Amerikalının gelecek korkusu Barack Obama'yı güçlendiriyor!

NEW YORK
Columbus Day kutlamaları. Beşinci Cadde kaynıyor, tam bir anababa günü. New York'lular ve taşradan gelip şehri basanlar, pazartesinin de eklenmesiye uzayan hafta sonunun keyfini çıkarıyorlar.
Özellikle, ellerinde İtalyan bayraklarıyla Beşinci Cadde'ye dökülmüş 'İtalyan Amerikalıları'nın şamatası görülmeye değer.
Eğlence kıyamet.
Etrafta yetmiş iki milletten insan var. Siyahıyla, beyazıyla, sarısıyla, esmeriyle göz alıcı bir renk cümbüşü...
Tipik Amerika!
Kültürel farklılığın yarattığı canlılık ve her kafadan çıkan sesin beslediği neşe insanın içini ısıtıyor.
Nereye bakacağımı şaşırmış bir halde Central Park'a doğru yürürken biri elime bir broşür tutuşturuyor:
"Allah seni seviyor mu?"
Ne bileyim?... Adam inatçı, soruyu bir de kendisi soruyor. Bilmediğimi söylüyorum. Bağırıyor arkamdan:
"İncil'i oku, İncil'i."
Kahvede, bir köşede New York'un çok satışlı bulvar gazetesi New York Post'u karıştırıyorum. İlginç bir haber. Mali krizin New York'ta sokak tefecilerini vurduğunu anlatıyor. Tefeciler için köpek balıkları tabiri kullanılmış.
Haber şöyle devam ediyor:
"Şehrin önde gelen bazı 'köpek balıkları' alacaklarını güvence altına alabilmek için daha şimdiden 'bacak kırıcıları'nı sokağa, borçluların üzerine salmış durumdalar."
Birçok yerde gözüme çarpan duyurular, New York Times'da tam sayfa ilan olarak çıkmış. Oliver Stone'un Başkan Bush'la ilgili 'W.' adını taşıyan son filmi cuma günü gösterime girecekmiş.
Tabii eleştirel bir film.
Bir an düşünün.
Amerika'nın bugün iki cephede savaşı var, Irak ve Afganistan'da. Şimdiye kadar beş bin civarında Amerikan askeri öldü, ölmeye de devam ediyor bu savaşlarda. Ve Başkan Bush aynı zamanda Başkomutan... Fakat hakkında eleştirel bir film çekilebiliyor, üstelik seçim zamanı...
Bizde olabilir miydi böyle bir şey sorusunu geçiyorum.
Abercrombie & Fitch mağazasının (New York'un Mudo'su denebilir mi?..) önü bir alem, izdiham var. Her yaştan insanın, ama daha çok kızlı erkekli gençlerin oluşturduğu bir kuyruk uzayıp gidiyor. Tam girişte, yarı çıplak bir genç adam, blucini ince belinin bir hayli altına indirilmiş, heykel gibi duruyor.
Beşinci Cadde tımarhane!
Bir köşede McCain'ciler ellerindeki McCain-Palin posterlerini sallayıp satmaya uğraşıyorlar.
Gürültü, kalabalık ve hareketlilik baydı. Kendimi kitapçıya atıyorum. Barack Obama hakkında ne kadar çok kitap çıkmış. Bir köşede kahvemi yudumlarken New York Times'ın kitap ekinde Obama kitaplarıyla ilgili yazıyı okuyorum.
Giriş şöyle:
"Obama'nın Amerika'nın ilk siyah başkanı olması yakın ihtimal. Bu olasılığın gerçekleşmesiyle birlikte, ülkenin kültüründe hiç birimizin öngöremeyeceği kadar büyük bir değişim yaşanacak. Ama Obama ya çok kötü bir ilk siyah Başkan olursa?.."
Bu olasılık da var tabii.
Ama şimdilik çok fazla kulağa çalınmıyor böylesi sorular. Daha çok Obama'nın üç hafta sonra, 4 Kasım'da seçimi alacağı konuşuluyor.
Büyük krizden kaynaklanan gelecek korkusu, kaybedeceği çok şey olan Amerikalıyı, Cumhuriyetçilerden Demokratlara, McCain'den Obama'ya itiyor.
Obama'nın McCain'i Bush'la eşitleyen ya da özdeş kılan kampanyası tutmuş durumda. Değişim sloganıyla sahneye çıkan ve 'yeni'yi temsil eden Obama'ya her geçen gün daha çok umut bağlandığı dikkati çekiyor.
Aslında şaşırtıcı değil.
Birçok açıdan anketlerin dili de Barack Obama diyor. Amerikalıların yüzde 80'i ülkelerinin yanlış rayda gittiğine inanıyor. Başkan Bush'un destek oranı yüzde 32 ile yerlerde sürünüyor. Büyük çoğunluk Irak Savaşı'nın bir hata olduğuna inanıyor.
Bunlara bir de kriz eklenince, Obama kendisini 4 Kasım'da Beyaz Saray'a taşıyabilecek bir iktidar dalgasının üstünde bulmuş oldu.
İlginç bir nokta daha var.
Obama'nın sosyal politikalarına ilişkin plan programı, kriz ortamında Cumhuriyetçiler nezdinde de etkili olmaya başladı. Örneğin, son derece muhafazakar olan Evanjelistler, bir araştırmaya göre, yüzde 60 oranında Obama'nın 'sağlık reformu'nu daha isabetli buluyor.
McCain daha önce tecrübe ve başkomutanlık satıyordu Amerikalı seçmene. Bu bakımdan Obama'nın toy ve deneyimsiz olduğunun altını her fırsatta çiziyor, seçmen tabanında 'korku kartı'nı oynuyor, etkili de oluyordu.
Ama özellikle kriz, McCain'in bu silahını etkisiz kıldı. Son bir kamuoyu yoklaması şöyle:
Amerikan halkının yüzde 66'sı, ekonomide doğru kararlar verecek bir başkanı, ulusal güvenlikle ilgili doğru karar alacak bir başkomutana tercih ediyor.
Financial Times gazetesinde, borsanın tepetaklak inişiyle McCain'in seçim araştırmalarındaki başaşağı gidişini içiçe gösteren bir grafiğin üstünde şu yazılıydı:
"Ekonomi, ey ahmak!"
New York'tan üçüncü yazı yarın.