Çankaya neden önemli?

Tarih, 9 Nisan 1987.Yirmi yıl geçmiş.Yer, Ankara'da Güniz Sokak.Kısa adı IPI olan Uluslararası Basın Enstitüsü Direktörü Peter Galliner'la birlikte Demirel'i ziyaret ediyoruz. Yanında, Necmettin Cevheri var.Demirel o tarihte siyaseten yasaklı. 12 Eylül askeri yönetiminin koymuş olduğu siyaset yasakları henüz kalkmış değil.Sohbet ediyoruz.Demirel'in keyfi yerinde. Cebinden çıkardığı mavi taştan bir tespihi Peter Galliner'a hediye ediyor, "Sıkılınca çekersin" diyerek...Kime neyin nasıl anlatılacağını çok iyi bilir Demirel. Türkiye'de asker-politika ilişkilerinden, darbelerden söz açıyor IPI Direktörü'ne. İran'da Humeyni İhtilali'yle Afganistan'da Sovyet işgali olmasaydı, Türkiye'de 12 Eylül darbesi olmayabilirdi demeye getiriyor.Şu sözleri ilginç:"Amerika belki askeri müdahaleye push etmiyor (itmiyor), ama günü geldiğinde askeri cesaretlendirmediği de söylenemez. İş oluyor, hemen arkasından önce Washington'dan, sonra Londra'dan, Bonn'dan aferin sesleri, alkışlar gelmeye başlıyor. Bu olmasa asker kolay cesaret edemez. Bir de siviller, bazı entelektüeller askeri cesaretlendiriyor. Bu da olmasa..."Sohbet, İspanya'ya kayıyor.Franko sonrası demokrasiye geçişte İspanya Kralı Carlos'un oynadığı role değiniyor Peter Galliner. Demirel de Kral'ı övüyor, ordunun sivil otoriteye tabi olmasının önemine işaret ettikten sonra şunları söylüyor:"Bizde öyle bir cumhurbaşkanı olsaydı, ne 12 Mart ne de belki 12 Eylül olurdu."12 Eylül 1980 öncesi, 1979 sonunda muhtıra veren komutanları emekli etmek için Çankaya'da imza atacak kimseyi bulamadıklarından yakınır bir hali var Demirel'in...Komutanlar, 1980 yılbaşında Başbakan Demirel'e muhtırayı çaktıkları zaman Çankaya'da Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk vardı. Demirel, 1987 yılının kasım ayı içinde Hatay ve Çukurova'da seçim kampanyası yürütürken bir gün uçakta bana yine aynı konuyu açarak şöyle demişti:"Korutürk yanımda olsa, ben onları emekli ederdim, olmadı."Çankaya bunun için mi önemli?Ya da şöyle sorulabilir:Askerin Türkiye'de rejim üzerindeki 'vesayeti'ni devam ettirebilmesi için cumhurbaşkanlığını şöyle ya da böyle elinde tutması mı lazım?Bu sorular önemli.Siyasetin normalleşmesi, demokrasi açısından taşların yerli yerine oturması için önemli... TBMM Başkanı Bülent Arınç'la hafta içinde sohbet ederken şöyle dedi:"Birileri istiyor ki, Çankaya'ya birileri yaklaşmasın!" Kim o birileri?..Bizim siyasetçilerin her zamanki şifreli konuşma tarzı... Asker söz konusu olduğunda genellikle şifreli konuşurlar. İ'nin üstündeki noktaları koymaktan genellikle kaçınır bizim siyasetçilerimiz.Şöyle dedi Arınç:"Niye mi önemli Çankaya?.. Yetkileri çok fazla, üstelik sıfır sorumluluk, hem de yedi yıllığına... Az şey mi? Çok yetkili bir makam... Laik cumhuriyetin bekçisi, supabı olarak görülüyor. Bu yüzden de birileri istiyor ki oraya kimseler yaklaşmasın."Kimdi o birileri?Arınç, adını koymuyor.Ancak bu anlayışın demokrasiye, millet egemenliğine ters düştüğünü belirtiyor. Bu anlayışın değiştirilmesi konusunda Özal'la Demirel'i mukayese ediyoruz birlikte. Bülent Arınç, bu konuda Demirel'den çok Özal'ı beğendiğini belli ediyor:"Özal, eğer halkın egemenliği varsa, milletin kayıtsız şartsız egemenliği geçerliyse, bu bir klişeden ibaret değilse, o zaman bunun Çankaya'da da temsil edilmesi gerektiğini savundu. Haklıydı."Arınç, bu açıdan Tayyip Erdoğan'ın da cumhurbaşkanı seçilebileceğini söylüyor. Seçimin bir krize kesinlikle yol açmadan yapılacağını söylerken şu noktalara işaret ediyor:"Türkiye iyi yolda... Yeni gerginliklere, yeni sıkıntılara, yeni huzursuzluklara yol açmadan, bu Meclis'in içinden yapacağız bu seçimi. Ve meşruiyeti tartışılmayacak bu seçimin... Hiçbir dış müdahaleyi de kabul etmiyoruz."TBMM Başkanı Bülent Arınç bu seçimle birlikte, Çankaya'nın yeni sahibiyle birlikte Türkiye'de siyasetin daha normalleşeceğine, demokratik rejimin temel taşlarının biraz daha yerli yerine oturacağına inanıyor.Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de aynı kanıda. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener de farklı düşünmüyor. Üçünün belirttikleri ortak nokta şöyle özetlenebilir:Tayyip Erdoğan başbakan olmadan önce de bazı çevrelerde dünyanın sonu geliyormuş gibi bir hava yaratıldı. Ama dört yıl geçti, dünyanın sonu olmadığı görüldü. Türkiye iyiye gitti. Cumhurbaşkanlığı da böyle olur ve siyaset normalleşir, daha bir raya oturur.Böyle düşünüyorlar.Şimdi sorabilirsiniz:Erdoğan Çankaya'ya çıkıyor mu? Cumhurbaşkanlığı neden bu kadar önemli?.. Çankaya ya da 864 rakımlı tepe uğruna siyaset meydanında verilen kavgaların temelinde ne yatıyor?.. DEVAMI HAFTAYA, SALI GÜNÜNE... h.cemal@milliyet.com.tr