Çok cesur ve köklü adımlar... Hükümet atabilecek mi?

Çok cesur ve köklü adımlar... Hükümet atabilecek mi?


Çok cesur, çok köklü adımlar... Bu sözler, Kemal Derviş'in. Ekonomide Ecevit hükümeti bu adımları atabilecek kadar yürekli ve radikal davranabilir mi?
Soru bu.
Türkiye'nin sorunu da burada düğümleniyor. Kritik bir noktadayız. Çünkü ekonomik kriz çok derin.
Krizden çıkışta mucize yok.
Yine malum acı reçete var!
Bankacılığı adam etmek...
Özelleştirmeyi hızlandırmak...
Mali disiplini demirleştirmek...
Devlette tasarruf yapmak...
Mali istikrarı gerçekleştirmek...
Bunlar için hükümetin son derece kararlı ve hızlı hareket etmesi, bir an önce yola koyulması gerekiyor.
Yoksa kriz daha derinleşir!
Sürünmeye başlarız.
Yine belirtmekte yarar var:
Uçuruma yuvarlanmak istemiyorsak, hükümetin elini çabuk tutması şart.
Washington da Ankara'yı bekliyor.
Ve bu bekleyişin de uzun sürmemesi lazım. Çünkü ucunda para var. IMF, Dünya Bankası ve Amerikan yönetiminden yeterli mali desteğin çıkabilmesi hükümetin ne yapacağına bağlı.
Koalisyon ortakları, Kemal Derviş'in deyişiyle, çok cesur ve çok köklü adımlar atamazlarsa, Washington anlaşılan kesenin ağzını açmayacak.
Niye?
Çünkü Washington'da ekonomiyle ilgili olarak Ankara'ya güven sıfırlanmış durumda.
Yani Türkiye 'sabıkalı!'
IMF, Dünya Bankası ve Amerikan Hazine Bakanlığı'nda esen hava ne yazık ki böyle. Ankara'nın verdiği sözleri her seferinde bozmuş olması, yapılan mali desteklerin her seferinde bir dipsiz kuyuda yitip gitmesi Washington'da tepki yaratmış durumda.
Amerikan Dışişleri Bakanlığı ya da Savunma Bakanlığı Pentagon hiç kuşkusuz Türkiye'nin desteklenmesi gerektiği konusunda her zamanki gibi bastırmaya devam ediyor. Yani bu bakanlıkların penceresinden Türkiye'nin ABD nezdindeki stratejik değeri ön plana çıkıyor.
Buna karşılık, örneğin Amerikan Hazine Bakanlığı'nda daha değişik bir hava esiyor. Başkan Bush yönetiminin Hazine Bakanı Paul O'Neil, Türkiye'nin önce oyunu kuralına göre oynaması gerektiğine inanıyor. Ek mali destek konusunda kapıyı kapatmıyor, hafif aralık bırakıyor. Ancak, önce sıkı bir programın ortaya çıkmasını ve uygulamayı bekliyor.
Demin de belirttiğim gibi, Ankara'nın sabıkalı olması, Amerikan Hazine Bakanlığı'nda da yoğurdu üfleyerek yeme eğilimi güçlendirmiş durumda.
Kısacası:
Top Ankara'da!
Ve Kemal Derviş, Ankara açısından bir fırsat. Çünkü Washington'da kendisine güveniliyor.
Ama tek başına bu güven yetmiyor. Ankara'nın çok cesur ve çok köklü adımlar atması şart. Derviş'in deyişiyle ciddi, tutarlı, güveni yeniden tesis edecek yeni bir program hazırlamak ve bir an önce yola koyulmak gerekiyor.
Çünkü sorun çok ağır.
Kriz derin.
Devlet iflas noktasında vs...
Çıkışı hiç de kolay değil.
Bir soru işaretinin çengeli bu yüzden kıvrılıyor zihinlerde: Arabayı devirenlerle yola devam etmek mümkün mü?
Böylesi denenecek.
Bugün için başka alternatif yok çünkü...
14 ay içinde iki kez arabayı devirenler için de, belki uçurumun eşiğindeki Türkiye için de bu son bir şans, son bir fırsat.
Dileriz bu da heba edilmez.
Türkiye'yi seven herkes bu fırsatın en iyi biçimde kullanılmasını bekliyor.