Hayaldi, gerçek oldu!

Hayırlı olsun.Olmaz deniyordu.Ayak diretenler, projeyi azimle kovalayanlar hayalperestlikle damgalanıyordı. Kimine göre rüyaydı.Ama sonunda gerçekleşti.Bakü, 1997'nin eylül ayı.Bir Türk müteahhidinin yaptığı Hyatt Regency Oteli'nin havuz başı. Bir masada, petrol zenginliği açısından geleceğin Kuveyt'i olarak nitelenen Azerbaycan'ın Başbakan Yardımcısı Abid Şerifov'la sohbet ediyoruz. Hazar petrolünün Batı pazarlarına nasıl akıtılacağını anlatıyor.Ama daha çok aynı masada bulunan Şarık Tara'yı ikna etmeye çalışıyor. Önüne bir kâğıt peçete alıp üstüne çizmeye başlıyor:Hazar Denizi, Karadeniz, Akdeniz. Hazar'ın kıyısına Bakü yazıyor. Karşı kıyıda Kazak petrollerinin çıktığı Tengiz kuyularını işaretliyor.Sonra bir hat çiziyor:Tengiz'den başlayıp Hazar Denizi'ne geçen... Bakü'ye gelen, oradan Ermenistan'ı sollayarak Gürcistan'a giren... Daha sonra Doğu Anadolu ve İskenderun Körfezi'nden Akdeniz'e ulaşan bir hat bu:Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı...Türkiye açısından stratejik, ekonomik ve siyasal nedenlerle yaşamsal önemdeki boru hattı projesi bu. Soruyorum, gerçekleşecek mi diye.Abid Şerifov:"Merak etmesin Türkiye" diyor gevrek bir kahkaha atarak, "Baba'nın politikası muhkem, yani sağlam.""Kim bu baba?"O tarihte Cumhurbaşkanı olan Demirel'i kastederek,"Yalnız sizin babanız yok; bizim de var: Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev..." diye yanıtlıyor. Ertesi gün Azerbaycan'ın babasıyla randevum var. Bakü-Ceyhan'a Demirel gibi baştan beri sahip çıkmış olan Haydar Aliyev, kendisiyle Başkanlık Sarayı'nda görüşürken kararlılığını dile getiriyor:"Yakınlarda Amerika'da da söyledim. Neftin (petrol)pazara çıkışı konusunda Türkiye'de Ceyhan'dan Akdeniz'e çıkacak dedim. Bu konuda dört alternatif var. Benim tercihim Bakü-Ceyhan..."1997'nin eylül ayında Bakü'den Moskova'ya geçmiştim. Rus yetkililerin Bakü-Tiflis-Ceyhan'ı ince ince nasıl engellemek istediklerinin tanığı olmuştum.Aynı tarihlerde Washington'da ise hava tam tersiydi.Başkan Clinton yönetimi, Türkiye'yle Azerbaycan'ın arkasına koymuştu tüm ağırlığını. Clinton'ın Rusya politikasının mimarı sayılan ABD Dışişleri Bakan Vekili Strobe Talbott birkaç ay önce 21 Temmuz 1997'deki konuşmasında şöyle demişti:"200 milyar varillik petrol rezervine sahip Hazar Havzası, Amerika bakımından yaşamsal bir çıkar bölgesidir. Dünyanın yirmi birinci yüzyıldaki bu enerji deposu, Rus hegemonyasına bırakılamaz. Biz Amerika olarak Bakü'den Türkiye'ye gidecek boru hattını özellikle destekliyoruz."Bir yandan bu destek, öte yandan bir Haydar Aliyev'in, bir Süleyman Demirel'in ve Ankara'daki hükümetlerin siyasal kararlılığı bu dev projenin gerçekleşmesinde belirleyici oldu.Hayal gerçek oldu!Uygarlıkların düğüm noktasındaki Türkiye, bu kez petrol ve doğalgaz boru hatlarıyla Ortadoğu sularının kesiştiği bir kavşak noktası haline geliyor. Avrasya'nın kalbine oturmuş bir ülke olarak yeni bir bölgesel ağırlık ve önem kazanıyor.Dileriz, Türkiye evinin içini düzeltmeye devam eder ve önündeki yol haritasında yıllar sonra büyük faturalar ödeyerek yakalamış olduğu istikrarını bozacak sapmalara fırsat vermez. Eğer tarihimizin ve coğrafyamızın bize sunduğu nimetlerden yararlanabilirsek, daha güzel bir geleceğe doğru yol almamamız için hiçbir neden yok. h.cemal@milliyet.com.tr Evet, bir hayaldi ama gerçek oldu. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattından söz ediyorum. Türkiye'yi dünya enerji yollarında son derece stratejik bir kavşak noktası haline getirecek olan ve yüzyılın projesi sayılan bu boru hattına geçen çarşamba gününden itibaren petrol pompalamaya başladı.

DİĞER YENİ YAZILAR