Bizim gündem Brezilya dizisi gibi mi?..

Bizim gündem Brezilya dizisi gibi mi?..


       Evet, Brezilya dizisi gibi... Bıraktığınız yerden sanki hiçbir şey değişmemiş gibi seyre devam edebilirsiniz.
       Bizim siyaset sahnesi böyle.
       Gündem zor değişiyor.
       Sekiz günlük bir tatil sonrasında durum farklı değil. Örneğin, Çankaya'yla hükümet arasındaki kavga tırmanarak sürüyor.
       Bir zamanlar Cumhurbaşkanı Özal'la Başbakan Demirel çatışırdı. Cumhurbaşkanı'nın yetkileri tartışılırdı. Yetkileri tırpanlamak için değişiklik teklifleri hazırlanırdı.
       Şimdi sıra, Sezer'le Ecevit'te...
       Bir başka monotonluk:
     CHP'de de gündem değişikliği yok. Parti gerilimli bir kurultay daha yaptı. Ve Deniz Baykal yeniden Genel Başkan...
       Bu yakınlarda dinledim:
       Deniz Baykal'ın Ricky Martin ya da Michael Jackson gibi dumanlar arasında merdivenlerden inerek şov yaptığı kurultay öncesinde bir reklamcı grubuyla toplantı yapılır.
       Konu, CHP'nin yenilenmesidir.
       CHP'nin gündemidir.
       Genç bir reklamcı söz alır. Biraz utana sıkıla konuşur. CHP gündeminin aşınmışlığına, sıkıcılığına işaret ettikten sonra der ki:
       "Deniz Bey bir şeyler yapmanız lazım. Mesela yarın sabah partiye girerken, kapıdaki bekçinin ensesine bir şaplak indirin! Yeter ki bu partinin gündemi artık değişsin."
       CHP'de Altan Öymen gitti. Bir buçuk yıllık aradan sonra Deniz Baykal geldi.
       Peki, gündem değişti mi?..
       Eski yazılarıma baktım.
     Tarih, 10 Eylül 1992.
       Yazımın başlığı:
       "Deniz Baykal gümbür gümbür!" CHP kurultayını Baykal kazanmış. Sloganı 'yeni CHP...' Sorularla devam ediyor yazım:
       "CHP ne yapabilir? Sosyal demokratları tek çatı altında toplayabilir mi? Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu yenilenmeyi başarabilir mi? Değişim ve modernleşme bayrağını yükseltebilir mi? Yoksa sıradanlaşır mı?"
     Tarih, 11 Eylül 1992.
       CHP'ye Genel Başkan seçildiği günün gece yarısından sonra Baykal'la sohbet. Yazımdan:
       "İki sözcüğün altını sürekli çiziyor Baykal: Yenileşme ve değişim... İşte fırsat! Baykal, eğer lider olarak damgasını vurmak istiyorsa, yenileşme ve değişimi yeni CHP'de egemen kılmaya mahkum. Örgüt ve düşüncede yenileşmeyi sağlayabilirse, parti kadrolaşmasına gençliğin dinamizmini de katabilirse, liderlik koltuğunu doldurabilir."
     Tarih, 18 Ağustos 1994:
       "CHP'nin yenileşme ve değişim iddiaları slogan olarak lafta kaldı. CHP kendini farklı kılamadı. Farklı kılmaya da çalışmadı. Baykal lider olarak çok şeyi kendi şahsına endeksledi. TV ekranlarında ve meydanlarda sadece 'kalıp kıyafet ve iyi hitabet'le CHP'yi başa güreştireceğini sandı. Ama olmadı. CHP'nin 27 Mart 1994 yerel seçimlerindeki oyu yüzde 4'tür."
     Tarih, 11 Eylül 1995.
       SHP ile CHP, CHP tabelası altında birleşir. Baykal Genel Başkanlığa seçilir. Yazımdan bir bölüm:
       "Baykal deyince akla hırçınlık gelir. Baykal deyince akla hizipçilik gelir. Baykal deyince akla dışa kapalı çalışma tarzı gelir. Yani akademik dünyadan, entelektüel dünyadan kopuk politika tarzı gelir. Baykal deyince akla, kişisel karizmaya çok fazla bel bağlamak gelir.
       Baykal bunları aşabilecek mi?
       Kurultay konuşmasında dediği gibi, CHP'yi 'kriz değil çözüm partisi' yapabilecek mi?"
     Tarih, 20 Mayıs 1998.
       Bir CHP kurultayı daha. Şöyle yazmışım: "CHP'lilerin sorumluluğu büyük. En başta laf ebeliğiyle kavga ve hizipçilik imajını silmeleri gerekiyor. Sonra da ürettiği çözümleri hayata geçirebileceğine dair güven telkin eden bir kadrolaşmayı ve örgütsel yenilenmeyi gerçekleştirmeleri ve bu bakımdan kamuoyunu da ikna etmeleri şart... Yapabilecek mi?"
     Tarih, 23 Nisan 1999.
       Genel seçim sonrasında şu satırlar:
       "CHP tam dört yıldır muhalefetteydi. Çetelere bulaşmadı. Pisliğe, yolsuzluğa bulaşmadı. Ama yine de oyunu artıramadı. Üstelik baraja takıldı. Yani yüzde 10'un altında kaldı. Niye? CHP yeniden doğuşa geçebilir mi? Yoksa tabela partisi olarak tarihin arşivine mi kaldırılır?"
       Yıllar böyle geçmiş...
       Şimdi Baykal yeniden CHP Genel Başkanı.
       Ne düşünüyorsunuz? Ne olabilir?
       Yoksa artık bayağı sıkıcı, sıradan mı sorular?


Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr