Ecevit Bükreş'te...

Ecevit Bükreş'te...


Hasan CEMAL

       Başbakan Ecevit bugün Bükreş'e gidiyor, Balkan zirvesine katılmak üzere... Bu zirvenin öncekilerden farkı, Balkan ülkeleri liderlerinin kendi aralarında ilk defa bir siyasal belgenin altına imza koymaları olacak. Üstelik bu belgenin fikir babası da Türkiye...

Savaşın değil barışın temellerini atmak...

       Başbakan Ecevit bugün Romanya'nın başkenti Bükreş'e gidiyor, yeni bir Balkan zirvesine katılmak üzere... Bu zirvenin daha öncekilerden farklı bir yanı var. 1934 tarihli Balkan Paktı'ndan bu yana, Balkan ülkeleri liderleri kendi aralarında ilk defa bir siyasal belgenin altına imza koyacaklar.
       Belgenin adı uzun:
     Güneydoğu Avrupa'da İyi Komşuluk İlişkileri, İstikrar, Güvenlik ve İşbirliği Şartı...
       Balkanlar'da kalıcı bir barışı arayan bu çerçeve anlaşmasının bir özelliği daha var: 1998'de Antalya zirvesinde Türkiye tarafından önerilmiş olması... Bugün artık diplomatik dilde daha çok Güneydoğu Avrupa diye geçen Balkanlar söz konusu olduğunda kulağa bazen bir deyiş çalınır: Türkiye'siz Balkanlar, Balkanlar'sız Türkiye olmaz!
       Öyledir de.
       Köklerimizin, tarihimizin hiç silinemeyecek bir parçasıdır bu coğrafya.
       Yani Rumeli, suyun öbür tarafı!
       Üsküp doğumlu büyük şairimiz Yahya Kemal, Rumeli özlemini bir şiirinde şöyle ifade eder: "Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene / Biz sende olmasak bile sen bizdesin gene..."
       1998 yılıydı.
       Resmi bir gezi için Makedonya'ya gitmiştik. Üsküp'ün ünlü köftecisinde kökler konusu açılmıştı.
       Sedat Ergin'in dedesi, Atatürk'ün bitirdiği Manastır İdadisi'nde okumuş. Anneannesi Ohri'li... Okay Gönensin'in dedesi Makedonya'da zengin bir toprak ağasıymış. Babası liseyi Manastır'da bitirmiş...
       Mehmet Yılmaz, "Vardar ovası Vardar ovası / Kazanamadım başlık parası" diye bir Rumeli türküsü söylemeye başlayınca öğrenmiştik, onun da dedesi Manastır doğumluymuş...
       Cumhurbaşkanlığı danışmanlarından Metin Yalman'ın ailesi de Rumelili, Ohri'den... Mehmet Ali Bayar'ın aile kökleri ise Kosova'dan, Priştine'dendi. Benim de babaannem Serez'den, yani bugünkü Yunan Makedonyası'ndan, büyükbabam ise Middilli Adası'ndan geliyordu.
       Dayımın bir sözünü unutmam:
     "Kökler kaybolmaz oğlum!"
       Onun için denebilir ki:
       Bizim de Balkanlar'a, Rumeli'ye sırtımızı dönmememiz imkansızdır. Çünkü Balkanlar biziz, biz de Balkanlar...
       O yüzden, fikir babalığını Türkiye'nin yapmış olduğu bir siyasal belgenin yarın Bükreş'te imzalanacak olması önemli bir olay... Balkanlar'ın adı 'Güneydoğu Avrupa' olarak değişmiş olsa da kaderi henüz değişmiş sayılmaz.
       Bu topraklar acılı!
       Çünkü bu coğrafyada tarih hep kanla yazıldı. Trajediye doymadı bu topraklar. Savaşlar, katliamlar, etnik ve kültürel temizlikler sanki alın yazısı haline geldi. Bosna Savaşı'nda yalnız Saraybosna'da, dile kolay, 10 bin çocuk öldü.
       Önce Bosna...
       Sonra Kosova...
       Birkaç yıl önce Üsküp'te, Makedonya'nın tek Türk okulu olan Tefeyyüz Okulu'nu geziyorduk. Bir duvarda, kenar süsü olarak beyaz güvercinlerin çizili olduğu bir kağıda, bir ortaokul öğrencisi şu şiiri yazmıştı:

     Savaşları durdurun
       Kin dolu karanlık
       Bir dünya yerine
       Sevgi dolu aydın
       Bir dünya olsun.

       Balkanlar'da barış özlemi... Güvenlik ve istikrara duyulan hasret... Yoksulluğun yenilmesi... Demokrasi ve hukukun üstünlüğünü kuracak temellerin atılması...
       Bükreş zirvesiyle Başbakan Ecevit'in gündeminde bu konular var. Güneydoğu Avrupa ülkelerinin kendi kaderlerini artık kendi ellerine almaları gerekiyor.
     Berlin Duvarı yok artık!
       Ama hala ortalıkta dolaşan korkunç hayaletler var, bu güzelim toprakları kana bulayan, nefret ve düşmanlık ekmeye devam eden. Çoğu Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra hortladı:
     Aşırı milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, ırkçılık... Bu hayaletlerden -başta Slobodan Miloşeviç'ler olmak üzere - kurtulmadıkça, Balkanlar'da ne kalıcı barış kurulabilir, ne de topyekün kalkınmanın kapısı açılabilir.
       Güneydoğu Avrupa ülkelerinin kendi aralarında gerçek bir işbirliği mekanizmasını bir an önce kurmaları gerekiyor. Bu mekanizmanın kriz yönetimiyle kriz önlemeyi de kapsaması şart. İşbirliğinin mali boyutuyla ilgili fon projesi de bir başka ciddi konu... (Türkiye'nin kendisinden de bu fona gerekli mali katkıyı yapması tabii ki beklenir).
       Bükreş zirvesinin Güneydoğu Avrupa'da, yani Türkiye'nin bir yerde Avrupa'ya açılan kapısı Balkanlar'da, barışın temellerini atmasını diliyoruz.



Yazara E-Posta: h.cemal@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR