Barışa bir şans...

Tek tanrılı üç dinin, Yahudiliğin, Hıristiyanlığın ve İslamın en kutsal mekanları bu surların arkasında iç içe yaşıyor. Bütün peygamberlerin ayak izleri var o daracık taş sokaklarda...Sessizliği tek tük kuş sesleri deliyor. Bir de upuzun hurma ağaçlarının kocaman yaprakları hışırdıyor rüzgarda. İhtiyarlar hiç konuşmadan Eski Şehire bakıyorlar. Belli, kendi iç diyarlarında yolculuğa çıkmışlar. Huşu içinde, hiç kıpırdamadan öyle oturuyorlar. Ama bu dünya, King Davidin terasından göründüğü gibi huzurlu ve barış içinde değil ki.Kan ve gözyaşı döküyor!Güney Afrikalı meslektaşım Jerrold Kesselin söylediklerini anımsıyorum. Geçen gün kendisine, "Filistinlilerle Yahudiler ne zaman Artık yeterince acı çektik; gel oturup anlaşalım! diyecekler?" diye sormuştum.Jerrold da Yahudi. Otuz yılı aşkın süredir bu topraklarda gazetecilik yapıyor. CNNden bu yakınlarda emekli olduktan sonra Kudüse yerleşmiş. Soruma ilk tepkisi, "Bilemiyorum, yeterince acı çektiklerinin ne kadar farkındalar?" oldu. Sanıyorum, bunu daha çok İsrailliler için söyledi.Şöyle devam etti:"Her iki tarafın da meşru acıları var. Filistinliler ve Yahudiler bu acıları karşılıklı olarak kabullenmeyi bir yana bırak, karşı tarafın acısını ne zaman anlamaya başlayacaklar? Bence anahtar soru bu. Bunca yıldır bu coğrafyada gazetecilik yapıyorum. Filistinlilerle Yahudilerin, birbirlerinin acılarını değil kabullenmeye, hala anlamaya dahi yanaşmadıklarını görüyorum. Oysa her iki tarafın kökleri bu topraklarda. Yan yana yaşamaya mahkum olduklarını da biliyorlar. Ama anlaşılan gerçeğin bilincine varmak kolay olmuyor. Daha ne kadar acı çekilecek ki?.."Gazzede kan akıyor.Refahta evler yerle bir.Filistinliler yine yollarda...Başbakan Şaronun politikaları acı ve yıkım getirmeye devam ediyor. Ama aynı Şaronun Gazzeden çekilme planı İsrail kamuoyunda yüzde 80e varan desteğe sahip. Genel destek ise son araştırmalara göre yüzde 50nin az üzerinde...Şarona bu destek niye?Üç nokta sayılıyor:(1) HAMASın intihar saldırıları... (2) Clinton dönemindeki Camp Davidde son anda yan çizen Arafatın İsrail solunda barış açısından yarattığı büyük düş kırıklığı... (3) İsrail İşçi Partisinin etkisizliği...Bu nedenlerle Filistinlilere karşı Yahudiler arasında, "Ne halleri varsa görsünler!" tepkisi büyük ölçüde yerleşmiş durumda...Ve şiddet şiddeti doğuruyor.Ama böyle bir ortamda, şiddet politikalarının mimarı Ariel Şaronun Gazzeden çekilme planı İsrail siyasetinin göbeğine oturmaya aday. Iraktaki çıkmazdan dolayı burada bir şeylere ihtiyacı olan ABD Başkanı Bushla ABnin de bu plana destekleri çok yakın ihtimal...Şaron değişebilir mi?Şaron ismi barışla yan yana gelebilir mi? İsrail solunun bilge adamı Şimon Peres, üst düzeyde bir Türk diplomatik yetkilisiyle sohbetinde, "İsrail sağı büyük bir dönüşüm içinde" demiş...Jerrold Kessel da Şaron planının ciddiye alınması gerektiği kanısında. 1967nin Altı Gün Savaşından beri en olumlu fırsat diye niteliyor Gazzeden çekilme planını. En azından akan kanı durduracak, işgali sona erdirecek ve barış olmasa da, barışa giden yolda istikrar kapısını aralayabileceğini söylüyor.Bilemiyorum.Şaronla barış sözcüğünü bir araya getirmek çok zor çünkü. Ama buna karşılık bir var oluş kaygısı içindeki Yahudiler de Şaronun politikalarına sahip çıkıyorlar. Arapların bu toprakları kendileriyle paylaşmak istemediklerini düşünüyorlar. Ayrıca malum, her iki tarafta fanatikler var. Karşılıklı kuşku ve nefreti artırmak için ellerinden geleni yapabilen...Hanna Siniora.Hıristiyan bir Filistinli. Jerusalem Times gazetesinin yayıncısı ve yöneticisi. Clinton dönemindeki Camp David sürecinde Filistin tarafının başmüzakerecisi koltuğunda da oturmuş.Şarona nefreti büyük.Şöyle diyor:"İsraille barış yapmayı elbette istiyoruz. Ama Şaronla değil. Şarondan barış adamı olmaz."Ama dikkat ediyorum, satır aralarında aynı Şaronun Gazzeden çekilme fikrine kayıtsız değil. "Gazzeden çekilme ve burada bağımsız bir Filistin devleti olumlu bir ilk adım, bir başlangıç sayılmaz mı?" diye soruyorum. Bu soruya ilgisiz kalmıyor.Yanıtının özetine gelince:"Bak, Filistinin yüzde 78ini 1967 sınırlarıyla zaten verdik. Şimdi topraklarımızın yüzde 22sini istiyoruz kendi devletimiz için. Şaron bunun da yarısını ele geçirmenin peşinde... Gazzeden çekilmeye karşı çıkan yok. Ama Şaron şiddet demektir. Çekilecek olan Şaron olunca, bütün inandırıcılık ortadan kalkıyor."Bu konuda, İsrailin önde gelen televizyon yorumcularından biri de farklı düşünmüyor. Şaron deyince tüyleri diken diken olan bu meslektaşım, Gazzeden çekilme planını genel olarak olumlu karşılamakla birlikte şöyle diyor:"Şaronun içtenliğine inanamıyorum. Aynı zamanda ne yapmak istediğini hala çözebilmiş değilim. Gazze planı konusunda Şaron bilmecesini çözmeye çalışıyorum."Barışa bir şans verilmeyecek mi bu topraklarda?..Kudüsten dördüncü yazı yarın. h.cemal@milliyet.com.tr King David Otelinin terasından Eski Şehiri seyrediyorum. Gün batımı... Kanuni Sultan Süleymanın yaptırdığı surlar solgun ışıkların altında şekil değiştirmeye başlıyor. Uzaktan ezan sesiyle çan sesi... İnsanın duygu dünyasını değiştiren bir ortam.