Havada uçuşan beyaz balonlar!

Lübnan'a, Beyrut'a gidersin, trajediye doymayan topraklar...Filistin öyle, Kudüs öyle...Mostar'ı, Kuneytra'yı hatırlarsın, için acır...Irak'a, Bağdat'a gidersin, kan ağlayan topraklar...Afganistan öyle, Kâbil öyle...Ya Güneydoğu?..Şehit cenazeleri... Taziye çadırları... Faili meçhuller... Kendi yurdunda sürgün olanlar... Yakılmış köyler...Trajediye doymadı mı Güneydoğu da?Yeterince acı çekmedi mi?Sabah vakti yola çıktık Mardin'den Midyat'a doğru.Hava güzel.Güneş altında sonbahar renkleri insana yaşama sevinci aşılıyor. Tepelere doğru kat kat yükselen üzüm bağları kızarmış, sararmış, iyice pastelleşmiş...Matiat Oteli'nde akşam, fasıl kurulmuş söylüyor coşkuyla, Türkçe, Kürtçe, Arapça... Hafif tatlı Süryani şarapları, kırmızı...Midyat'ın Süryani şaraplarını Apê Musa anlatmış, Orhan Miroğlu'nun kitabı, "Dijwar, onlara dair her şey"de, (Avesta Yayınları).Midyat'tan Nusaybin'e gidiyoruz.Beyazsu Irmağı akıyor yanımızdan köpüre köpüre...Yol boyu elimden düşmedi Orhan Miroğlu'nun kitabı. Vedat Aydın, Musa Anter, Mehmet Sincar cinayetlerini anlatıyor, roman gibi... Apê Musa'nın 'faili meçhulü'nde kendisinin de kıl payı ölümün kıyısından nasıl döndüğünü öğrenirken insanın içi ürperiyor. Hasan Cemal;Bu güzelim sonbahar sabahında şimdi nereden çıktı bu trajediye doymayan topraklar?..Ama bak ne yazıyor kitap:"Vah vah, ne acı şeyler yaşanmış demek, bugün yetmiyor, yetmeyecek. Gerçeği bilmeye, geçmişi hatırlamaya ve birbirimizi keşfetmeye dair uzun bir yolculuğa çıkmanın arifesindeyiz diye düşünüyorum ve bu yolculuğun sadece tarihsel bir merakı gidermeye dayanmadığını da biliyorum."Bir başka deyişle:Geçmişle yüzleşmek, geçmişi sorgulamak...Bak Hasan Cemal;Fasıl heyeti "Adalar sahilinde"yi söylemeye başladı. Sonbahar renkleri güneşin altında çıldırtıcı... Üstelik birazdan Mardin'e varınca, Mezopotamya Ovası'nı kuşbakışı seyre dalacaksın tepelerin üstünden...Hani derler ya:"Venedik'i gör ve öl!"Mezopotamya Ovası da öyledir, harikulade bir manzaradır. Bu mevsim sarıya boyanmıştır, sonsuzluğa doğru uzanırken...Sonra, Söğütlü köyünde öğrenciler bekliyor. Artık onların da hayalleri olacak, çünkü okullu oluyorlar. Gül Oğuz'la Mustafa Oğuz'un yaptırdıkları, (mimar Berna Bora'nın projesini çizdiği) Sıla İlköğretim Okulu'yla Kültür Evi birazdan açılacak.Biliyorum, insanlık sürgit acı çekmez.Gün gelir trajediye doyar.Acılar olgunlaştırır!Belki de barış asıl o zaman gelir Orhan Miroğlu kardeşim...Fasıl heyeti coştu, Kürtçe de, Türkçe de, Arapça da söylüyor. Bardaklarda kırmızı Süryani şarapları ve rakı, barış ve kardeşliğe...Sıla Okulu'ndaysa bayram havası.Vur davulcu vur, daha da sıkı vur! Çal zurnacı çal, daha da oynak çal!İnan, güzel günler gelecek.Kulak ver Hasan Cemal;Albinoni çalıyor!Dün öğle vaktiydi.Nusaybin'in Söğütlü köyünde Sıla İlköğretim Okulu, Albinoni'nin bir adagio'suyla açılıyordu.Ve havada barış adına beyaz balonlar uçuşuyordu.İyi pazarlar sevgili dostlar! h.cemal@milliyet.com.tr Bosna'ya, Kosova'ya gidersin, trajediye doymayan topraklar...

DİĞER YENİ YAZILAR