Ekonomide iyimserlik dalgası kalıcı olabilir mi?

Ekonomide iyimserlik dalgası kalıcı olabilir mi?


Ekonomide uzun süredir ilk kez iyimser sayılabilecek bir dalga kabarmaya başladı. Borsanın yükselmesi, doların düşmesi bu açıdan olumlu göstergeler. IMF'den ek kaynağın kesinleşmesiyle birlikte yakın geleceğe dönük beklentilerin de iyileştiği gözleniyor.
Kalıcı mı?..
Önümüzdeki dönemde büyümenin kapısı aralanabilir mi? Dışarıdan borçlanma yolu açılacak mı? Olay gerçekten dönmeye mi başlıyor?
Yani dibi bulduk mu?
Yoksa geçici mi?..
Yine aldatıcı bir esinti mi?
Bu soruları sormak zorundayız. Yakın geçmişin acı dersleridir bu soruları hemen akla getiren. Siyasete, hükümete duyulan güvensizliktir.
Ne yazık ki öyle.
Tabii başka sorular da var gündemde. Özellikle Washington'daki hava değişimiyle ilgili bazı sorular.
Amerikan Hazine Bakanlığı'yla IMF'den üst üste olumlu açıklamalar geldi. Ecevit hükümetinin ekonomik performansının iyiye gittiğine işaret ediyor bu açıklamalar.
İşler gerçekten iyi mi?
Yoksa 11 Eylül sonrası mı? Yani 'tek laik ve demokratik Müslüman ülke modeli' olarak Türkiye'nin Washington nezdinde artan stratejik ağırlığı mı?
Ya da ortası mı?
Yani ikisinin karışımı mı?
Sorgulama birçok bakımdan uzatılabilir. Bunca tecrübeden sonra yoğurt çaresiz üflenerek yeniyor.
Sözgelimi, Ecevit hükümeti IMF ile üç yıllık yeni bir anlaşmaya hazırlanıyor. Türkiye'ye ek kaynak, bu anlaşmanın koşullarına göre dilim dilim verilecek. Devletin küçülmesi herhalde bu koşulların arasında başı çekecek.
Peki gereği yapabilecek mi?
Enflasyon ve işsizlikten dolayı zaten ayakta olan işçi ve memur sendikaları bu konuda nasıl ikna edilebilecek? Koalisyonun iç uyumu, Telekom örneğinde olduğu gibi, yumurta kapıya dayandığında ne olacak?
Ya seçim ihtimali?
Yeni IMF anlaşmasının süresi üç yıl olarak öngörülüyor:
2002, 2003, 2004.
Seçimin normal zamanı 2004 yılı nisan ayı. O zamana kadar dayanabilir mi bu hükümet? Koalisyon ortaklarına bakarsanız, dayanabileceğini söylüyorlar.
Belki de elleri mahkum!
Çünkü bir erken seçim üç partinin de intiharı olabilir. Araştırmalar, koalisyon partilerinin bugün için seçim sandığından çıkamayacaklarını gösteriyor.
O yüzden, hiç olmazsa ekonomide bazı şeylerin iyiye gitmeye başladığını görmeden önce seçim istemeleri uzak ihtimal.
Görüldüğü gibi biraz tırtıklamaya, biraz derine doğru inmeye başlayınca, gölgeler koyulaşıyor. Birkaç gündür hissedilmeye başlanan iyimser esintilerle ilgili olarak daha sorgulayıcı tahliller hemen suyun yüzüne vuruyor.
Ama şu söylenebilir:
Ekonomide zaman kazanıyoruz.
Yeni bir fırsat geçiyor Türkiye'nin eline. Bunda hem ekonomik gelişmelerin hem dış konjonktürün, yani 11 Eylül'ün payı var.
Koalisyon hükümeti eğer bundan sonra dikkatli davranır, büyük hatalar yapmaz ve bazı adımları atmakta gecikmezse, - tabii dünya da 11 Eylül'den daha kötüye gitmezse - nefes almaya başlar ülkemiz de...
Şimdi sorabilirsiniz:
Peki ya niçin bu kadar çok soru işaretli bir yazı yazdın diye...