AKP ve gizli gündem

Yanıtına gelince:Sanmıyorum.AKPnin parti programına ve bir yıldır uyguladığı hükümet programına bakınca, böyle bir gizli gündemin varlığına inanmak zor. Devleti içeriden gizlice ele geçireceksiniz, devlet ve toplum düzenini İslami temele oturtacak ve laikliği yıkacaksınız.Olmaz!Gerçekleşme şansı yok artık.Bir kere Türkiyenin ekonomik, siyasal ve toplumsal gelişmişlik düzeyi böyle bir gizli kapaklı gündemin uygulanmasına izin vermez. Bugün artık saman altından su yürütülerek devlet ele geçirilemez. Ayrıca demokrasi bu kadar zayıf ve nahif değil bu ülkede.Kaldı ki demin de belirttiğim gibi ben AKP hükümetinin böyle bir gizli gündemi olduğuna da ihtimal vermiyorum. Bir yıldır izledikleri çizgi, ekonomik ve siyasal yapıda attıkları - bazıları gerçekten reformcu olan - adımlar da bunu gösteriyor.AKP hükümetinin gündeminde ekonomiyi daha çok dışa ve rekabete açan, sivil toplumu güçlendiren politikalar var. Avrupa Birliğine yaklaştıran politikalar var. Erdoğan hükümetinin bu politikaları, son tahlilde radikal İslamın değil, demokrasi ve özgürlüğün değirmenine su taşıyor.Hiç mi soru işareti yok? Var.Bunların bir bölümü, Tayyip Erdoğan başta olmak üzere lider kadrosunun radikal İslamcı geçmişinden kaynaklanıyor. Bir bölümü de parti tabanında, AKP kadrolarında laikliği hala içine sindiremeyen kimilerinin varlığından kaynaklanıyor. Bunların bir kısmı, Türkiye ABye girse de huyundan vazgeçmeyecek bir takım...Öte yandan, Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçerin laiklik penceresinden pek iç açıcı gözükmeyen sekiz yıl önceki konuşması da ister istemez soru işaretlerine yol açabiliyor. "İslam bir hayat tarzıdır ve hayatın bütün yönlerini kapsayan bir sistemdir" diye başlayan bu konuşmanın genel havası, 1990lı yılların ilk yarısında Dinçerin de İslamcı siyaseti benimseyen bir noktada olduğunu gösteriyor.Ve klasik soru:Değişti, değişmedi?..Başbakan Tayyip Erdoğan kendi geçmişiyle ilgili olarak birçok düzeltici açıklama yaptı. Hükümetteki uygulamaları da değişimi doğrulayan yönde... Benzer bir tutum, bir Başbakanlık Müşteşarı Dinçerden de beklenir.Evet, soru işaretleri var.AKPnin lider kadrosu acaba bir zamanlar el aldıkları çevrelerin sesine gün gelir kulak verebilir mi?Bu çevreler de, örneğin artık Avrupa Birliğini Hıristiyan kulübü saymıyorlar, ABye girişe yeşil ışık yakıyorlar. Ama yarın aynı odaklar, eğitim alanında, Kuran kursları konusunda sabırsızlanır, Başbakan Erdoğanın uzlaşıcı tutumundan usanır da, "Daha ne duruyorsunuz?" diye baskı yapmaya başlayabilirler mi?Bu ihtimal de yok değil.1960ların ikinci yarısında, sanıyorum, Demirel de yaşamıştı bu çıkmazı; partisi APnin bölünmesinde bu konu rol oynamıştı. Bu nedenle akla geliyor, bir zamanlar el alınan çevrelerin sesi bir gün yine dinlenirse, AKPde de bölünme çanları neden çalmasın diye...Bugün şöyle düşünüyorum:Gizli gündemlerle ve devlet eliyle Türkiye bu saatten sonra ne faşist, ne Komünist, ne de İslamcı yapılabilir. Türkiye, demokratik laik cumhuriyet düzeni yolunda Avrupaya doğru yürümesini sürdürecek. AKPnin de hükümet olarak bu yolu kesmek istediğini sanmıyorum. Tam tersine içtenlikle açmaya çalışıyor.2004e girerken iyimserim.Türkiye, Kürt sorunu açısından - uygulamada bazı direnme ve gecikmeler olsa da - çözüm rayında ilerliyor. Ayrıca İslam, laiklik ve demokrasi arasındaki dengeleri de tutturmaktan uzak noktada değiliz. Bu iki bakımdan AKP hükümeti ile AB yolu da Türkiyenin önünde önemli bir fırsat olarak duruyor.Dindar bireyle devlet arasındaki kuşku köprülerinin atılması, daha sıcak ilişkilerin kurulması Türkiyenin önünü daha fazla açar diye düşünüyorum. Bu bakımdan Dışişleri Bakanlığı eski müsteşarlarından Büyükelçi Özdem Sanberkin şu değerlendirmesi isabetlidir:"İslam, laiklik ve demokrasi arasındaki sınavı Türkiye kazanmak zorunda. Türkiye bu sınavı kazanırsa, her şeyden önce kendi kendisiyle barış içinde olur. Bölgedeki barış ve istikrarla, temel hak ve özgürlüklerin gelişmesine katkıda bulunur. Milyonlarca Müslümanı barındıran ABdeki toplumsal barışın teminatı haline gelir. Ve belki de en önemlisi, İslamcı terör adı verilen küresel tehdidin uzun vadede ortadan kaldırılabilmesinin kültürel ve sosyopolitik koşullarının temellerini atmış olur." (Radikal, 21 Kasım 03, s.9)Ve bir yeni yıl özlemi:Keşke CHP de gerçekten sosyal demokrat olup bu çizgide Türkiyenin elinden tutabilse...Dördüncü yılbaşı sohbeti yarın... h.cemal@milliyet.com.tr AKPnin gizli gündemi var mı? Dünkü yazımı bu soruyla noktalamıştım.