Dogville ya da aşka dair!

Dogville ya da aşka dair!



İyi ki Bach var! Adagio'larını dinliyorum sabahın köründe. İki cd halinde almıştım. Niye mi seviyorum Bach'ı? Kim bilir, belki de bu müziğin benim için tedavi edici bir yanı var.
Ne yazayım?
Nicole Kidman, Dogville...
Olabilir.
Gün ortası şahane bir boşluk yakaladım. Cuma günü iki matinesine sinemaya, Şişli Kent'e gittim. Film daha yeni başlamıştı. Yer gösteren çocuk istediğim koltuğa oturabileceğimi söyledi. Gözüm karanlığa alışınca ortalığın çok tenha olduğunu fark ettim. Arada ışıklar yanınca gördüm ki, koca salonda benden başka tek bir Allah'ın kulu yok.
Fuaye de öyleydi.
Kahve satan çocuk dertlendi:
"Bombalar patladığından beri böyle. Pek kimse gelmiyor sinemaya."
Ne yazık!
Dogville kasabasının sakinleri...
Tüm zaaflarıyla insanlar mı?
Belki de...
Onları vuran neydi? Ya Nicole Kidman'ın oyunu? Kendisinin bile kendi filmini seyredemediğini söylemiş. Belki de haklı. Tüyler ürpertici çünkü...
Bach çok iyi gidiyor.
Ne yazayım?
Aşka dair birkaç satır...
Olabilir. Aşk özel bir şey. Hayatta aşkı yakalamak belki de bir ayrıcalık. Kolay değil aşık olmak çünkü... Kürşat Başar'ın son romanı Başucumda Müzik'i okurken aşkı düşündüm. Her şeyden önce aşka saygı duyulması gerektiğini bir kez daha düşündüm.
Ama içim acıdı.
İdamla biten o güzel aşk hikayesinden hüzne kapıldım. Acılarla dolu siyasal tarihimizin bütün idamlarına bir kez daha lanet okudum. Keşke o aşk hikayesi idam sehpasıyla değil, mutlu sonla noktalansaydı.
Ne yazayım?
Geçen ay Bağdat'a giderken kesip dosyama koymuştum. Iraklı şair ve yazarlarla savaş üzerine yaptığım sohbetleri yazarken kullanmak da istedim. Ama denk düşmedi ya da yerim kalmadı.
Adonis'in, büyük Arap şairinin Irak Savaşı ve Saddam'la ilgili düşünceleri... Önemli, zira tartışmalı bir konuya değişik bir pencere açıyor:
Bütün savaşlar kötü mü?
'Savaşa karşıyım ama' olabilir mi?
Farkındayım.
Irak'tan hala çıkamadım. Türkiye'yi bir yana bıraktım, neredeyse bir aydır Irak'tan kurtulamıyorum. Yoksa ben de Amerika gibi bir çıkmaza mı saplanıyorum Irak'ta?..
Arap dilinin en büyük şairlerinden olan, Suriye doğumlu Adonis, Özdemir İnce'yle konuşurken şöyle diyor Saddam ve savaş konusunda:
"Saddam Hüseyin rejimine tamamen karşıydım. İğrenç bir rejimdi Saddam rejimi. Ama Amerika'nın Irak'a müdahalesini ve bu ülkeyi işgal etmesini kabul edemem. Bu rejimden başka şekilde kurtulmayı tercih ederdim. Doğrusunu isterseniz, Amerika'nın yerine Irak'ta Birleşmiş Milletler'in bulunmasını isterdim. Ancak, Amerika'nın varlığından yararlanarak yeni bir devlet ve yeni bir anayasa yaratmak mümkün olabilir Irak'ta..." (Hürriyet, 19 Ekim 03, s. 12)
Tepeden inme demokrasi olabilir mi?
Belki yolu açılabilir.
Bu ille de savaşı savunmak mı?
Hayır ama...
Irak'ta bundan böyle hiç olmazsa istikrar ve demokrasiye açılan bir fırsat kapısı önümüzde aralanmışsa, bunu ardına kadar açmaya çalışmak değil mi doğru olan?..
İnsan hakları emperyalizmi mi savunduğun? İlle de adını koymak gerekmiyor ama...
Bak, Kosova'da yaşanmış olana:
Miloşeviç'i, Balkanlar'ın Saddam'ını, Savaş Suçları Mahkemesi'nin önüne çıkaran ve Yugoslavya'da demokrasinin kapısını açan Kosova Savaşı değil miydi?.. Üstelik Birleşmiş Milletler kararı da olmadan...
Savaşı savunmuyorum.
Ama düşünmek istiyorum.
İyi pazarlar!