Barışın tarifi!

Vali Muhammed Kutva'yla uzun sohbetimizde kendisine Gazze'ye kök salmış Hamas'ı sorunca şöyle demişti:"Topraklarınız işgal altında. İşgalci vuruyor. Çiçekle mi gideceksiniz ona? Herkes bildiği gibi savaşacak işgalciyle. Hamas öyle, şu böyle, o öyle savaşacak, İsrail işgali altındaki toprağını kurtarmak için. Bakın Gazze'nin altyapısını yerle bir eden İsrail. Yoksulluğa mahkûm eden de o. Buradaki radikalleşmeye İsrail yardımcı oluyor. Ortak düşmanımız İsrail..."Gazze'nin Allah'ı olarak tanınan Vali Muhammed Kutva, Hamas'ın siyasal rakibi olan El Fetih'dendi. Ama ağzından Hamas'ın şiddet yöntemleri ve intihar terörizmi konusunda aleyhte tek söz çıkmamıştı.Hamas'ın radikalliği değişebilir mi diye sorunca da şöyle demişti:"Barış sürecinde yol alınırsa, radikalizm eski gücünü kaybeder. Ben gelecekten iyimserim, umudumu yitirmedim."Bundan sonraki bir yılda Gazze Valisi'nin barışa ilişkin iyimserliğini doğrulayan gelişmeler yaşanmıştı. İsrail, Gazze'den tek taraflı olarak çekildi. Arafat'ın ölümüyle boşalan liderlik koltuğuna ılımlı sayılan Mahmud Abbas seçildi.Belki daha önemlisi, Şaron'un, partisi Likud'dan fazla aşırılaştığı gerekçesiyle ayrılması, siyasetin merkezine oturan ve seçimleri kazanması beklenen yeni bir parti kurması oldu.Bütün bu gelişmeler, barış süreci açısından umut vericiydi.Ama hava maalesef birden değişti.Önce İsrail siyasetinde Şaron perdesi kapandı. Şimdi de Hamas'ın seçim zaferi gündeme bomba gibi düştü.Her ikisi de belirsizliği körükleyen, siyasal deprem niteliği taşıyan, bölgede barış ve istikrar açısından soru işaretlerini çoğaltan gelişmeler oldu.Şiddet ve terörü siyaset aracı benimsemiş, İsrail'in varlığını tanımayan, İsrail'i denize dökmeyi amaçlayan İslamcı bir örgüt, seçim sandığından çıkarak Filistin siyasetinde başa oturmuştu.Bundan sonra değişebilir mi Hamas?Silah ve şiddetten vazgeçer mi? İsrail'in varlığını tanıyabilir mi? Mecliste oyunu kuralına göre oynamaya başlaması, yani iktidar oyunu, Hamas'ın siyasal açıdan olgunlaşmasına, siyaseten ehlileşmesine kapıyı açabilir mi?Yanıtsız sorular...En azından şimdilik öyle.Bu soruların karşılıkları belli oluncaya kadar, istikrar ve barış konusunda öngörülerde bulunmak akla yakın değil.Evet, Filistin'de Hamas'ın seçim zaferinin büyüklüğü şaşırtıcı oldu. Bu kadarı beklenmiyordu. Fakat Hamas'ın başta Gazze olmak üzere Filistin'de yükselen bir dalganın üstüne oturduğu öteden beri sır değildi. Bir yandan Arafat ve Filistin yönetimi, öte yandan İsrail ve Şaron'un politikaları, radikal İslamcı bir örgüt olarak Hamas'ın dalgasını gitgide kabartmıştı.Filistinliler arasında işsizlik yüzde 60'a, yoksulluk sınırının altında yaşayanların oranı yüzde 65'e vurmuştu.Buna özellikle İkinci İntifada döneminde Filistinlilere cehennem hayatı yaşatan İsrail kuşatması eklenmişti.Bütün bunlarla birlikte Arafat'ın halefi Mahmud Abbas'ın silik profili ve etkisizliği de tepki oylarının El Fetih'ten Hamas'a kaymasına yol açtı.Sonuç:Şimdi barışın tarifini yapmak biraz daha zorlaştı bölgede.İsrail siyasetinin bilge adamı Şimon Peres, Kudüs'teki bir görüşmemizde "Realiteden kopuk umut ve hayaller şiir demektir" demişti.Özellikle de siyaset realiteden koparak, gerçeklere göz kapayarak yapılamaz.İnşallah, Hamas da bunu görür, siyaset anlayışında yeni bir sayfa açar. h.cemal@milliyet.com.tr Bir yılı geçmiş. 2004'ün kasım ayı sonlarıydı. Filistin'in en yoksul bölgesi Gazze'ye gitmiştim.