Hukuk devleti ile hukuk dışılığı yüceltmek!

Hukuk devleti ile hukuk dışılığı yüceltmek!


Bir yanda hukuk devleti... Bir yanda devlet işleriyle ilgili olarak hukuk dışılığı yüceltmek... Ya da bilerek, bilmeyerek hukuk dışılığa prim verici tavır almak...
Kısa yazımın konusu böyle.
Kısa, zira bugün köşemin altında Bayındırlık Bakanı Abdülkadir Akcan'ın bir açıklaması yer alıyor.
Niye böyle bir yazı?
Susurluk davası geçen ay sona erdi. 14 sanık hakkındaki ağır hapis cezaları Yargıtay'dan geçerek kesinleşti. Bu konuyla ilgili 19 Ocak 02 tarihli yazımda, gerçek Susurluk'un 14 mahkumiyetin çıktığı bir davadan ibaret olmadığını belirtmiştim.
Sonra da şunları eklemiştim:
"Susurluk daha derine gidiyor. Altında, PKK ve bölücü terörüne karşı 1980'lerin başından itibaren verilen haklı ve meşru mücadele yatıyor. Bu yıllarda bazen hukuk devletinden sapıldığı, insan haklarının çiğnendiği malum. Peki, devletin ağzı süt kokmaz diyerek bunlar aklanabilir mi? Kimine göre evet. Soru ve sorun burada düğümleniyor. Tartışılan bir konu... Ama bence hukuku savunmaktan başka çaremiz yok."
Bu yazımdan sonra Susurluk davasında çete kurmaktan ağır hapis cezalarına çarptırılan Korkut Eken'le Ayhan Çarkın'ın röportajları yayımlandı basında.
Dikkatle okudum ikisini de.
Gerçek Susurluk'un çok daha derine gittiği ve karanlıkta bırakılmak istendiği konusundaki görüşüm daha da pekişti, Saygı Öztürk'le Ayşe Arman'ın röportajlarını okuyunca...
Güç, devletin elinde. O yüzden devletin hukuka tabi olması gerekir. Yoksa vatandaşı devlete karşı korumak imkansızlaşır. Orman kanunları geçerli olur devlet ve toplum yaşamında...
Onun için devlet işlerinde hukuk dışılığı yüceltmekten ya da yüreklendirmekten özenle kaçınmalıyız. Bilerek ya da bilmeyerek hukuk dışılığa prim açıcı tutumlardan uzak durmakta yarar var.
Hukuku savunmaktan başka çaremiz olabilir mi?

AÇIKLAMA
Geçen haftaki bir yazımla ilgili olarak Bayındırlık ve İskan Bakanı Prof. Dr. Abdülkadir Akcan'dan bir açıklama geldi.
Aynen yayınlıyorum:
"Gazetenizin 9 Şubat 2002 tarihli nüshasında yer alan 'Koalisyon hükümeti ağır sorumluluk altında' başlıklı yazınızı okudum. Yazınızda bana atfen kaleme aldığınız '...Son örnek; Bayındırlık Bakanı Abdülkadir Akcan'ın afetzedeye yardımı koşula bağlayan bir hükümet kararnamesi konusunda (Geçin onu!) diyebilmesinde yatıyor. Bu zihniyetin kırılması şart...' şeklindeki ifadelerin gerçekleri yansıtmadığını açıklıkla ifade etmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi; Afyon Sultandağı depreminin ardından gündeme gelen Zorunlu Deprem Sigortası ile ilgili tartışmalar halen devam etmektedir. Bu arada Zorunlu Deprem Sigortası ile ilgili olarak kanun hükmünde kararname ile yapılan düzenlemenin, kanun şeklinde çıkarılmasına yönelik tasarı da TBMM'nin ilgili komisyonlarında görüşülmeye devam edilmektedir. Özellikle Sultandağı depreminin ardından, basının Zorunlu Deprem Sigortası ile ilgili sorularına en çok muhatap olan bir bakan olarak, şimdiye kadar bu düzenlemeyi zaafiyete uğratacak bir beyanımın kesinlikle olmadığını belirtmek istiyorum.
Hatta tam tersine, incelemelerde bulunmak üzere en son 9 - 10 Şubat 2002 tarihlerinde gittiğim Afyon'da gerek ulusal televizyonların canlı yayınlarına, gerekse programımı izleyen basın mensuplarına; Afyon'dan seçilmiş bir milletvekili ve afetle çok yakından ilgili ve sorumlu bir bakan olarak, felakete maruz kalan ve özellikle ekonomik bakımdan zorda olan bu yöreye, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde mutlaka yardım edilmesi gerektiğini, ancak bunu yaparken de zorunlu sigorta sisteminin kesinlikle zaafiyete uğratılmaması gerektiğini ifade ettim.
Vatandaşları, evlerini zorunlu deprem sigortası yaptırmaya çağırdığıma ve devletin imkanlarının sınırlı olduğuna dair yazılı basında yer alan haberleri de dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bu ifadeleri, vatandaşlarımızı bilgilendirme adına katıldığım hemen her televizyon programında da özellikle vurguladım.
Afyon'da başka, Ankara'da başka demeç verseydim, bu durumun, gerek yerel, gerekse ulusal basının dikkatinden kaçması herhalde mümkün olmazdı. Yazınızda bana atfen yer alan 'geçin onu!' şeklindeki ibare, Zorunlu Deprem Sigortası'nın köyleri kapsayıp kapsamadığına ilişkin soruya, köyler kapsam dışında olduğundan, o noktada bir sıkıntı ve tartışma bulunmadığını belirtmek için verdiğim kısa bir cevaptan ibarettir.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini teminen bu açıklamayı yayınlamanızı dilerim.
Bayındırlık ve İskan Bakanı Prof. Dr. Abdülkadir Akcan"