. Bugün de senin dertlerinden bir yazı çıkaracağım işte. Hadi anlatsana..."
Gülmeye başlıyor. Ne anlatacağını bilmiyor muyum? Adım gibi biliyorum. İşsizlikten başlayacak. Aş ve iş sorununu deşecek. Evine ekmek götüremediği için kadının evde dırdırlandığını söyleyecek.
İşsizlik deyince, Adana Valisi Oğuz Kağan Köksal, "Türkiye’nin derdi bizim de derdimiz. Adana’da işsizlik oranı çok yüksek. Yüzde 25 civarında işsizlerin oranı..." diyor.

‘Reel sektör bitecek...’
Adana Sanayi Odası Başkanı Ümit Özgümüş, kendi kayıtlı üyeleri arasında yaptırmış oldukları araştırmayı şöyle özetliyor:
"İşsizlik felaket! Bu yılın ilk üç ayında 15 bin kişi işten çıkarılmış. İkinci üç ayda işini kaybedenlerin sayısı 7 bin civarında... Mali sektörün önceliğini anladık ama böyle giderse, bir bakacaksınız reel sektör kalmamış..."
İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Sadi Sürenkök ise özellikle 1997’den beri Adana’nın belini doğrultamadığını anlatıyor:
"Önce Adana - Ceyhan depremi fena vurdu. Arkasından 1998’de Uzakdoğu’dan başlayan krizden de etkilendik. Sonra 1999 Marmara depremi derken, arka arkaya iki ekonomik kriz bölgede işsizliği derinleştirdi. Ayrıca Adana sahipsiz bir kent. Bir zamanlar Türkiye’nin dördüncü en zengin kentiydik. Şimdi 11. bile değiliz. Eskiden hiç olmazsa bir bakanı olurdu. On yıldır bu da yok. 14 milletvekili var. Ancak üç dördünün adını bilir Adana halkı..."

Vali: Yatırım yapılmıyor
Adana Valisi Oğuz Kağan Köksal son üç yıldır Adana’da tek bir yatırım yapılmadığını söylüyor. Oysa sanayi altyapısının, iş yapacak adamın, paranın, ucuz işgücünün bulunduğu bir şehir olduğunu belirtiyor Adana’nın. "Orta ve küçük ölçekli firmaların, KOBİ’lerin desteklenmesi açısından Adana pilot bölge seçilse, biraz desteklense, bu destek birkaç yıl içinde ulusal ekonomiye geri döner" diyor.
Vali Bey şunu da ekliyor:
"Gaziantepli kazandığını Gaziantep’e yatırıyor. Adanalı, Adana’da kazandığını Adana’ya yatırmıyor."
En çok yakınma konularının başında göç ve ters göç geliyor.
Bir işadamı şikâyet ediyor:
"Adana’nın nüfusu 1 milyon 200 bin ise, bunun rahat yarısı Güneydoğu’dan göç edenler... Yerel yönetimler bir anda bölgenin 27 ayrı yerleşim merkezinde yarım milyon yeni nüfusa hizmet götürmekle karşı karşıya kaldılar. O yüzden devletin Adana’yı özel olarak ele alması gerekmez mi? Devlet bize para versin demiyoruz. Ancak Adana’nın önünü açsın."

Dertli belde: Yakapınar...
Bir de Yakapınar’ın derdi var.
Adana’nın bir beldesi. Antik bir kent. Eski adı, Misis. Daha çok Güneydoğu’dan göç edenlerin yaşadığı bir yerleşim birimi. CHP’li Belediye Başkanı Muammer Savaş anlatıyor:
"1997 depreminde ağır hasar gören SİT alanındaki evlerden 345’i hak sahibi oldu. Yeni yapılan deprem evlerinden halen boş olan 1900 ev var. Bunların içinden 345’i bizim beldede hâlâ çadırda yaşayanlara tahsis edildi. Ancak gidip oturamadık. 1 yıl önce Devlet Bahçeli’ye de çıktım yine olmadı. İkisi de MHP’li olan bir Devlet Bakanlığı ile Bayındırlık Bakanlığı arasındaki anlaşmazlık yüzünden biz mağdur durumdayız."
Adana’nın sıcağı yakıcı. İnsana yapışıyor. Allah’tan Milliyet’in koca TIR’ında klima fena değil, serinlik veriyor.
Bu arada bir dokun, bin ah dinle!
Yazıyı yetiştirme telaşı içinde arabaya doğru koşuştururken biri daha yakalıyor:
"Abicim, ‘Koray Aydın istifa üç!’ yazını da bekliyoruz."
Adana’dan herhalde bir yazı daha gelecek yarına..."