İsrail: Arafatizm devam edebilir

Şaronun siyasal danışmanı Zalman Şoval, Arafatizmin devam edebileceğini, kısa yol arayışlarının sakıncalı olacağını söylüyor

Doğu Kudüsteki Paşa Restoranda Filistinli aydınlarla geçen akşam sohbet ederken kulağıma çalındı.Masada, İsrail - Filistin Araştırmaları Merkezi Direktörü Zekeriya Al Qap, Siyasal Bilimler Profesörü Munther Dejani, Jerusalem Times gazetesinin yayımcısı ve Arafatın eski barış müzakerecisi Hanna Siniori ile Türkiyenin Kudüsteki duayen başkonsolosu Hüseyin Avni Bıçaklı vardı. Küçük hayaller ya da büyük umutlar! Filistinli şair Mahmut Dervişin bir dizesi bu. Filistinliler ile Yahudileri olmayacak hayallere dalmak yerine, gelin yapılabilecek olanı yapalım, küçük umutlarla yetinelim diyen bir dize. Yani realpolitik kokan ve savaşan tarafları gerçeğin soğuk yüzüne çağıran bir ses... Biri şöyle dedi:"Küçük umutlar nedir, büyük hayaller nedir? Filistin topraklarının yüzde 78i 1967deki Altı Gün Savaşıyla İsrailin eline geçti. Bizim tam elli yılımızı aldı bu yüzde 78i kabullenmemiz. 93 Oslo ile evet dedik sonunda. Buna karşılık topraklarımızın hiç olmazsa geri kalan yüzde 22sinin tümüyle Filistinlilere ait olduğunu kırk yıldır kabul etmiyor İsrail. Büyük hayallerin peşinde! Sanıyor ki bir sabah kalkacak ve bir bakacak bütün Filistinliler def olup gitmiş... Tabii Filistinliler arasında da büyük hayallere dalan yok değil. Kalan yüzde 22nin üstünde bir Filistin devleti kurulmasıyla yetinmek istemiyorlar. Bir gün bütün Yahudilerin bu topraklardan çekip gideceklerinin hayalini kuruyorlar."Peki suçlu kim?Elbette İsrail suçlanıyor.Yüzde 22nin üstünde, başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız bir Filistin devletini hâlâ reddetmekle İsrailin büyük bir umutsuzluğa yol açtığını, bu adaletsizliğin çukurunda şiddet politikalarının doğduğu anlatılıyor. Hayal kuruluyor Biri diyor ki:"İşsizlik ve yoksulluk diz boyu. Her akşam yemek masasına ekmek koyamayan bir babanın ruh halini bilir misin? O masada oturan çocuklarının gözleri, bakışları o babayı bin kere öldürür. O da, çocuklarıyla her akşam göz göze gelmek yerine, bir kere ölmeyi tercih eder. Eline silahı bombayı alır, hatta kendisi canlı bomba olur."Bir başka deyişle:Kanla beslenen bir kısır döngü... Bu nasıl kırılacak? Bu açıdan Arafat sonrası bir fırsat penceresi açıyor mu? Beş gündür bu topraklardayım. Dikkat ediyorum, bütün ilgili taraflar iyimser konuşmaya özen gösteriyor. Ama biraz deşince, kimsenin öyle umut beslediğini göremiyorum. Soru işaretlerinin kuyrukları birbirlerine dolanıyor. Tedirgin bir bekleyiş ağır basıyor daha çok.Bu havada olanlardan biri de Zalman Şoval. Kıdemli bir diplomat. İsrailin Washingtonda iki kez büyükelçiliğini yapmış. İktidardaki Likud Partisinin dış politika sorumlusu. Ama daha önemlisi, Başbakan Şaronun yakın çevresinden ve uzun zamandır Şaronun siyasal danışmanlığını yapıyor.Kendisiyle geçen yıl da görüşmüştüm. Filistinlilerle barış konusunda, acele işe şeytan karışır havasındaydı. İlk aşamada, geçici sınırlar içinde bir Filistin devletinin çok büyük bir başarı olacağını söylemişti. Böyle bir devletin Gazzeyle Batı Şerianın bir bölümünde kurulabileceğini belirtirken, nihai barışın daha uzun zaman alacağını sözlerine eklemişti.Bugün de farklı düşünmüyor.Arafatın sahneden çekilmiş olmasını bir umut penceresi olarak değerlendiriyor. Ama fazla abartmıyor. Çünkü Arafatizmin devam edebileceğini, kısa yol arayışlarının sakıncalı olacağını, yani mucize beklenmemesi gerektiğini sözcüklerini seçe seçe söylüyor. Kanla beslenen döngü Tartışılan bir soruyu soruyorum:"Arafatın yerine Mahmut Abbas seçilirse, ki öyle gözüküyor, Enver Sedat olabilir mi? Mısırda Sedat başkanlık koltuğuna oturunca siyasette devrim yapmış, Nasırizmi özellikle İsraille ilişkilerde hiç beklenmedik şekilde sona erdirmişti. Kudüse kadar gelip İsraille barış yapabilmişti. Mahmut Abbasın bu şansı var mı?"Şaronun danışmanı buna pek ihtimal vermiyor: "Enver Sedatın arkasında ordu vardı. Mahmut Abbasın nesi var? Böyle bir iktidar tabanı yok ki Abbasın. Bu yüzden herkesle iyi geçinmek zorunda, herkese elma şekeri dağıtmak zorunda..."Bir iyi, bir kötü senaryo yazmasını istiyorum Şaronun siyasal danışmanı Zalman Şovaldan.Özetle diyor ki:"Yalnız Haması, İslami Cihatı değil, birçok büyüklü küçüklü silahlı grupların Mahmut Abbas tarafından kontrol altına alınması... İsraile karşı terörün durması... İsraile karşı düşmanca, kışkırtıcı açıklamalara son verilmesi... Ders kitaplarının yeniden yazılmaya başlaması... Filistin tarafında sivil toplumun, hukuk devletinin gelişmesi... İsraille Filistin arasında iletişimin, ticaretin güçlenmesi... Ve günün birinde iki tarafı nihai barış için buluşturabilecek böyle bir sürecin işlemeye başlaması... İyi senaryo bu. Zaman alabilir. Ama önce önemli olan, barış içinde birlikte yaşamanın altyapısını oluşturmaya başlamaktır. Avrupa Birliğinin bir barış projesi olarak tarihte sahne alması ne kadar acılı ve ne kadar zaman tüketici olmuştu. İsrail - Filistin çatışmasının da yüz yıllık bir geçmişi var, unutmayın bu noktayı. Önümüzdeki dört yıl çok hayati... "Felaket senaryosuna gelince...Şöyle özetliyor Şaronun danışmanı:"Mahmut Abbasın yeni başkan olarak silahlı grupları denetim altına alamaması, ipleri elinden kaçırması... Filistin tarafının kaos ve iç savaş ortamına sürüklenmesi... İranın Hizbullahla, diğer bazı gruplarla ortalığı daha beter karıştırması... İsrailin askeri operasyonlara geçmesi... Tabii hiç arzu etmediğimiz trajik bir durum olur böyle bir kötü senaryonun gerçekleşmesi."Başbakan Şaronun siyasal danışmanı Şoval iyimser olmaya çalışıyor. Arafat sonrasında bir umut bulunduğunu söylüyor. Bu arada başkanlık seçimleri için İsrailin Filistin tarafına, Doğu Kudüste oy verme dahil yardımcı olacağını sözlerine ekliyor. Son cümlesine gelince, "Güveni yıkmak çok kolay, ama yeniden inşa etmek çok güçtür" diyor Şaronun danışmanı Zalman Şoval sohbetimizi noktalarken.Güven, güvensizlik!Ramallahta genç bir Filistinli milletvekiliyle buluşmaya giderken düşündüğüm iki sözcük. Nereye gitseniz karşınıza çıkıyor bu topraklarda. Yahudi Filistinliye, Filistinli de Yahudiye güvenmiyor, inanmıyor. Birbirlerini sevmiyorlar, hatta nefret ediyorlar. Abbasın tabanı yok Ramallahın Aslanlı Meydanı.Geçenlerde bir Filistinli asıldı burada, İsrail işbirlikçisi olduğu için... Meydandaki aslan heykellerine yaslanmış Filistinli gençlerle sohbet ediyorum. Hepsi işsiz. İsraile küfrediyorlar. Barışa fazla şans vermiyorlar.Duvar yazısı:İsrail işgaline son!Terörist Şaron...El Halil milletvekili Muhammed Hurani 42 yaşında. Filistin hareketinin genç kanadından. İlk kez 16 yaşında İsrail hapishanelerine girmiş. Toplam altı yıl hapis yatmış. Filistin hareketinin ana gövdesini oluşturan El Fetihin perde arkasındaki güçlü isimlerinden.Mahmut Abbasın seçileceğini söylüyor. El Fetihin birlik içinde yol almasının barış açısından önemine işaret ediyor. Hamas ve şiddet konusunu açıyorum.Özet yanıtı:"Barış sürecine girilirse, bugün şiddeti meşru savunma olarak destekleyen Filistin halkında bir psikolojik değişim meydana gelir. Hamas da değişmek zorunda kalır, eski politikalarını hiçbir şey olmamış gibi sürdüremez." Hamas da değişebilir Şu sözleri de ilginç:"Haklısınız iki tarafın da meşru acıları var. Biz İsrail işgalinden çok fazla acı çektik, çekmeye de devam ediyoruz. Ama işgale karşı direndiğimiz için onlar da acı çekti, doğru bu da. Bu arada Yahudilerin tarihi trajedileri, bizim acılarımıza karşı onları kör etmemeli."Güven konusuna gelince..."Biz onlara, onlar bize güvenmiyor" dedi Muhammed Hurani, "Ama bu güven meselesinin çözümü engellememesi lazım. Önkoşullar, uzun geçiş dönemleri olmaz. Ya işgal sona erer ya da ermez. Ya barış olur ya da olmaz. Esas fren yapacak olan İsrail. Duvarın inşası sürüyor. Yeni yerleşimler durmadı. Barış süreciyse eğer, iyi niyetse önce bunlara fren yapılsın."Yarınki beşinci yazıda, İsrailin bilge devlet adamı ve ana muhalefetteki İşçi Partisinin lideri Şimon Peresten Milliyete açıklamalar... Arafat sonrası Ortadoğu - 3 / HASAN CEMAL KUDÜS Arafat sonrası Ortadoğu - 2 / HASAN CEMAL GAZZE Arafat sonrası Ortadoğu - 1 / HASAN CEMAL RAMALLAH, Batı Şeria h.cemal@milliyet.com.tr Karşılıklı güven yok