Cihat'a giden!

Pakistan'ın başkentinde savaş sonrası Afganistan'ına, Kâbil'e gitmek için bekliyordum. Kastamonulu Adnan da vardı benimle sohbet edenler arasında. "Bu kavga bitmez!" demişti.Birkaç yıl sonra İran'dan Türkiye'ye giriş yaparken, El Kaide'nin Türkiye sorumlusu olarak yakalanacak, İstanbul'daki 15-20 Kasım terör saldırılarından dolayı hapse atılıp yargılanacaktı.Aramızda şu konuşma geçmişti:"Neden Pakistan'a geldin?""Burada dinimi daha rahat yaşıyorum.""Dinini yalnız özel değil, kamu alanında da mı yaşamak istiyorsun?""Evet. Bizim dinimiz bir bütün. Devletin de dinimizin kurallarına uymasını istiyorum. Müslümansan, kişi olarak da, devlet olarak da din geçerli olacak.""Yani devlet ve toplumun dini esaslara göre düzenlenmesini istiyorsun.""Evet öyle.""Ama bu demokrasinin sonu demek... Demokrasi de kendini korur! Bu kavga demek değil mi?"Kastamonulu Adnan yüzüme baktı:"Bu kavga bitmez!" dedi.Pakistanlı önemli bir gazetecinin, Ahmet Raşit'in Londra'daki terör saldırılarını konu alan Daily Telegraph'daki yazısını okurken anımsadım Kastamonulu Adnan'ı.Ahmet Raşit, Pakistan'daki medreseleri anlatıyordu. İslami aşırılık açısından bu medreselerin tam bir okul olduklarını, şeriat savaşçıları için yıllardır büyük bir altyapı oluşturduklarını, Cumhurbaşkanı Müşerref'in bunları denetleyemediğini, reform sözlerinin genellikle lafta kaldığını, Pakistanlı militan grupların kontrolündeki bu medreselerin aslında El Kaide'ye çalıştıklarını belirtiyordu.Ahmet Raşit'in 11 Eylül sonrasında yazdığı iki önemli kitap vardır. Birinde Taliban'ı anlatır, ötekinde Orta Asya'yı hedef alan Cihat'ı. Yıl 1989.Afganistan'da Sovyet işgali yeni sona ermiştir. Ahmet Raşit, Müslüman dünyasının dört bir yanından gelip Pakistan'da toplanmış on binlerce radikal İslamcının varlığını sorgular, Pakistan İstihbaratı'nın başıyla bir konuşmasında. Bu kadar radikal İslamcının Pakistan'da toplanması ateşle oynamak değil mi diye sorar.General'in yanıtı ilginçtir:"Cihat yapıyoruz! Bu da modern zamanların ilk İslamcı Enternasyonal Birliği. Bir zamanlar komünistlerin kendi enternasyonal birlikleri yok muydu? Batı'nın NATO'su yok mu? Öyleyse Müslümanlar kendi aralarında bir birleşik cephe neden oluşturmasınlar ki?"Ateşle oynamak işte buydu.Pakistan'la birlikte Amerika da ateşle oynamıştı. Önce 'Yeşil Kuşak'la başlayan, sonra Sovyetler Birliği'ni Afganistan'dan çıkarmak için devam eden ve 1980'lerin başında iyice açığa çıkan bu tehlikeli oyun, 1990'larda da Afganistan'da Taliban'ı desteklemek için sürdürüldü.Özellikle Pakistan'daki medreseler bunun için kullanıldı. Suudi parasının oluk gibi aktığı bu medreselerde Taliban için İslam savaşçıları yetiştirildi. Ancak bu medreselerden çıkanlar, yalnız Afganistan'a değil, Bosna'ya, Kosova'ya, Çeçenistan'a, Orta Asya'ya Kastamonulu Adnan'ın deyişiyle Cihat'a gittiler!Ya da uyuyan militanlar olarak içlerinde Türkiye'nin de, İngiltere'nin de, Almanya'nın da bulunduğu birçok ülkeye gönderildiler, İslam coğrafyasına yayıldılar.Afganistan, dünyanın en büyük terör üssü haline geldi. Amerika'sı, İngiltere'si, Avrupa'sı bir zamanlar hiç umursamadılar, Afganistan'da, Pakistan'da olan bitenleri. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın tavrıydı bu.Tehlikeli oyundu ama...Ne kadar tehlikeli olduğunu 11 Eylül'le birlikte anladı Amerika.Şimdi de İngiltere anlıyor. Afganistan'ın, Pakistan'ın ya da bugün Irak'ın kendi başına bırakılamayacağını, bunun ateşle oynamak anlamına geleceğini çok acı faturalar ödeyerek öğrenmeye başlıyor Batı.İşte bunun içindir ki:Kastamonulu Adnan'ın "Bu kavga bitmez!" sözünün altını çizin. Pakistan İstihbaratı Başkanı General'in sözünü ettiği, İslamcı Enternasyonal Birliği'nin de altını çizin. Pakistan medreselerinde yetiştirilip Cihat'a gidenleri, dünyanın dört bir yanına uyuyan militan olarak gönderilenleri akıldan çıkarmayın.Neden mi?Bu kavganın uzun vadeli ve çok boyutlu olduğunu, sistemli ve sabırlı bir mücadeleyi gerektirdiğini anlamak için... Bu mücadeleyi kazanmak için daha çok acı çekmeye hazırlıklı olmak gerektiğini anlamak için...Cihat'a gidenlerin, Cihat için yeraltında 'ulkuya yatanların' hedefi, bütün İslam coğrafyasını ele geçirmektir. İslam ülkelerini birer birer düşürmek, El Kaideci, Talibancı rejimler kurmaktır.Kavgaları budur!Bunu sağlamak için bütün Batı'yı savaş alanı alanı haline getirebilirler. Bunun için New York'u, Bali'yi, İstanbul'u, Madrid'i, Londra'yı, Şarm el-Şeyh'i vurdular. Vurmaya devam da edeceklerine kuşku yok.Şu da unutulmasın:Irak olmasa da, Filistin-İsrail sorunu olmasa da, El Kaide takımı olacaktır. Elbette Irak'ın normalleştirilmesi, Filistinlilerin kendi devletlerine kavuşması, İslam coğrafyasındaki eşitsizliklerin giderilmesi gerekir. Çok önemlidir bu açı.Ama hiç hayal kurmayalım.Yeşil totalitarizm ile savaş da zaman alacak, acılı olacak. Tıpkı bundan önceki totalitarizmlerle savaştaki gibi...Buna hazırlıklı mıyız? h.cemal@milliyet.com.tr Cihat'a gitmek! Ya da Pakistan'daki medreselerde yetiştirilen radikal İslamcıları değişik ülkelere uyuyan militan olarak göndermek... 2002'nin mart ayında İslamabad'daki bir cami avlusunda dinlemiştim bu konuda anlatılanları.

DİĞER YENİ YAZILAR