Barış...

Barış...


Hasan CEMAL

Barış bu kadar güç mü? Kosova'da barış için daha ne kadar acı çekilecek, bedel ödenecek? Yorum ve değerlendirmeler parlak değil. Miloşeviç'i pes ettirmek için yalnız hava saldırıları, bomba ve akıllı füzeler yetmez diyenler çoğalıyor.

Barış içinde yaşamak bu kadar güç mü?

NATO hava saldırıları altıncı gününde. Ama henüz değişen bir şey yok. Slobodan Miloşeviç hala pes etmedi. Direniyor. Bombardıman şiddetlendikçe, o saldırganlaşıyor.
Haberler hep aynı:
Kosova'daki katliam ve etnik temizlik yaygınlaşıyor. Bütün Balkanlar'ı ateşe atabilecek, istikrarsızlaştıracak bir göç dalgası tehlikeli biçimde kabarıyor. Geçen hafta sonu 24 saatte Arnavutluk'a kaçan Kosovalıların sayısı 15 bin. Bombardımanın ilk dört gününde evini barkını bırakıp yollara dökülenler 50 bin civarında...
Ve bir soru var ki hiç değişmiyor:
NATO'nun hava saldırıları Miloşeviç'i yola getiremezse ne olacak?
Bu açıdan yapılan değerlendirmeler pek iç açıcı değil. NATO'nun, daha doğrusu Başkan Clinton yönetiminin kara kuvveti kullanmak dahil her türlü ihtimale hazır olmadan, yani işin sonunu tam görmeden yola çıktığını belirtenlerin bazı eleştirileri var.
Son iki günlük New York Times, Washington Post, Economist ve Financial Times gazetelerinin başyazıları, haber analizleri genellikle bu havada. Yalnız bombaların, akıllı füzelerin Miloşoviç'i pes ettirmesi ihtimaline kuşkuyla bakılıyor.

Miloşeviç'i yüreklendirmek...

Üst düzeyde bir NATO yetkilisinin New York Times'ta yer alan sözleri: "Özellikle Sırp özel kuvvetlerinin katliamlarıyla ilgili olarak havadan bir şey yapamıyoruz. Elimiz kolumuz bağlı..."
Pazar günkü New York Times'tan:
"Hava saldırıları katliamları önleyebilecek mi?"
"Sırplar'ın geleneksel savaş gücü büyük darbe yese de, özel kuvvetler karada büyük felaketlere yol açabilir."
"İlk dört günlük hava saldırıları, NATO tarafından konmuş olan mütevazı hedefleri dahi gerçekleştiremedi."
Washington Post'un başyazısı:
"NATO, Yugoslav askeri hedeflerini vurmaya devam ediyor ama Miloşeviç de Kosova halkına saldırılarını şiddetlendiriyor. Miloşeviç'in yeni stratejisi, politikacılarıyla, gazetecileriyle, aydınlarıyla Kosova'nın lider tabakasını yok etmek... Aynı zamanda köyleri yakıyor, insanları evlerinden kaçırtıyor. Etnik temizliğe hız vermiş durumda. Savaşabilecek yaştaki Arnavut erkeklerini tecrit ediyor. Soykırıma giden yolda adımlar atıyor."
Yine Post'tan:
"NATO, Kosova konusunda hava saldırılarının sınırını görmeye başladı. Amerikan Dışişleri Bakanı Albright'ın iş yemeğine katılan dört yıldızlı bir Amerikalı general, 'Kara kuvveti olmadan amacımıza varmak mümkün olmayabilir' dedi."
Economist'in başyazısından:
"Sadece NATO bombalarıyla füzeler, Kosova'ya barışı getirebilecek mi? Batı bu bakımdan çok tehlikeli bir kumar oynuyor."
Yorumlar, değerlendirmeler böyle.
Denebilir ki:
Şimdilik Miloşeviç'in beklentilerine ters düşmeyen bir hava esiyor. NATO içinde İtalya'yla Yunanistan homurdanma halindeler. Bazı üyelerin gönülsüzlüğü zaten biliniyor.
Rusya'nın muhalefeti büyüyor.
Amerikan kamuoyu bölünmüş durumda. Kongre'de bazı Cumhuriyetçiler "Hava saldırıları yetmezse ne yapacağız? Çocuklarımızı Yugoslavya'ya gönderecek miyiz?" yolundaki soruları çoğalıyor. Başkan Clinton ise her seferinde bu soruya hayır yanıtını veriyor.
Kısacası:
Amerikan yönetimiyle NATO çevrelerinde gitgide kendini ele veren bir tedirginlik var. Ya Miloşeviç pes etmezse sorusunda düğümlenen bir tedirginlik bu. İşte bu tedirginlik aynı zamanda Miloşeviç'i yüreklendiren bir durum...

Centilmence oyun mu?

Saldırı halen ikinci aşamasında.
İlk aşamada, Sırpların komuta kontrol merkezleri, radarları, hava savunma tesisleri vuruldu. Şimdi ise sıra tanklara, toplara ve askeri birliklere gelmiş durumda. Onlar vuruluyor.
Ama bu arada Miloşeviç de Kosova'yı Arnavutlardan temizleme yolunda mesafe alıyor. Etnik temizliği, katliamları hızlandırıyor.
Dünkü New York Times'ta bir NATO askeri plancısının şu sözleri vardı:
"NATO'nun sivil yöneticileri, soykırım yapmakta olan bir adama karşı centilmence sayılabilecek bir oyun içindeler. O kadar ki, örneğin Miloşeviç'in bütün saldırı planlarının hazırlandığı Belgrad'daki karargahının bombalanmasını dahi istemiyorlar."
Peki ne olacak?
Barış, barış içinde yaşamak bu kadar zor mu? Kosova'da barış için daha ne kadar acı çekilecek, ne kadar bedel ödenecek?




Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr